Konu:2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:40
Tarih:14/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ekonomi Bakanlığıyla ilgili görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Herkesi saygıyla selamlarım. Sayın Bakana da geçmiş olsun diliyorum buradan.

Aynı zamanda bir üzüntümü de paylaşmak isterim: Burada Ekonomi Bakanlığının ve sair bakanlığın bütçeleri görüşülüyor ama AKP sıraları boş. Bu, AKP'nin veya da Hükûmetin bütçe yapım sürecini ne kadar ciddiye aldığının bir göstergesidir diye düşünüyorum.

Konumuza dönecek olursak: Benim elimde bir karne var, AKP Hükûmetinin ekonomi karnesi. Burada davranış notları var, davranış notlarından başka bazı derslerde alınmış notlar var. Büyüme, işsizlik, dış denge, borçlar, enflasyon ve maliye politikası, bunlar başarısız notlar. Gördüğünüz gibi başarısız. Neden başarısız olduğunu anlatmaya çalışayım.

Birincisi: Büyüme. Önce şu yanılgıyı lütfen bir tarafa bırakalım, Türkiye Cumhuriyeti, AKP hükûmetleri döneminde çok yüksek büyümemiştir değerli arkadaşlar. Devletin resmî rakamları: Cumhuriyet kurulduğundan, 2002 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti ortalama yüzde 5 büyümüştür. AKP hükûmetleri döneminde de 2015'e kadar büyüme varsayımlarının gerçek olacağını ya da bu hedeflere ulaşılacağını varsayarsak ancak yüzde 5 büyüyecektir. Dolayısıyla, AKP hükûmetleri döneminde Türkiye'nin çok yüksek büyüdüğü yanlıştır, doğru değildir.

İkincisi: Türkiye'nin büyümesi, gelişmekte olan ülkelerin büyümesiyle karşılaştırıldığında aşağıda kalmaktadır, bakın, resmî rakamlar. 2003-2007 arasında Türkiye 6,9 büyümüş; gelişmekte olan ülkeler 7,6 büyümüş. 2008-2012'de Türkiye 3,2 büyümüş; gelişmekte olan ülkeler 5,5 büyümüş. Yani Türkiye hem fazla büyümemiş, kendi potansiyeli kadar büyümüş hem de gelişmekte olan ülkelerin altında büyümüş. 7 çeyrektir, Türkiye'de büyüme hızı aşağıya doğru düşüyor ya da büyümenin artış hızı aşağıya düşüyor. En son geldiğimiz nokta, 3'üncü çeyrek rakamı 1,6'dır. Büyüme neredeyse durdu. Takvim ve mevsimsel etkilerden arındırılan büyüme 0,2'dir. Büyüme hedeflerinin tutmayacağı kesindir. Yüzde 4 olan 2012 büyüme hedefi önce yüzde 3,2'ye çekildi, şimdi 3'üncü çeyrek rakamlarından sonra büyümenin 3'ün altında kalacağı neredeyse kesine yakın bir ihtimaldir.

2013, 2014 ve 2015 büyüme rakamları da dünya ekonomisinin içinden geçtiği kavşakta ve Türkiye'nin yapısal sorunları göz önünde bulundurulduğunda son derece gerçek dışıdır.

İstihdam rakamları da istihdam notu da düşüktür Hükûmetin. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nin, 80'li yıllarda işsizlik ortalaması yüzde 8,3'tür, 90'lı yıllarda işsizlik ortalaması 8,2'dir. Şimdi, siz, çok yüksek büyüdüğünüzü iddia ediyorsunuz. Çok yüksek büyüdüğünüz dönemde işsizlik yüzde 10'lu rakamlara, 2'li rakamlara çakılı kalmıştır. 2015'in sonunda bile işsizliği ancak 8,7'ye indireceğinizi düşünüyorsunuz, böyle bir projeksiyon yapmışsınız ve üstelik istihdamın yapısal sorunları çözülmemiştir. İş gücüne katılım oranı ve istihdam ortalamaları, istihdam oranları yüzde 50'nin altındadır. 1980'li yıllarda bu oran kaçtır biliyor musunuz arkadaşlar? Yüzde 57 ve yüzde 55 yani giderek daralan, giderek küçülen bir havuz üzerinden yapmış olduğunuz istihdam rakamları, kurguladığınız istihdam rakamları üzerinden bile işsizliği düşürememişsiniz; işsizlik rakamları sorunludur.

Dış dengesizlik, ekonominin en zayıf, en kırılgan, en az not alan ve karnede de en kırık olan alanlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 2011 yılında cari işlemler açığında rekor kırdık; 77-78 milyar dolar cari işlemler açığı, millî gelire oranı yüzde 10. Beyaz Rusya'dan ve Gürcistan'dan sonra, millî gelire oran olarak en yüksek cari işlemler açığı veren ülke olduk. Ve Türkiye ekonomisinin cari işlemler açığı son dönemlerde kısmi bir iyileşmeyle karşı karşıya kalsa bile, büyümeden yaptığımız fedakârlıkla karşılaştırdığımızda cari işlemler açığındaki düşüşün yeterli olmadığı ortaya çıkıyor; cari işlemler açığı 78 milyardan 60 milyar dolara düşüyor. 18 milyar dolarlık bir iyileşme var ancak büyümeden yapmış olduğumuz fedakârlık 3 katı; yüzde 8'lerden, yüzde 9'lardan yüzde 3'lere inen bir büyüme rakamıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla, bu açıdan baktığımızda, pek olumlu olmayan bir konjonktürle karşı karşıyayız.

Cari işlemler açığının finansmanının kalitesi bozuluyor. Bakınız, ben size örnek vereyim: Kasım 2011 yılında verdiğimiz cari işlemler açığı için 19 milyar dolar portföy yatırımı çekerken, bugün 36 milyar dolar portföy yatırımı alıyoruz yani cari işlemler açığını, borç yaratıcı kalemlerden ya da kırılgan kalemlerden ya da kısa vadeli kaynak girişlerinden her geçen gün daha fazla finanse eder hâle geliyoruz. Bu, Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını ciddi şekilde artırıyor.

Borçlar karnede zayıf noktalardan biri. Siz, buralarda "Maastricht Kriterlerini tutturduk." diyorsunuz; "Borç stoklarımızın millî gelire oranlarını yüzde 31'e kadar indirdik." diyorsunuz. Evet, doğru, faiz dışı fazla politikaları sebebiyle kamu borçlanmıyor. Kamu borcuna bir disiplin getirildi, kamu maliyesinde bir disiplin var ama ekonominin toplam borçluluğu büyüyor çünkü ekonominin borç yaratma dinamiği büyüyor. Bu kadar çok cari işlemler açığı veren bir ekonomi, bu açığını borç yaratıcı kalemlerle finanse ediyorsa ve kamu borçlanmıyorsa o zaman bu borcu kim yapacak? İşte o zaman bu borcu özel sektör yapar. Bakın, devri iktidarınızda, 2012 yılında, sadece 43 milyar dolarken Türkiye'de özel sektörün dış borcu, bugün 212,5 milyar dolara ulaşmıştır. Tüm cumhuriyet tarihi boyunca yapılan borçlanmanın 4 katı, 5 katı kadar sırf sizin hükûmetiniz döneminde yapılmıştır.

Buna paralel olarak, reel sektör döviz pozisyon açıkları büyüyor. Reel sektör döviz pozisyon açıkları 18 milyardan 130 milyar dolara çıktı yani reel sektör çok ciddi bir kur riskiyle karşı karşıyadır. 2001'de bankacılık sistemi nasıl böyle bir kur riskiyle karşı karşıya kaldıysa ve battıysa, bu kez aynı kur riskiyle özel sektör firmaları karşı karşıyadır. Bu, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırıyor. Hane halkı borcu da devri hükûmetinizde neredeyse 10 kat artmıştır.

Enflasyon, karnedeki kırık notlarınızdan biri. Altı yıllık enflasyon hedeflemesi döneminde sadece iki yılda enflasyon hedefini tutturmuşsunuz, o da hedefleri revize ederek, onun dışında kalan dört yılda hedefler tutmamış. 2006 yılında sapma yüzde 94, 2007 yılında sapma yüzde 110, 2008 yılında sapma yüzde 153, 2011 yılında sapma yüzde 89 ve bugün varmış olduğumuz noktada yurt içi talebin çöktüğü yerde yüzde 5 enflasyon hedefini bile tutturamayan bir hükûmetin, yurt içi talebin artacağını ve büyümenin buradan şekilleneceğini söyleyen bir yaklaşımı içinde 2013 ve sonrasındaki yüzde 5'lik enflasyon hedefini tutturması mümkün değildir.

Maliye politikası sıkıntılıdır. 2012 yılı bütçesi öngörülenden 12,4 milyar dolar sapmıştır ve bütçe, ekonomideki genel gidişatı, maliye politikası ekonomideki genel gidişatı görerek, büyüme dostu ve istihdam dostu olarak tanzim edilmemiştir.

Sermaye giderleri kalemi yani devletin bütçeden yapmış olduğu yatırım harcamaları hem reel olarak hem de nominal olarak düşürülmektedir. Mal ve hizmet kalemleri reel olarak negatiftir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönem büyüme hedefleri gerçekçi olarak tespit edilmediği için, dolaylı vergilerde ciddi bir vergi kaybı olacağı için, önümüzdeki dönem, bu vergi performansı kaybının zamlarla finanse edileceği bir maliye politikasıyla, bir bütçeyle karşı karşıya kalacağız.

Bugün buradan ilan ediyorum: 2013 yılında bol miktarda zam olacak çünkü büyüme hedefleri tutmayacak, büyüme hedefleri tutmadığı için mali dengeler tutmayacak ve mali dengeler yeniden vatandaşın sırtından sağılmaya ve kotarılmaya çalışılacak.

Ancak haksızlık etmeyelim; Hükûmetin ekonomiye ilişkin karneleri zayıf olmakla beraber çok iyi olduğu alanlar da var, karnede görülüyor: Dışa bağımlılık: 10 üzerinden 10. Sıcak paraya teslimiyet: 10 üzerinden 10. Zam yapma becerisi: 10 üzerinden 10. Ekonomik gerçekleri yıpratma: 10 üzerinden 10. İşçiyi, memuru, köylüyü hor görme: 10 üzerinden 10. Vatandaşa tepeden bakma: 10 üzerinden 10. Dolayısıyla, başarılı olduğunuz alanlar da var. Ekonomi politikalarınız başarılı değil ama bu gibi konularda davranış noktalarınız çok iyi.

Peki, sonuç ne? Yine karneye bakarak söyleyelim: "Hâl ve gidişat iyi görülmediğinden tasdiknamesi tez zamanda verile." diyor.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) - Kim vermiş karneyi?

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Vatandaş tasdiknameyi de verecek size, az kaldı.