Konu:2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:33
Tarih:14/12/2019


2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi'nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

2 milyar 827 milyon 733 bin Türk lirası olarak öngörülen bütçe rakamının hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu bütçe rakamının, yaşanabilir çevre ve marka şehirler vizyonu, hayat kalitesi yüksek şehirler ve sürdürülebilir çevreyi temin etmek üzere planlama, yapım, dönüşüm ve çevre yönetimine ilişkin iş ve işlemleri düzenleyici, denetleyici, katılımcı ve çözüm odaklı bir anlayışla yapmak misyonu çerçevesinde çevre, şehircilik, çevrecilik, tasarım, ruh, anlayış, uygulama üzerine geçmiş-bugün değerlendirmesiyle gelecek adına harcanacağına inanıyorum.

İnsan, şehir ve çevre ilişkisini dünden bugüne birkaç cümleyle hülasa etmek faydalı olacaktır. Kalkınma planları, teşvikler ve şehirleşmenin özendirilmesi sonucu şehirleşmenin ciddi bir yoğunluk kazanmasına neden olmuş, bilahare bunun altından kalkılmasının zorluklarını da beraberinde getirdiği çarpık yapılaşmanın tersine döndürülmesi için gayret edilmiş, kimlikli, insan odaklı, akıllı, yeşil, güvenilir ve yaşanılabilir bir şehir planlaması gerekliliği her geçen gün daha önemli bir hedef hâline gelmiş bulunmaktadır. Bilge Mimar Turgut Cansever "Her şeyin yerli yerinde olduğu bir şehir, adaletin tecelli ettiği bir şehirdir." diyor. İbni Haldun, evlerin, binaların, şehirlerin, hatta kıyafetlerin, yeme içme alışkanlıklarının dahi insan kişiliği ve kimliğinin teşekkülündeki dominant rolünden bahsederken insanın etkilenen ve etkileyen bir varlık olduğunu asırlar öncesinden hatırlatmış olmaktadır. Tarihin doğurduğu ve medeniyetin yoğurduğu şehir, doku ve kimyasıyla her şeyden önce, insanların o şehirde yaşama gerekçelerini gerçekleştirebildikleri yer olmalıdır. Yani şehir, insanın mutlu olabildiği kadar, onun yaşam ve yaşama mekânı olacaktır. Yaşanabilir çevre, afetlere hazır, kimlikli ve akıllı şehirler inşa etmeyi, Bakanlığın prensiplerini hayata tam anlamıyla yansıtabilmesine bağlamak çok da yanlış olmasa gerek. Çevre ve şehir, insanımızın yaşam kalitesiyle uyumlu hâle nasıl getirilebilir? Afetlere duyarlı yerleşme, doğal ve kültürel varlıkların korunması, kentsel dönüşüm, teknik ve sosyal altyapı, yerel kalkınma, kentlilik bilinci, yönetişim ve yerel yönetimlerle ilgili olarak yapılan ve yapılacak her çalışma, toplum, çevre ve şehir uyum ve güzelliğini hayata yansıtma başarısı kadar karşılık bulacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

On Birinci Kalkınma Planı, hükûmet programları, orta vadeli programlar, strateji belgeleriyle "yaşanabilir mekânlar, sürdürülebilir çevre" felsefesiyle insanımızın şehirlerde ve kırsal alanlarda yaşam kalitesini artırma yanında, çevreye duyarlı bir davranış, ruh yapısını da artıracak bilinci de içimizde taşıyor olabilmeliyiz. Bahsettiğimiz bu konular, herkesin ittifak ettiği, her şeyin yerli yerinde olmasını istemekten başka bir anlam ifade etmemektedir. Bu da bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri özgür, sağlıklı, güvenli ve yüksek standartta yaşam sürebilecekleri sosyal bir ortamın oluşturulmasını hedefe koyma demektir. AK PARTİ iktidarları, bu felsefenin uygulayıcısı olmaya gayret etmiştir, etmeye devam edeceği inancımı da huzurlarınızda yenilemek istiyorum.

"Ne yaparsak yapalım, yapılması gerekenin yanında az kalır." dediğimiz bir konu çevre hassasiyeti ve medeniyetler ancak bu hassasiyetleriyle övünebilirler. Çevreyi koruma mecburiyeti, canlı ve cansız varlıkların bir arada ve doğal ortamında olma, yaşama zorunluluğu, cansız varlıklar olmadan canlı varlıkların da yaşayamayacağını kabulden geçmektedir.

Vuslatının 746'ıncı yılında, çağlar ötesinden, Mevlâna'nın şu ifadelerinin rayihasını bugüne taşıyan duygu aynı duygu olsa gerek: "Gelin bağa, yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkânı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere. Susun, susarak doğayı görün."

Bakanlığın, bu bütçe kullanımında, tüm ifade edilenlerin yanında bu duygu ve yaklaşımları öne çıkaracağına inanıyoruz. Bilvesile, insanın şehirle, çevreyle hemhâl olduğu, şehri ve çevreyi olması gerektiği yerde konumlandırdığı, yarınlar için bir bütçe olması dileklerimle hayırlı olsun diyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)