Konu:Manisa Milletvekili Özgür Özel'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve bazı kelimelerin cımbızlanarak anlatılmak istenilenlere zemin hazırlanmaması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:17/12/2019


Manisa Milletvekili Özgür Özel'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve bazı kelimelerin cımbızlanarak anlatılmak istenilenlere zemin hazırlanmaması gerektiğine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Uzunca bir anlatım, belli ki güzel çalışılmış.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi söyledim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Şimdi, Sayın Başkanım, Sayın Özel şöyle bir taktik yapıyor: Şimdi, konuşmaları cankulağıyla dinliyor. İçinde sevdiği, tetikleyen cümleler, kelimeler var. Kelimeler var, cümle bile değil; mesela "diktatör." Bu kelimeyi alıyor. Bu taraftan bakıyor hemen Sayın Çamlı konuşurken onun konuşması içerisinde "Halkın en sevdiği tek adam..." Hemen burayı alıyor. Fakat burayı aldıktan sonra, kendi söylemek istediği şeyleri bunun üzerine bina ediyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir de tutanak alıyorum, öyle kötü bir huyum var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bir saniye, ben de aynı şeyi yapacağım şimdi.

Şimdi, burada, Sayın Akif Yılmaz'ın konuşmasında kastettiği şey çok açık. Yani bir defa, Güney Amerika ülkelerini bize örnek vermesine hiç gerek yok. Yani Güney Amerika'daki mesele şudur: Oradaki yönetimle ilgili sorunlar bir boyutudur ama onlardan kurtulmak için özellikle Amerika'nın dünyada onları diktatör ilan etmesi başka bir şeydir. Üstelik de onları diktatör ilan ederken oralarda darbe yapmaya çalışıyor yani Güney Amerika'nın en temel sorunu zaten senelerce darbelerle cebelleşmiş olmasıdır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben de onu diyorum.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sizin hatip onu söylüyor..

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ben söyleyeceğimi tamamlayayım, müsaade ediniz.

Senelerce darbelerle, cebelleşmiş olmasıdır ve kendi ülkelerinin içinden çıkardığı liderlerine "diktatör" damgasını vuran, o ülkenin içindeki insanlardan ziyade, dışarıdaki kamuoyudur; bunu kastediyor hatibimiz. Bunu kastediyor, konuşmayı ben de dinledim. Bu, şunu göstermiyor: O ülkelerin kendi içerisinde yönetimle alakalı problemleri olmadığı anlamına gelmiyor, bu başka bir boyutudur. Asıl mesele, bu yerli, millî iş yapmaya çalışan herkese özellikle dış kamuoyunun "diktatör" damgasını vurmasıdır. Şimdi, düşünüyorum, ne zaman Türkiye'de "diktatör" kelimesi gündeme geldi? Kesinlikle bu "one minute" hadisesinden sonradır. Yani bundan sonra, bir bakıyorsunuz, dünya kamuoyunda böyle gazetelerde, koca koca gazetelerde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Hatta Almanya, Avusturya, Hollanda kendi seçim kampanyalarını Sayın Cumhurbaşkanımız üzerinden yaptı. Bu "tek adam" "diktatörlük" kelimeleri, kavramları onlar üzerinden çoğaltıldı, ülkemizde de maalesef alıcıları var.

Şimdi, gelelim Sayın Çamlı'nın konuşmasına. Sayın Çamlı çok tabii olarak kendi cümlelerini kendi seçer, kendisi muhakkak arzu ettiği şekilde konuşmasını değerlendirir. Burada ifade etmek istediği şey, asıl vurgusu, cumhuriyet tarihinde en uzun süre görev yapan -kastettiği şey budur, yani en uzun süre- ve halkın sevgisiyle, seçimle gelen kişi olması -burada vurgusu, en uzun süre- meselesidir. Ama orada da hemen tak, başka bir kelimeye yapışıp onun üzerine bir sürü söz...

Şimdi, gelelim en son arşivlerle ilgili anlattığınız şeye. Arşivlerle ilgili anlattığınız meselede, bu hikâyenin tamamına baktığınızda sevinilmesi gereken şey, günün sonunda arşivlerle ilgili bir gayretin olmasıdır. Fakat zaten ikinci bir alternatif yok, tek bir parti var. "Devlet" dediğiniz şey zaten parti yani CHP partisi devleti. Bir tane parti var; vali, il başkanı; başkası yok yani Cumhurbaşkanı, Başbakan, hepsi aynı partinin üyesi, başka partinin üyeleri zaten yok; Türkiye'de özgür seçimler yok. Bunların hiç olmadığı bir yerde, sistem içerisinde, tabii olarak, soruyu soran, cevabı veren aynı ekibin parçası. Yani o yüzden, taraflardan bir tanesi daha kıymetli değil, "Vay, İnönü ne yapmış!" falan meselesi değil yani. Başka çare yok, sistem böyle çalışıyor zaten.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sorunu çözmüş, üstüne gitmiş.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bravo, sorun çözülmüş! Ama yani günün sonunda hatayı yapanı da... Osmanlılara atıyorsunuz. Osmanlı'da, bakacağız, o mebus, filan mebus... Gene, Osmanlı'yı bir kötüleme hâli var orada da, o da ayrı bir mesele.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Böyle bir savunma hâli var yani.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 1917, Ayasofya...

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Siz kötülediğiniz için ben cevap verme ihtiyacı duyuyorum. Önce siz saldırganlığınızdan vazgeçiniz.

Velhasılıkelam, Sayın Başkanım, burada kelimeleri cımbızlayarak kendi anlatmak istediklerimize zemin hazırlamayalım.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)