Konu:2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:11/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA TURGAY DEVELİ (Adana) - Sayın Başkan, değerli üyeler; RTÜK bütçesiyle ilgili olarak grubum adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adana Milletvekilimiz Sayın Necati Çetinkaya burada, Sayın Başbakana yaptığı güzelleme yerine Adana'ya ne yaptıklarını anlatan cümleler kurarak zamanını değerlendirseydi çok daha memnun olurduk. Çünkü, Adana, AK PARTİ'ye 6 milletvekili verdi ama AK PARTİ iktidarı döneminde ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından 4'üncü sıradan 18'inci sıraya geriledi. Sadece ekonomik olarak değil sosyal alanda da çok ciddi olarak gerilemeler yaşanıyor. Türkiye'de işsizliğin resmî rakamlarla yüzde 26, yüzde 27 olduğu bir ilden bahsediyoruz. Şimdi Sayın Milletvekili çıkmış, Başbakana güzelleme yapıyor burada.

Tabii, Adana'da bir demokrasi kusuru daha işleniyor. Yerel seçimlerde şaibeli olarak seçimi kazanan, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının "Adana seçimlerinde şaibe vardır, seçimler yenilenmelidir." demesine rağmen her nasılsa adliyeden mazbata alan Belediye Başkanı Aytaç Durak, tam üç yıldan bu yana, o ne bitmez tükenmez soruşturmalarmış ki her iki ayda bir süresi uzatılarak görevine iade edilmiyor. Haksız şekilde geldiği, oturduğu koltuktan yine haksız şekilde uzaklaştırılarak Adana'da bir demokrasi ayıbı işleniyor tam üç yıldan bu yana.

Sevgili milletvekilleri, değerli milletvekilleri, Meclis Televizyonu, 11 Haziran 2011 yılında, hukuki hiçbir temeli olmadığı hâlde, ayıplı bir şekilde, dünya parlamentoları önünde bizi kusurlu ve ayıplı hâle getirecek bir işlemle yayınlarını kesti. 3984 sayılı Radyo Ve Televizyon Yasası'na göre imzalanan bir protokole dayanılarak yapılan yayınlar, 6112 sayılı RTÜK Yasası değiştiği hâlde, protokol şu anda kadük olduğu hâlde sanki protokol varmış gibi davranılarak Meclis Televizyonunun yayınları haftada üç gün dört saate düşürüldü. Bu, ayıp. Dünya parlamentoları arasında 3'üncü sırada yayına geçen bir parlamento için kanuna, yasaya dayanmayan bir işlem, hukuksuz bir işlem tesis edilerek Meclis Televizyonunun yayını kesilmiştir.

6112 sayılı Yasa'da şu andaki protokolün dayanağı yok arkadaşlar, hukuki değil. Sadece TRT Yasası'na dayanılarak yapılan bir işlem ve TRT Genel Müdürünün iki dudağının arasındaki bir yayınla tüm Meclis iradesi ipotek altına alınıyor. Bu, Sayın Arınç'ın şahsında da, AK PARTİ'nin şahsında da, Meclisin şahsında da bu iktidara yakışmıyor, ayıplı bir durum, kusurlu bir durum. Sayın Meclis Başkanından randevumuzu aldık, yarın arkadaşlarımızla beraber bunun hukuki temellerini de anlatacağız ve Meclis Televizyonunun yirmi dört saat, bir an önce yayına geçmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda AK PARTİ'den, iktidar milletvekillerinden destek bekliyoruz.

Arkadaşlar, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu sayesinde Türkiye bir AKP stüdyosuna dönüştürüldü. Her taraf AK PARTİ'nin stüdyosu, bütün televizyonlar, bütün Türkiye coğrafyası. Sayın Başbakanın istemediği hiçbir şey vizyona girmiyor, gündeme getirilmiyor. Sayenizde Behzat Ç.'nin alkol sorununu çözdük, Demet Akbağ'ın nişan yüzüğü sorununu da çözdük ama bazı televizyonlarda kızların bakireliğinin pazarlığı yapılıyor. Her nasılsa AK PARTİ iktidarı, RTÜK bunları ıskalıyor. Bu ayıbın da düzeltilmesi gerekiyor. Küçük yaştaki kızların sabah programlarında, evlenme programlarında yaşlı yaşlı adamlarla eşleştirilmeleri AK PARTİ'nin muhafazakârlık anlayışına nasıl yakışıyor, ben de anlamıyorum.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda, tabii, Türkiye AK PARTİ'nin senaryosuna dönüştürülünce bunu sağlamak için de Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda görev yapan Üst Kurul üyelerinin de kendilerine dönük bazı uygulamaları da yapmalarının önü açılıyor.

Arkadaşlar, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun lisans verme, lisans ihalesi yapma ve yayınları denetleme gibi bir yetkisi var. Bu bir kurul, kurum değil. Bu kurul şu anda Türkiye'de istediği televizyona yayın yapma yetkisi veriyor, istediği televizyonlara vermiyor. Örneğin, şu çok meşhur TV 24 var, biliyorsunuz, AK PARTİ'nin yayın organı gibi çalışıyor. Biliyorsunuz, TÜRKSAT bundan para da alamıyor, kablolu yayın iletişiminden aktardığı ücret karşılığında hazineye yine yük geliyor. Bu televizyon, Türkiye'de hiçbir televizyona uygulanmayan bir özellikle, sadece 1 ilden yayın yapması gerekirken, RTÜK'e bildirimde bulunmadan 36 tane ilden yayın yapıyor, verici kurmuş durumda. Kanal 24 de buna benzer, aynı şekilde özel muamele görüyorlar. Bu 2 televizyon, AK PARTİ himayesinde, TÜRKSAT'a ödemeleri gereken kablolu yayın ücretlerini de ödemiyorlar. TÜRKSAT Genel Müdürü çırpınıyor, "Verin paramızı." diyor ama alamıyorlar. Ama bunun yanında, Türkiye'deki 371 tane yerel ve bölgesel televizyon, bir aylık ücretlerini dahi ödemedikleri zaman kapılarına kilit vuruluyor, yayınları kesiliyor.

Bir de, çok ucube bir şekilde, 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesiyle anayasal kurum olan RTÜK'ün görevi, hakkı bakanlıklara veriliyor. Bakanlıklar kendi uygun gördükleri spotları yaptırma ve yayınlatma görevini Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna veriyor. Arkadaşlar, Anayasa'nın üzerinde bir kanun hükmünde kararname düzenlenmesi hukuka ne kadar uygundur, orasını sizlere bırakıyorum.

Şimdi, Muhteşem Yüzyıl'la ilgili ben de birkaç kelime söyleyeceğim. Muhteşem Yüzyıl'a, Sayın Başbakan çaktıktan sonra işler çığırından çıktı. Aslında Muhteşem Yüzyıl'la ilgili ya da  ecdadımızla ilgili?  Biliyorsunuz, ecdatla ilgili şeyler faşist hareketlerin, ya bugüne ilişkin sorunları çözemedikleri zaman, yarına ilişkin gelecek kuramadıkları zaman, hep ecdatla ilgili geriye dönüp baktıkları süreçlere ilişkindir.

Şimdi, benim buradan bir önerim var: Oya Baydar'ın, Mine Kırıkkanat'ın, Murat Bardakçı'nın ecdadımızın yaşam öyküsüyle ilgili, Osmanlının cinsellik ve seks düşkünlükleriyle ilgili yazdıkları kitapları bir okusunlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Sırrı Süreyya Önder burada yok, ona da Fatih Sultan Mehmet'in babası II. Murad'ın iç oğlanının filmini çekmeyi önerecektim ama tüm Türkiye de görsün ecdadımızın durumu o zaman neymiş. O zaman açıklığa kavuşmuş, herkes öğrenmiş olacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Develi.