Konu:2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:38
Tarih:19/12/2019


2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Mersin milletvekilimiz Ali Cumhur Taşkın Bey'in sorusuna cevapla başlayacağım. Lekelenmeme hakkının ilk defa sistemimize dâhil edilmesi, ceza hukuku alanında gerçekleştirdiğimiz önemli değişikliklerin başında yer almaktadır. Bu kapsamda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158'inci maddesi 25 Ağustos 2017 tarihinde değiştirilmiştir. Bu düzenlemeyle, kişi hakkındaki ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması veya konusunun suç oluşturmadığının açıkça anlaşılması durumlarında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi sağlanmıştır. Tabii, bunu yaparken hak arama hürriyetinin de göz ardı edilmediği, ihbar ve şikâyette bulunanlara soruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararlara karşı itiraz hakkı da getirdik. Böylece lekelenmeme hakkı ile hak arama hürriyeti arasında gerekli dengeyi kurmuş olduk. Yaptığımız değişiklik neticesinde kişilere yersiz biçimde şüpheli sıfatı verilmesinin ve soruşturma işlemlerine muhatap edilmesinin önüne geçilerek adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan masumiyet karinesi ve onun doğal neticesi olarak lekelenmeme hakkı, daha güvenceli bir korumaya kavuşmuş oldu. Vatandaşlarımızın lekelenmeme hakkının korunması ve mesnetsiz ihbar ve şikâyetler nedeniyle soruşturmaya maruz bırakılmaması için yasal değişiklikleri yaparak vatandaşlarımız hakkındaki ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmaması sağlandı. Bu kapsamda, bugüne kadar 261.293 ihbar dosyası açılmış ve bu dosyalardan 154.729'unda soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Kürsüden konuşan milletvekili arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildikten sonra ekonomik değerlerde hiçbir yükselme olmadığını anlattılar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, 2003-2018 arasında ekonomimizi, görülmemiş boyuttaki küresel krize rağmen, yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüdük. Ekonomik büyüklük olarak 2002 yılında dünyada 21'inci sırada yer alan ülkemizi 2018 yılı itibarıyla 19'uncu sıraya yükselttik. Satın alma gücü paritesine göreyse 17'nci sıraya yükselttik. Son on yedi yılda yaptığımız atılımlarla alt orta gelir ülke grubunda olan ülkemizi üst orta gelir grubuna yükselttik. Millî gelirimizi 3'e katlayarak 236 milyar dolardan 2018 yılında 789 milyar dolara çıkardık. Refahı artırdık, kişi başına millî gelirimizi 2002 yılında 3.581 dolar seviyesinden 2,7 kat artırarak 2018 yılında 9.693 dolar seviyesine ulaştırdık. Satın alma paritesine göre kişi başına gelirimizi 10.685 dolardan 28.044 dolara çıkardık. Satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelirler 2002 yılında AB'nin ortalama gelirinin yüzde 37'si düzeyindeyken 2018 yılında yüzde 65 düzeyine çıkardık. 2009-2018 arasında, son dokuz yılda küresel krize rağmen dünyada eşi görülmemiş bir rekorla 8,1 milyon net ilave istihdam oluşturduk, bu seviyeyle küresel kriz sonrasında en yüksek istihdam artışı sağlayan OECD ülkesi olduk.

Özel ticaret sistemine göre 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan ihracatımızı 2018 yılında 167,9 milyar dolara ulaştırdık ve cumhuriyet tarihinde yeni bir rekor daha kırmış ve çıtayı daha ileriye taşımış olduk. İhracatımız, genel ticaret sistemine göre ise yıllıklandırılmış olarak 179,7 milyara ulaşmıştır.

2003 yılından önceki son on altı yılda yıllık enflasyon ortalaması yüzde 68,8 idi, 2003 yılından itibaren geçen on altı sene boyunca yıllık enflasyon ortalaması yüzde 9,7 olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılında yüzde 11,5 olan merkezî yönetim bütçe açığımızın millî gelire oranı 2018 yılında yüzde 2 seviyesine geriledi, 2019 yılı itibarıyla bütçe açığının millî gelire oranının 2,9 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir. 2002'de merkezî yönetim harcamaları yüzde 43,4'tü, neredeyse yarısı faize gidiyordu, 2019 yılı itibarıyla bu oranı yüzde 10,4'e indirdik.

2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7'si faiz harcamalarına gidiyordu, bu oran 2019 yılında yüzde 15,4'e kadar geriledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) - 2002 yılında yüzde 72,1'e ulaşan AB tanımlı kamu borç stokunun millî gelire oranını 2019 yılında yüzde 32,8'e kadar düşürdük, bu oranla Avrupa'nın en iyi durumda olan ülkeleri arasındayız. Göreve geldiğimizde hazine, ortalama dokuz ay vadeyle borçlanabiliyordu, 2019 yılı itibarıyla borçlanmamızın ağırlıklı ortalama süresi on altı aya çıkmıştır.

Diğer sorulara, bakanlıklardan aldığımız cevapları yazılı olarak vereceğiz.

Saygılar sunuyorum.