Konu:Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:27
Tarih:05/12/2019


Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Arkadaşlar, artık "iyi geceler" diyeceğim "merhaba" diyemeyeceğim, arkadaşlarım "'Merhaba' de." dediler ama iyi geceler artık yani.

Evet, bu ülke çok iktidar gördü, sadece iktidarlar değil, darbeler de gördü, çok zarar gördü, bu halk, çok baskı altında kaldı, zulüm altında kaldı ama bu iktidar gibisini görmedi. Yani gerçekten bu iktidarın halka verdiği zararla, geri dönüşümsüz yarattığı tahribatlarla, bu halk, hiçbir zaman diğer iktidarlarda karşı karşıya kalmadı. Evet, bütün iktidarlar kapitalistti, yoksullardan yana değildi, emekçilerden yana değildi ama halkı bu kadar yok sayan, yoksulu bu kadar görmeyen, bu kadar zulmeden bir iktidar görmedi. Halkın, gerçekten yarına, geleceğine olan umudunu yitirttiniz, en büyük kayıp bu, umudu yitirttiniz. Hayatlarımızdan, yaşamlarımızdan emin olamadığımız bir hayat dayatıyorsunuz.

NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük) - Gözünüze dizinize dursun!

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Dinlemeyi öğren!

Yarınımızın, geleceğimizin ne olacağını bilmiyoruz, işsiz kalıp kalmayacağımızı bilmiyoruz, zar zor koşullarda krediyle aldığımız evlerimizin elimizden gidip gitmeyeceğinin kaygısıyla yaşıyoruz. Emeklilik, bir hayale dönüştü; başta emeklilikte yaşa takılanlar olmak üzere mezarda emekliliği dayattınız. Eğer ölmezsek de emekli olursak üç kuruş maaşla nasıl geçineceğimizi kara kara düşünmek zorunda bırakıyorsunuz.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) - Kanunun çıkış tarihini söyler misiniz?

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - İş kazalarında ölüp ölmeyeceğimizin ya da tren kazalarında ya da sokakta sizin yarattığınız şiddetle baş başa kalıp kalmayacağımızın garantisi yok. Geleceğini göremeyen, yarını karanlık olan yoksullar olarak, işsizler olarak, birden çok insan, sayısız insan intihar ediyor. Siz intihara çözümü nasıl buluyorsunuz? Siyanürü yasaklayarak. Siyanürü yasaklayarak çözüm falan üretilmez, intiharların kaynağına gitmek zorundasınız, bu da sizin politikanız. Aslında intihar değil, sizin politikalarınız öldürüyor.

Yargıya güveni sıfırladınız, kimsenin umudu kalmadı adaletten, bir beklentisi yok. Herkes gelip "Tanıdık bir hâkiminiz, bir savcınız var mı?" diye soruyor avukatlara, haberiniz var mı? O da olmazsa, parası olan, gidiyor adaleti mafya aracılığıyla arıyor. Yargının tekelini elinde bulundurduğunuzu, siyasi davalarda kararı yargının değil, sizin verdiğinizi herkes biliyor. Yargıyı, sesini çıkaranı, hak isteyeni susturma aracı hâline getirdiğinizi, yargıyla istediğiniz gibi oynadığınızı da biliyoruz.

Cezaevlerinde, insanları oralara tıktığınız yetmiyor, bir de hasta mahpusları tahliye etmeyerek onların ölümüne sebep oluyorsunuz.

Kadına yönelik erkek şiddetini daha fazla artırıyor, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının önünü açıyorsunuz. Çocuk tecavüzcülerine af getirmek sizin işleriniz. Uyguladığınız şiddet politikaları, sokaklarda, evlerde, mahallelerde, yaşadığımız her alanda şiddeti daha da fazla artırıyor.

Sosyal devlet uygulamalarını tümüyle ortadan kaldırdınız. Evet, eskiden de çok fazla yoktu ama bugün artık esamesi okunmuyor. Her şeyi parayla satın alınır hâle getirdiniz; eğitimden sağlığa, barınma hakkına, havayı, suyu, her şeyi rant alanı olarak görüyorsunuz.

Doğayı talan ediyorsunuz. Nerede bir ağaç görseniz, bir arazi görseniz "Acaba buraya nasıl bir köprü yapsam?" "Buraya nasıl bir alışveriş merkezi diksem de nasıl paralar kazansam?" diye bakıyorsunuz. Gözünüz paradan başka bir şey görmüyor. Yaşanacak bir ülke bırakmadınız.

KHK'lerle insanları sivil ölümlere terk ettiniz. Hak, hukuk, adalet sizin lügatinizde yok. İnsanların her ne kadar antidemokratik olsa da seçimlere olan güvenini bile yerle bir ettiniz. Seçilenleri, sivil darbelerle, kayyumlarla görevlerinden aldınız; halkın iradesini yok saydınız. Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü yerine savaşı, militarizmi dayattınız çünkü barış size kaybettiriyordu. İnsanları birbirine düşman ettiniz. Komşuyu komşuya güvenemez hâle getirdiniz, ihbarcılığı siz yaygınlaştırdınız. Hiçbir değer tanımıyorsunuz, topluma da bu değersizliğinizi dayatıyorsunuz.

Bu ülkeye verdiğiniz zarar yetmedi, emperyalist hayalleriniz, Kürt düşmanı politikalarınız sizi Suriye'ye müdahaleye götürdü. Yetmedi, göçmenleri kendi iktidarınızın aracı hâline getirdiniz. Göçmenleri Avrupa Birliğine tehdit olarak kullanıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Önergeyle ilgili bir kelime etmedin daha. Hani açıklayacaktın?

BAŞKAN - Tamamlayın.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - "Kapıları açarsak altı ay dayanamazsınız, hükûmetleriniz düşer." diyerek aslında göçmenleri insan olarak görmediğinizi, politikanızın, iktidarınızın bir aracı olarak gördüğünüzü çok açıkça beyan ediyorsunuz. Bunlar da yetmedi, Afrin'i işgal ettiniz, Kuzeydoğu Suriye'yi işgal ettiniz; yetmedi, şimdi de Libya'da emperyalist hayallerinizi gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - İşgal değil, hayır; terörle mücadele yapıyoruz!

NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük) - Arkalarına bakmadan kaçtılar.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Dinleyin, dinleyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Gülüm.

Buyurun.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Önergeyle ilgili konuşacaktın, ne oldu Sayın Vekil?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Kanunla ilgili ne konuştunuz siz?

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Evet, şunu çok iyi bilin ki...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Önergeyle ilgili ne söylediniz?

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen sükûnetle dinleyelim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Hayır, önergeyle ilgili ne söylediler, ona göre oy kullanacağız. Bir şey söylesin ki ona göre oy kullanalım!

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Evet, geri dönülmez tahribatlar yaratmış olsanız da bu ülkede siz kaybediyorsunuz, gidicisiniz.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - Bölücü sensin!

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Evet, yarattığınız tahribatı düzeltmek zor olacak ama halklarımız, kadınlar, emekçiler, yoksullar bilsin ki Halkların Demokratik Partisi var, onun devrimci yoldaşları var, mücadele eden insanlar var ve birlikte kazanacağız. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)