Konu:2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:18/12/2019


2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Devletlerin bütçesi önceliklere göre yapılır. Bir devletin önceliği "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." felsefesi doğrultusunda, milletin mutluluğu, huzuru ve ülkemizin kalkınması olmalıdır.

On yedi yıllık AKP iktidarı döneminde Türkiye'nin önceliği şaşmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisinin önceliği gençler, kadınlar, çocuklar değil, emekçiler değil Limak olmuştur, Kalyon olmuştur, Kolin olmuştur, Cengiz olmuştur, MNG olmuştur. Öyle ki saydığım bu 5 firma, ülkemizde değil dünyada en çok devlet ihalesi alan 10 firma arasına girmiştir. Tekrar altını çiziyorum: Bu 5 firma, dünyada en çok devlet ihalesi alan 10 firma arasına girmiştir ama ne hikmetse bir elin 5 parmağını geçmeyen bu şirketlere "Yürü ya kulum." diyen anlayış öğrenciyi, emekçiyi, emekliyi, asgari ücretliyi unutmuştur.

Değerli milletvekilleri, on yedi yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında yandaş servetine servet katarken Türkiye'de genç işsizlik oranları cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine gelmiştir. On yedi yıllık iktidarınızda geniş tanımlı işsizlik 8 milyonu bulmuştur. Her 3 gençten 1'i işsiz; gençler endişeli, gençler umutsuz ve kaygılı; mutsuzlar, gençliklerini yaşayamıyorlar. Peki, bu tablonun sorumlusu kim? Bu tablonun sorumlusu, on yedi yıldır Türkiye'yi yöneten ve muhalefetin hiçbir eleştirisine kulak vermeyen sizlersiniz. Şöyle bakıyorsunuz: "Yandaşım yaşasın, rantım çoğalsın." (CHP sıralarından alkışlar)

İnatlaşıyorsunuz; on yedi yılda muhalefetle inatlaştınız; sivil toplumla inatlaştınız; sendikalarla inatlaştınız; gençlerle, kadınlarla, çevre örgütleriyle inatlaştınız; sizden olmayan sanayiciyle, medyayla inatlaştınız. Peki, sonuçta bu inatlaşmanın bedelini kim ödüyor? 82 milyon hep birlikte ödüyoruz.

Değerli milletvekilleri, 2002-2018 yılları arasında merkezî bütçenin sektörlere dağılımına baktığımız zaman en büyük payı ulaştırma sektörünün aldığını görüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi de her fırsatta bununla övünüyor, ulaştırma projelerine aktardığı paralarla övünüyor. Bakanlık bünyesinde 2003 yılından bugüne, kamu-özel iş birliği projeleri dâhil, 757,2 milyar yatırım yapılmış.

Peki, ne demek bu kamu-özel iş birliği? Binali Yıldırım'ın dediğine göre, vatandaşın cebinden 5 kuruş bile çıkarmayacak projeler. Ben söylemiyorum, bunu Binali Yıldırım söylüyor. Peki, geldiğimiz noktada durum ne? Dolara endeksli yolcu garantisi, dolara endeksli araç geçme garantisi, dolara endeksli hasta garantisi olan projeler. Bu projeler doğmamış çocuklarımızı her gün borçlandırmaya devam ediyor.

Sizi tebrik ediyorum, gerçekten sizi buradan tebrik ediyorum; on yedi yılda, vatandaşa, geçmediği köprünün parasını ödettiniz, uçmadığı havaalanındaki parayı da ödettiniz, kullanmadığı yolun da parasını ödettiniz ama öğrenim kredisini ödeyemeyen gençlerin hesaplarına bloke koydunuz. Diğer taraftan ne yaptınız? Millete söven yandaş müteahhitlerin vergi borçlarını sıfırladınız. Bu eserinizle övünebilirsiniz.

Gelin, iktidarın yatırım projelerine, mega projelerine hep birlikte bakalım ve arkasındaki ekonomik zekâyı, hesap bilmezliği hep birlikte inceleyelim.

Hepimizin konuştuğu Osmangazi Köprüsü: Osmangazi Köprüsü'nde günde 40 bin araç geçme garantisi var. Peki, ne olmuş? Yılda 14 milyon 600 bin araç geçmesi gerekirken üç yılda 22 milyon araç geçmiş.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü: Tablo daha da vahim. Günlük 135 bin araç geçme garantisi var, 135 bin araç. Üç yılda ne kadar araç geçmiş? Toplamda 42 milyon araç geçmiş. Yani hedeflediğinizin üçte 1'ini bile tutturamamışsınız. Peki, kim ödüyor bu geçişlerin ücretini? Ağrı'daki Mehmet amca ödüyor, Giresun'daki Ayşe teyze ödüyor, İstanbul Boğazı'nı hayatı boyunca görmemiş, gün yüzü görmeden madende çalışan işçiler ödüyor.

Kütahya Havalimanı: AK PARTİ sadece karada değil, havada da yandaşı zengin etme yöntemini bulmuş. Buradaki yöntem ne? Kendileri de kabul ediyor, tarihe geçecek on yedi yıllık mesele. Kütahya Havaalanı için 2012-2016 yılları arasında koydukları hedefi söylüyorum; 4 milyon yolcu. Peki, kaç yolcu geçmiş? Sadece 170.534, şaka değil, sadece 170.534. Yani hedeflediklerinin yüzde 5'ini bile tutturamamışlar. Tabii, Sayın Bakan da buradan kabul ediyor, Komisyonda diyor ki: "Gelir, yatırımı karşılamıyor, çok haklısınız." Tabii "Ne önemi var, nasıl olsa milletimiz öder." diyorsunuz.

Yine, şehir hastaneleri... Balık ağa girdiği zaman aklı başına gelirmiş misali, Sayın Bakan geçen diyor ki: "Biz artık bu modelden vazgeçeceğiz, şehir hastanelerini kendimiz yapacağız." Günaydın diyorum ben de Sayın Bakana, demek ki bugüne kadar da bu projeleri siz yapabilirdiniz.

Peki, hele de şu son günlerde gündeme gelen projeler, çağ açıp çağ kapatacak meseleler bunlar, emin olun. Dün Simit Sarayı meselesiyle bunu gördük, artık Adalet ve Kalkınma Partisini buradan tebrik etmemek elde değil. Havaalanları, otoyollar, köprüler, okullar özel şirketlere; simitçiler, AVM'ler kamulaştırmaya. Vallahi çığır açtınız, sizi buradan tebrik ediyorum!

Şimdi, öyle bir zekâ var ki burada, bir ekonomik zekâ, Tank Palet Fabrikasını 50 milyon dolara satıyor ama bunun karşılığında Simit Sarayına da 100 milyonlarca dolar veriyor; gelin, bunun içinden çıkın.

Ziraat Bankası borcunu üç ay ödemeyen çiftçiye gidecek "Haciz getirdim, ineğine, traktörüne haciz getirdim." diyecek. Bu yıl 3 milyar zarar açıklayacak, sonra da gidecek Simit Sarayına talip olacak. Açıklamaları izledim arkadaşlar ama arşiv yanılmaz, Rekabet Kurumuna başvurmuşsunuz, burada. Tabii, biz bunun ekran görüntüsünü aldık, siz yarın kıvırırsınız, bildiğimiz için bunun ekran görüntüsünü aldık ama bunu nereye koyacağımızı bilemiyoruz çünkü diyorlar ki: "Bu işten haberimiz yok." Şimdi, bundan haberiniz yoksa size zaten 5 koyun emanet edilmez. (CHP sıralarından alkışlar) Yalnız eğer bu, tek adam sürecinin bir ürünüyse ve bu tek adam sürecinin ürünü olarak Ziraat Bankası Yatırım Ortaklığı buraya kâr etmek için yatırım yapıyorsa ve siz bunu engellediyseniz bu da başka bir sorun, bunu da ayrıca konuşmak lazım. Bir genel müdürün bu meseleyle ilgili "Düşünmüyoruz." deyip Rekabet Kurumuna başvurması ayrıca bir mesele. Bakın tarih de burada çok açık: 12/12/2019. Şimdi, bunların hepsini birleştiriyoruz ve görüyoruz ki... Bu hangi dosyaya kalkacak biliyor musunuz, daha karar veremedim. Acaba AKP'nin çarkları dosyasına mı koysam, yoksa kandırılmış olduğu dosyaya mı koysam diye düşünüyorum, daha karar veremedim.

Değerli milletvekilleri, defalarca yanıldınız, biz de sizleri uyardık, dedik ki: "Bu mega projelerden olumsuz geri dönüşler aldık. Bu mega projeleri hesapsız yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz." Ama 16 milyon İstanbullunun kâbusu olan Kanal İstanbul Projesi'ne başladınız, daha doğrusu başlayacaksınız, raflardan indirdiniz bu projeyi. Peki, bu ülkede yaklaşık 8 milyon kişi işsizken; 1,8 milyon kişi asgari ücretin altında gelir elde ediyorken; 1,3 milyon üniversiteli genç Türkiye'de işsizlikle mücadele ediyorken; 1.000 liranın altında aylık geliri olan binlerce yaşlımız varken ülkemizin gündemi, meselesi, önceliği olmuş 75 milyar liralık Kanal İstanbul Projesi. Neymiş, sükse yapacaklarmış, siyasi hamle yapacaklarmış.

Yere batsın sizin sükseniz de! Yere batsın sizin siyasetiniz de! Yere batsın sizin rantınız da! Bu halk açken siz bunu konuşuyorsanız yere batsın!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)