Konu:Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:78
Tarih:14/03/2012


AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET İHSAN KALKAVAN (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Samsun Milletvekili Profesör Doktor Haluk Koç, Profesör Doktor Tülay Bakır ve Doktor Cemalettin Şimşek'e ve şahsında, Mecliste olan değerli doktor arkadaşlarıma ve tüm doktorlara Tıp Bayramı'nın kutlu olmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Afet Riski Altında Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesiyle ilgili tanımlar faslının aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle şunu belirteyim ki; kanun tasarısının tanımı ve içeriği yanlış. Kanun tamamen deprem afetine odaklanmış; sel, heyelan, çığ gibi doğa afetleriyle, sanayi kökenli veya insan kökenli afetlerden hiç bahsedilmiyor. Bu durum, kanunun hazırlanmasında profesyonelliğin olmadığı, tamamen belediyelerin ve il özel idarelerinin yetkilerinin kaldırılmasını öngörerek ileride büyük bir rantiyeciliğe yol açmayı sağlayacağını göstermektedir.

Profesyonellik yok diyorum, çünkü kanun tasarısında çevre bilincinden hiç bahsedilmiyor. Çevre duyarlılığını bir tarafa bırakıp vahşi bir sanayileşmeyi göz ardı etmek, bu yasayı hazırlayanların çok amatör olduğunun bir kanıtıdır.

Değerli milletvekilleri, diğer kanun tasarılarında olduğu gibi bu yasa da oldubittiye getirilmek isteniyor. Bu, çok yanlış ve çok büyük bir tehlike arz etmektedir. Bakın, risk alanı tanımlanıyor fakat tehlikeli alan tanımı yok.  Bu kavramlar bir tutuluyor. Bir alanda herhangi bir afet tehlikesi olabilir ama üzerinde herhangi bir yapı, insan yerleşmelerini etkileyecek bir unsur yoksa orada risk olmaz. Yani, heyelan tehlikesi vardır ama üzerinde insan ve yapı yoksa hasar kayıp riski yoktur. Yasanın genelinde afet  riski olmayan alanlarda da yenileme, tasfiye ve iyileştirme yapmak var ve burada idare tanımında da belirtilerek bütün yetki Bakanlığa ve Bakanlığın şahsında TOKİ'ye  bırakılıyor.

Bu alanların tespitinde karar veren makam kim olacak? Yasaya göre "Bakanlık, TOKİ veya idare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılacak." deniyor. Bu sıralamaya göre Bakanlık karar verecek, Bakanlar Kurulu onaylayacak, TOKİ de uygulayacak. İdare yani yerel yönetim dışlanmış durumda.

Değerli milletvekilleri, şimdi riskli yapının tanımlanmasına bakalım, yasaya göre: "Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıdır." deniyor. Burada "ekonomik ömür" deniyor ama "teknik ömür" denmiyor. İnşaat mühendisliği kurallarına göre yapılmış bir yapının ortalama  teknik ömrü standart yapılar için kırk beş-elli yıldır. Bu durumda dönüşüme maruz kalan yapıların çoğu bu nedenle yıkılacak, bu arada tarihî yapıların da geleceği meçhul. Ekonomik ömür ve ağır hasar alma durumu nasıl saptanacak? Bu saptama yasaya göre ilmî ve teknik verilere dayanarak yapılacak.

İşte bu kanun çok tartışılacak, çok itirazlara maruz kalacak ve bilirkişilere de çok iş düşecek. Bu amaçla yerleşmelerde yerel yönetimleri göz ardı etmemeli ve onların bilimsel inceleme ve tespit yöntemlerinin kullanıldığı bina envanteri çalışmalarının tamamlanması beklenilmeliydi.

Son olarak da yapı kalitelerinin ölçülmesi veya belirlenmesi konusuna değinmek istiyorum. Bu işin çok ciddi bir teknik yönetmeliğinin yapılması gerekir. Bunun için inşaat, jeoloji, jeofizik mühendislerinin mutlaka beraber çalışmaları gerekmektedir. Meslek odaları ön planda tutulmalıdır. Beton kalitesi, donatı, statik hesap işleri çok dikkatle yapılmalıdır. Profesyonel mühendislik sisteminin yerleşmediği, hâlâ daha deprem sonrası hasar tespitlerinin tartışmalı olduğu, denetim sisteminin birçok sorunlar barındırdığı ülkemizde, lisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca yapılacağı beyan edilen bu ciddi, riskli yapı saptama işleri nasıl olacak? Kaldı ki yapı maliki firmayı belirtilen şirket havuzundan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

AHMET İHSAN KALKAVAN (Devamla) -  Bu raporu Bakanlığa sunacak. Ayrıca rezerv alanı tarifi yapılırken sit alanları, Atatürk Kültür Merkezi, askeriye gibi özellikli alanların da rezerv alanı olarak belirlenmeyeceğinin açıkça yazılması gerekmektedir.

Bunun için bu maddenin değiştirilmesi gerektiğini söylüyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kalkavan.