Konu:Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:58
Tarih:19/02/2020


Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben yasanın 56'ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 57'nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılmak istenen değişikliklerle ilgili İYİ PARTİ'nin itirazlarını ve tespitlerini paylaşacağım.

18'inci madde önerisinde yapılan değişiklikle Bankacılık Kanunu'nun 56'ncı maddesinin üçüncü fıkrası lağvedilerek bankaların reel sektöre ortak olmalarındaki sınırlar kaldırılmaktadır. Bu durum, bankacılık sistemi ile reel sektörün iç içe bir ortaklık yapısı içine girmesine ve önceki maddelerde yapılan değişikliklerle banka kaynaklarının kontrolsüz bir şekilde, riski azaltacak çeşitlendirme yapmadan kullanılmasına neden olacaktır. Yine bu durum, 2001 öncesinde yaşadığımız gibi bankaların ilişkili taraflara kontrolsüz kredi açarak risklerin artmasına ve mali yapının bozulmasına neden olabilecektir.

Değerli milletvekilleri, maddede yapılan ikinci değişiklik daha vahim görünmektedir. Daha önceki maddelerde olduğu gibi bu değişiklikle katılım bankalarına diğer ticari bankalarda olmayan imtiyazlar verilmekte; özellikle gayrimenkul gibi likit olmayan varlıkları bilançolarında bulundurmaları teşvik edilmektedir. Bu uygulama, katılım bankalarının, bilançolarının, gayrimenkul ve benzeri nakde dönmesi zor, esas bankacılık faaliyeti dışında kalan kıymetlere yoğunlaşmasına neden olacaktır. Yine, bu hakkın sadece bu katılım bankalarına sağlanması, piyasa ekonomisinin serbest rekabet koşullarına aykırı olarak bankacılık sistemi içinde dengesizlikler yaratacaktır.

Değerli milletvekilleri, biz bu yasa üzerinde konuşurken ve yasanın maddeleri burada tartışıldıktan sonra teker teker geçerken İdlib'de de gerilimin her geçen saat biraz daha arttığını ve dengelerin sürekli bir değişim içerisinde olduğunu görüyoruz. Rus ordusu bölgeye ağır bir takviye sürecini gerçekleştiriyor. Keza ordumuz da çok büyük bir güçle dar bir alanda konuşlanmış durumda. Burada en son yaptığım konuşmada ifade ettiğim gibi, Türk konuşlanması, bölgeden Türkiye'ye göçün durdurulmasını sağlamak anlamında olumlu ve etkili bir konuşlanma olmuştur ancak göçün Türkiye'ye gelmesini engellemek için konuşlanmak başka bir şeydir, bölgede büyük bir savaşa girmek için konuşlanmak başka bir şeydir. Hele hava savunması olmayan bir askerî birliğin Rusya gibi bir güçle bölgede savaşa girmesi, sadece ve sadece PKK'nın siyasi olarak kazanç sağlayacağı bir gelişme olacaktır. Türk ordusu her şart altında başarı kazanır ve böyle bir çalışmadan galip çıkar ama bu bir Pirus Zaferi olur; bunun siyasi getirisinden sadece bölgede devletleşme için elinden geleni yapmakta olan ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından da desteklenen PKK/YPG kazançlı çıkacaktır.

Bundan dolayı her türlü gerilimi kontrol altında tutarak diplomasi masasında kazanmayı hedefleyen bir yaklaşım, inşallah, sarayda Türkiye'yi yöneten akla hâkim olur; aksi takdirde Türkiye, Orta Doğu'da yeni bir büyük maceranın içerisine sürüklenir ve bu maceradan biz kazançlı çıkmayız. Siyasi kazancı, Suriye'yi bölmek ve Türkiye'nin güneyinde Türkiye için yaşamsal bir tehdit oluşturmayı hedefleyen bir terörist yapı elde eder.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)