Konu:Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:56
Tarih:13/02/2020


Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İdlib'de çok gergin, ağır çatışmaların gerçekleştiği bir süreç yaşanıyor. Maalesef, bugün de kötü haberler gelmeye devam etti. Bu sürecin çözümünün alacağı şekil de sadece İdlib'le sınırlı kalmayacak, Türkiye'nin dış politikasını köklü şekilde etkileyeceğe benziyor.

İdlib'de yaşanan gerginliğin Türkiye'nin dış politikasının geneliyle ilgili olduğunu Amerikan ve Rus Dışişleri Bakanlıklarının Türk kamuoyuna yönelik başlattıkları psikolojik operasyonlardan anlıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye Özel Temsilcisi, Türkçe yaptığı açıklamada "şehitlerimiz" diyerek Suriye'de şehit olan askerlerimize sahip çıkıyor. Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği ise "tweet" atıp Amerikan Kongresinin PKK/YPG için tahsis ettiği mali yardımı gündeme taşıyor, silah yardımına dikkat çekiyor. Türkiye'yi ABD ile Rusya arasına sıkıştıran bir dış politika, ülkemizi bu noktaya getirdi.

Değerli milletvekilleri, Türk ordusunun İdlib'de yapmış olduğu yığınak ve gösterdiği kararlı tavrın, Türkiye sınırına yönelik başlayan ve şimdiden 1 milyon gibi bir rakama ulaşan göçü sınırın Suriye tarafında tutması anlamında önemli ve değerli olduğunu söylemek durumundayız. Keza, bir kısım İdliblinin Afrin bölgesine yönlendirilmiş olması da çok doğru bir adımdır. Eğer bu iki doğru adım atılmasaydı, şimdi 1 milyon veya daha fazla Suriyeli Hatay'dan Türkiye'ye girmiş olabilirdi.

Değerli milletvekilleri, geldiğimiz aşamada, İdlib'de güç yoğunlaşması yapan askerî birliklerimizin sağladığı güce dayalı istikrardan, Moskova ve Şam'la anlaşmayla diplomatik istikrar dönemine geçilmesi gerekir. Bu gergin süreci Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda akılla çözmek yerine hamaset dolu açıklamalar yapmanın ülkemize hiçbir faydası yoktur.

Değerli milletvekilleri, Türk ordusu, Suriye ordusunu -Rus ordusu tarafından desteklense dahi- girdiği her savaşta yener; bu gerçeği tartışmaya dahi gerek yoktur. Ancak, Türk ordusunun Suriye ordusuna karşı kazandığı zafer bir "Pirus zaferi" olacaktır. Türkiye, Suriye ordusunu askerî olarak yendiği zaman bile bundan siyasi anlamda galip çıkacak olan, PKK/YPG terör örgütü olacaktır. Türkiye'nin Suriye ordusunu yenmesi, Türkiye'nin Suriye projesinin değil ABD ve İsrail'in Suriye projesinin gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Fırat Kalkanı, Afrin ve Barış Pınarı Operasyonlarını boşa yapmış olacağız, verdiğimiz şehitleri boşuna vermiş olacağız. Türkiye, Suriye'yi yenerken bu galibiyetten Türkiye değil PKK/YPG siyasi anlamda güçlenmiş çıkacak. Suriye'nin kuzeyine yerleştirilmeye çalışılan PKK'istan Projesi'ne doğru büyük bir adım atılmış olacaktır.

Öte yandan, HTŞ ve benzeri terör örgütleri de Suriye ordusuna karşı Türk askerinin arkasına sığınmış olmanın sevincini yaşarken bir yandan da Suriye ordusunu ve Rusları tahrik etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Yaptıkları arasında savaş suçu olan eylemler var. Hiçbir terörist unsurun şanlı Türk ordusunun arkasına sığınarak kendi alçak gündemini gerçekleştirebilmesine izin verilmemelidir. Türk askeri ancak Türk milletinin ve devletinin yüksek menfaatlerini savunmak ve gerçekleştirmek amacıyla savaşmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bir süre, AK PARTİ iktidarına yakın bir düşünce kuruluşunun başkanının ABD ve AB'ye İdlib'e müdahale çağrıları yapmasından sonra, 11 Şubatta Savunma Bakanı İdlib'e NATO'yu ciddi ve somut destek vermeye çağırmıştır. Bu çağrının anlamını anlamak mümkün değildir. Herhâlde Suriye ordusuna karşı NATO'nun desteğine ihtiyaç duymuyoruz. Kissinger "Dış politikalar uçak gemisine benzer, ağır, yavaş ve zor manevra yaparlar." diyor ama bu manevra, NATO'yu İdlib'e çağırma, sanki bir sürat teknesi süratiyle yapılmış bir manevraya benziyor.

Rusya'dan S-400 yüksek hava savunma sistemlerini almadınız mı? Nükleer enerji ve doğal gaz konusunda Rusya'ya Türkiye'yi aşırı derecede bağımlı hâle getirmediniz mi? Şimdi, tekrar ABD ekseninde bir Suriye siyasetine mi kayacaksınız? Türkiye'nin Suriye siyaseti ne Rus ne Amerikan eksenli olmalıdır, Türkiye'nin Suriye siyaseti ve bütün siyasetleri Türk merkezli olmak zorundadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)