Konu:Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:82
Tarih:11/04/2020


Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel bir kriz yaşıyoruz, bu krizin çıkması AK PARTİ'nin suçu değil ama kriz yönetmek AK PARTİ'nin görevi. Fakat, kriz o kadar büyük ki bunu tek başına yapamaz, bütün toplumun desteğine ihtiyacı var.

Kriz yönetimi, kuralları olan bir yönetim şekli. Devletler, krizleri, protokollerle ve akılla yönetirler. Üstelik bu kriz tek bir dalgadan oluşan bir kriz de değil. Bugün, çok fazla ve doğrusunu yaparak krizin sağlık boyutunun üzerine odaklanmış bulunuyoruz ancak krizin sağlık boyutunu takip edecek olan boyutları, sağlık boyutundan daha tehdit edici. Bu gelen dalgaları göğüslemek için toplumsal birliğe ihtiyaç olduğu kesin. Bu birliğin sağlanmasında iktidara büyük görev düşüyor ancak iktidar, birliği sağlamamak için elinden geleni yapıyor, gerilim ve yabancılaştırma politikasıyla yönetmeye devam ediyor. İleride bugünler akademik ve bürokratik incelemelere konu olacak ve "Kriz yönetimi nasıl yapıldı?" diye incelendiğinde "Nasıl yanlış yapılır?"a bir örnek olarak ortaya konulacaktır.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki dönemde AK PARTİ'nin istediğinden daha fazla gerilim zaten olacak. Küresel fay hatları kırılır, yerkürenin jeopolitiği yeniden otururken iç ve dış o kadar çok gerilim ve tehditle karşılaşacağız ki. Toplumları birleştiren birçok şey vardır, bunlardan birisi de korkudur ancak iktidarın izlediği politikalar korkunun bile bizi birleştirmesini engelliyor. Önümüzdeki günlerde muhtemel sosyal patlamaları önleyecek toplumsal dayanışma büyük önem taşıyor. Hepimiz "Yardım edelim." diyoruz, hepimiz "Elimizdeki imkânları aç ve açıkta olanlar için kullanalım." diyoruz, "Olmaz, sadece biz yardım ederiz, siz edemezsiniz." diyorsunuz. Neden? Bırakın, herkes yardım etsin. "Biz bize yeteriz." diyorsunuz; tamam güzel, siz size yetin, siz size yetin ama bu ülkede sizin dışınızda insanlar da var.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Aynı gemideyiz.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) - Bu ülkede, iktidar, milleti, "iktidarı destekleyenler ve muhalefeti destekleyenler" gibi iki ayrı millete bölmeye devam ediyor. Bundan sadece düşmanlar çıkar sağlar ve buna sadece düşmanlar sevinir. Size oy vermeyenlerin oy verdiği siyasi partiler, sizin düşmanınız değil, sadece siyasi rakibiniz. Hem, içeride ve dışarıda bu kadar çok düşman varken içerideki muhalefeti düşmanlaştırıp düşman sayınızı artırmayın, çok farkında olmasanız da muhalefete ihtiyacınız var.

Değerli milletvekilleri, -çok çarpıcı ve kabul edilebilir değil- bir örnek: Eskişehir Belediyesinin yirmi yedi seneden beri çalışan aşevinin banka hesaplarına el koymak nasıl bir anlayış? Bu anlayışla, birliği sağlamak mümkün mü? Ankara Belediyesinin, İstanbul Belediyesinin aç insanlara yardım etmek için girişimde bulunmasını neden engellersiniz? Böyle, gelecek dalgaları göğüslemek mümkün olur mu? Bugün yapılması gereken millî birliği Türkiye Büyük Millet Meclisinden başlayarak güçlendirecek adımlar atılmasıyken, gündeme hem kamuoyunu gerecek hem toplumu ayrıştıracak yeni yasa teklifleri getiriyorsunuz, baskıcı yasa teklifleri. Böyle kriz yönetilmez, böyle ancak kriz derinleştirilir. Aldığınız doğru kararları bile doğru uygulamıyorsunuz. Dün akşam yaşadıklarımız ortada. Evet, sokağa çıkma yasağı ilan edilsin, bunu muhalefet olarak günlerden beri söylüyoruz ama böyle mi yapılır bu? Böyle mi yönetilir? Üstelik bunu yaparken bir hukuk devletinin davranması gerektiği gibi de davranmıyorsunuz. Hans Kelsen'in ortaya koyduğu ve "Kelsen Normları" diye anılan evrensel hukuk ilkeleri vardır. Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yasalar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelik ve genelgeler sıralamasıyla uygulanır. Sokağa çıkma yasağını normlar hiyerarşisine aykırı şekilde ilan ettiniz. İçişleri Bakanı açıklama yapıyor: "Cumhurbaşkanının talimatıyla ilan ettik." diyor. Ya, Anayasa'nın 13'üncü ve 14'üncü maddesini hatırlamıyor musunuz? Bunlar Cumhurbaşkanının kararıyla düzenlenebilecek alanlar değil. Cumhurbaşkanının kararına gerek de yok. Bu konuda 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gerekli bütün düzenlemeleri yapmış. Bunları göz önüne almıyorsunuz ve hukuk devleti ilkesini doğru bir iş yaparken bile çiğniyorsunuz. Doğrusu, kriz böyle yönetilmez, kriz böyle ancak derinleştirilebilir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)