Konu:Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:83
Tarih:12/04/2020


Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zor ve ilginç günlerden geçiyoruz. Bütün Türkiye'yi sağlığını korumak için evlerine hapsediyoruz, böyle de yapmalıyız; yurt dışından gelenleri enterne edip yurtlarda karantinaya alıyoruz, böyle de yapmalıyız. Öte yandan, cezaevlerinde bir anlamda karantinada olan 300 bin kişinin üçte 1'ini serbest bırakıyoruz. İktidarın ve toplumun yaşanan salgın krizinden dersler çıkarması gerekiyor. İktidarın alması gereken derslerin en önemlisi, siyasetin bilime ve uzmanlığa değer vermesinin hayati önem taşıdığıdır. Bu yasa yapılırken hazırlık aşamasında keşke ceza hukukçuları ve anayasa hukukçularının bilgilerine daha fazla değer verilseydi, bu yasa daha sağlıklı bir zemine otursaydı.

Öte yandan, corona salgını bütün dünyada bir kısım siyasetçiyi cidden şaşırttı, Türkiye'de de AK PARTİ iktidarını şaşırttı. Biz İYİ PARTİ olarak, Dünya Sağlık Örgütünün uyarısı üzerine Türkiye'de hazırlanan, geçen sene hazırlanan salgın hastalıklara karşı protokolü Aralık 2019'da hemen devreye sokmadığınız için sizi haklı olarak eleştiriyoruz. Ancak, siz Türkiye'de geç kalırken, hastalığı büyük ölçüde kontrol altına alan ve bugünlerde övgüler de alan Pekin de ilk tepkiyi göstermekte geç kalmıştı. Sadece Çinliler mi geç kaldılar? Hayır; İngilizler, Fransızlar, İspanyollar, İtalyanlar ve Amerikalılar da çok geç kaldılar, onlar da sizin gibi şaşırdılar. Oysa, Ekim 2005'te dönemin Amerikan Başkanı George Bush yaptığı bir basın toplantısında, küresel bir salgının geleceğini, binlerce Amerikalının eğer tedbir alınmazsa öleceğini, 7 milyar dolarlık bir projenin bu salgınla mücadele için tahsis edilmesi gerektiğini söylemişti. Washington gereken önlemleri almadı, bugün yerlerde sürükleniyor.

Öte yandan, Berlin, 2013'te, bu salgının Güneydoğu Asya'da bir hayvan pazarından kaynaklanacağını Federal Parlamentoya sunduğu raporda ortaya koymuş, gereken önlemleri aldı ve bugün çok iyi durumda. Keza Japonya, Güney Kore, Tayvan; Çin'den sonra salgının ilk ulaştığı ülkeler olduğu hâlde, salgını önceden aldıkları önlemleri çalıştırarak engellediler. AK PARTİ iktidarı, Bilim Kurulunu toplamak ve bilime değer vermekte ne yazık ki çok geç kalmıştır. Bundan sonra iktidarın, bilim ve uzmanlığın ne kadar önemli olduğunu anladığını ummak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu salgından çıkarılması gereken ikinci ders Pollyanna'cılıkla devlet yönetilemeyeceğidir. Evet, iyimser olalım ancak hesabımızı, en kötü durum senaryosunu hazırlayarak yapalım. En kötü durum senaryosunun gerçekleşme ihtimali yüzde 1 olabilir ancak bu, devlet yönetirken çok yüksek bir ihtimaldir ve corona salgınından çıkarmamız gereken üçüncü ders ise -hiç şüphesiz- devlet yönetiminin demokratik ortak akıl gerektirdiğidir. Bütün kararları bir tek kişinin iki dudağı arasına bırakır iseniz en doğru kararın alınması ve uygulanması yanlış olabiliyor. Sokağa çıkma yasağı doğru bir karar ama karar alınırken hukuken sakat bir zemine oturtuluyor ve milletin sokağa dökülerek salgının yayılmasının sağlanması gerçekleşiyor. Oysa amaç tam tersi, salgını engellemek ama muhtemelen Türkiye'de, cuma akşamı kadar bu virüsün yayıldığı bir dönem -o iki saat içerisinde yayıldığı kadar- hiç yaşanmamıştı. Demek ki uygulamalar sırasında ortak akıl çok önemli.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)