Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:41
Tarih:15/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) - Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; saygıyla selamlıyorum her birinizi.

Efendim, 2013 bütçesinin gayrimeşru bir bütçe olduğunu Genel Başkanımız ve grup başkan vekilimiz söylemişlerdi. 2011 yılı kesin hesabına ekli sunulması gereken dış denetim, faaliyet ve mali istatistiklere ilişkin genel değerlendirme raporları 2013 bütçesinde sunulmadı. Dolayısıyla, bugün yaptığımız görüşmeler gerçekte yoklukla maluldür.

Görüştüğümüz bakanlıkla ilgili olarak, Başbakanın bütçe sunuş konuşmasında yalnızca bir cümle gördüm, sayfa 58'de "AR-GE ve inovasyona ayırdığımız kaynağı her yıl artırmaya devam edeceğiz." cümlesi ve ayrıca "Fezaya uydu gönderiyoruz." diyerek AKP milletvekillerinin coşkulu alkışlarına konu olan açıklaması. Bunun dışında bütçe konuşmasında Sayın Başbakan bize Türkiye'nin ne sanayi stratejisi ne de bilim ve teknoloji politikasıyla ilgili herhangi bir yol gösterme olanağı sunmadı.

Bilgi, sanayi, teknoloji bir bakanlıkta birleştirilmiş durumda. Ben TÜBİTAK ve TÜBA kurumlarıyla ilgili olarak bazı saptamaları paylaşmak istiyorum ama ister istemez, bilim, teknolojinin yanı sıra sanayiyle ilgili birkaç saptamayı da dikkatlerinize sunmak isterim.

Efendim, TÜBİTAK 50 yaşında, TÜBA 20 yaşında. Bunlar daha önce Başbakanlığa bağlı kurumlardı, şimdi bir bakanlığın kuruluşları olarak faaliyet göstermeye çalışıyorlar. Bilim ve Teknoloji Bakanlığının sanayinin içerisinde eritilmiş yapısına TÜBİTAK ve TÜBA en somut örnekleri oluşturuyorlar. Öncelikle söylenmesi gerekir ki TÜBA'nın bu Bakanlıkla en küçük bir ilişkisi yoktur. Türkiye Bilimler Akademisi enstitü kurmaz, üretim yapmaz, verimlilik artırmak için çalışmaz. Türkiye Bilimler Akademisi, kuruluşu gereğince, bilim adamlarını özendiren, bilimsel araştırma tavrının doğrularını geliştirmek için bilim adamları arasında konuşan bir platformdur. Değerli milletvekilleri, Sanayi, Bilim ve Teknoloji Bakanlığının kuruluşu olarak böyle bir fonksiyonu nasıl işe yarar görebiliriz?

TÜBA -bildiğiniz gibi- henüz 20 yaşında olmakla beraber, 2011 yılında yani biz genel seçimlerin tam ortasındayken Hükûmet tarafından kanun hükmünde kararnameyle yeniden düzenlendi ve öyle bir düzenleme yapıldı ki TÜBA'nın 69 üyesi istifa etti, Avrupa Ulusal Bilimler Akademileri Federasyonu, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'e, yapılan işin bilime hakaret olduğunu söyleyen mektup yazdı ve biz Avrupa nezdinde, bilim politikamız bakımından protesto edildik. Türkiye Bilimler Akademisi, şimdi, 10 milyonluk bütçeyle, prestiji sıfırlanmış olarak ve yeri tümüyle yanlış, Sanayi, Bilim, Teknoloji Bakanlığının bir ayıbı durumundadır.

TÜBİTAK'a gelince, TÜBİTAK da Başbakanlıkta örgütlenmiş bir kurumken Sanayi, Bilim, Teknoloji Bakanlığının bağlısı hâline getirildi. Bir konuşmasında Sayın Bakan diyor ki: "Başbakanlığa bağlıydı da özerkliğine bir şey olmamıştı, Bakanlığa bağlandı da mı özerkliğine halel geldi?" Sayın Bakan, evet. Başbakanlığa bağlı olmak demek, tüm kamu yönetimine eşit mesafede ve tek işleve sıkışmamak demektir ama bir bakanlığa bağlı olmak demek, üstelik de tek işlevi geleneksel olarak sanayi olan bir bakanlığa bağlı olmak demek, TÜBİTAK'ın feza işlerini, tarım işlerini, nanoteknolojiyi, genetik bilimindeki ilerlemeleri yönetememesi demektir. Dolayısıyla özerkliğine, Başbakanlıktan alıp da Bakanlığınıza bağlarsanız, işini yapmaz hâle gelmesi nedeniyle büyük halel getirmiş olursunuz. Nitekim, TÜBA gibi TÜBİTAK da olmaması gereken yere sıkışmış bir hâlde, sanırım, tarihlerinin en kötü zamanlarını yaşıyorlar.

Efendim, biri 50 yaşında, biri 20 yaşında, Türk bilim dünyası için son derece önemli olan bu kuruluşların devlet örgütlenmesindeki yerini ivedilikle gözden geçirme gereğini Hükûmetimizin ve değerli milletvekillerimizin dikkatlerine sunuyorum.

Sanayiyle ilgili olarak Sayın Hasan Ören ve İzmir Milletvekilimiz çok önemli açıklamalarda bulundular. Ben, Plan Bütçe Komisyonunda, yine bir başka İzmir Milletvekilimiz Rahmi Aşkın Türeli'nin ve İstanbul Milletvekili Müslim Sarı arkadaşımızın sözlerini burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum: "Sanayi, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBA, TÜBİTAK örneklerinde olduğu üzere, bilim bakımından başarısızdır, sanayi bakımından da öngörüsüzdür."

Türkiye'de sanayinin gayrisafi millî hasıla içindeki payı 2002 yılında yüzde 21'den, 2012'de yüzde 19,9'a düşmüştür. İstihdamdaki payı da sanayinin, 2002 yılında yüzde 20'den 2012'de yüzde 19,5 olarak belirlenmiştir. Türkiye'de sanayinin gayrisafi millî hasıla içinde ve istihdam içinde birbirine denk olan payı şunu gösterir: Sınai kuruluşlarımız verimsizdir.

Tarımla ilgili örnekten daha iyi bilinir bu. Tarımın yüzde 25 istihdamda payına karşılık yüzde 8 gayrisafi millî hasıla payı vardır. O yüzden, tarımdaki verimsizlik hepimizin derdi olmuştur. Sanayideki durum da sanayinin verimlilik bakımından büyük sorunlar içinde yaşadığını net bir biçimde gösterir.

Sayın Bakan, "Düşük, orta, yüksek teknolojili sanayi yapısında, biz, orta ileri ve yüksek ileri sanayi teknoloji düzeyindeyiz." sözlerinizi ciddi olarak gözden geçirmeniz gerektiğini söylüyorum. Bunu, Kalkınma Bakanlığının resmî kaynaklarına dayanarak verdiğim -rakamları biraz önce söyledim- bu rakamlara dayanarak huzura getiriyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de ihraç ettiğimiz ürünlerin orta altı ve düşük teknolojili olanlarının oranı yüzde 75'tir.

Bu gerekçelerle, efendim, hem bilim hem sanayi politikası bakımından 2013 bütçesi reddedilmesi gereken bir bütçedir.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güler.