Konu:Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:21
Tarih:21/11/2019


Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 41'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu maddeyle, daha önce 7183 sayılı Kanun'la kurduğumuz Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansıyla ilgili bir görev süresi değişikliği yapıyoruz. Buna bir eleştiri getirecek değiliz elbette ama şu soruyu sormak durumundayız... Daha önce de 1618 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler vardı, alelacele getirilen bu kanunda, 7183 sayılı Kanun'da demek ki bazı şeyleri atlamışız; doğal olarak da, kanun yapma tekniğinize ilişkin bir eleştiriyi getirmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, 9'uncu ay sonu itibarıyla merkezî bütçemiz 86 milyar TL civarında açık veriyor ve yine hepimizin bildiği gibi, belli ki bu vergilerle kamu harcamalarını finanse etmek istiyoruz. Ama buradan bir şey hatırlatmak isterim değerli milletvekilleri: Vergi politikalarımızı sadece kamu harcamalarını finanse etmek üzere kurgulayamayız. Esasen, vergi politikalarının temel amacı gelir dağılımı adaletini sağlamaktır. Gelir dağılımı adaletini sağlayamayan bir vergi politikasıyla doğru sonuçlar alamayız, gelişemeyiz. Dolayısıyla bir kıssadan hisseyi sizlerle paylaşmak isterim. O kadar hassastır ki vergi işi, aynen koyunun yününü kırpma işi gibidir değerli arkadaşlar. Eğer siz doğru kırparsanız koyunu, o tüy bir daha uzar ve bir daha kırparsınız ama siz koyunun derisini yüzecek kadar kırparsanız, bir daha vergi de alamazsınız. Dolayısıyla muhataplarını yaşattığınız ve geliştirdiğiniz, gelir dağılımı adaletini sağladığınız bir vergi politikasını sağlamanız gerekir.

Bir şeyi daha belirtmek isterim. Yine, bu kanunla beraber, bu kanun teklifiyle beraber biz yüzde 40'lık bir vergi dilimi yaratıyoruz. Hatırlıyor musunuz, 2005'te siz yüzde 40'a indirdiniz, daha sonra 2006'da yüzde 35'e indirdiniz, şimdi çark tersine dönüyor ve yeniden yüzde 40'a çıkartıyoruz. Aslında, biliyoruz ki, Komisyona gelmeden önce yüzde 50 yapmayı bile düşündünüz.

Değerli arkadaşlar, vergi dilimi bu hâle geldiğinde biz asgari ücretlilerin bile 9'uncu aydan itibaren ikinci vergi dilimine yani yüzde 20'lik vergi dilimine geçtiğine tanıklık edeceğiz. Dolayısıyla, başlangıçta şunu söylemek isterim ki asgari ücretin vergi dışı bırakılmaya çalışıldığı ve önerildiği bir dönemde asgari ücretin ikinci vergi dilimine geçtiğine tanıklık edeceğiz. Bunu sorgulamamız gerekir. Bu vergi diliminde olanları anlatıyoruz ama söylemek isterim ki bu vergi diliminde yoksula pay yok, işçiye pay yok, asgari ücretin üzerindeki vergi dilimi artıyor.

Değerli arkadaşlar, bu vergi teklifiyle beraber esnafın ödediği stopajı kaldırmıyoruz, vergi adaleti ne yazık ki yok. Bu vergi teklifiyle biz, azdan az çoktan çok vergi almıyoruz, tam tersi bir durum yaratıyoruz. Bu vergi teklifiyle biz, vergi cennetlerindeki kazançları vergilendirmiyoruz. Bu vergi teklifiyle biz -duyun değerli milletvekilleri- kayıt dışı ekonomiyi vergilendirecek bir tedbir almıyoruz; sadece bir amacımız var, kamu harcamalarını finanse etmek. Dolayısıyla, bunun sorunu çözebileceğini düşünmüyoruz değerli arkadaşlar.

Yine, bir şeyi daha belirtmek isterim ki bu vergi kanunuyla ve her kanunla beraber, elbette daha önce kanun yapma alışkanlığımızda ve literatürümüzde var, bazen Bakanlar Kuruluna bazen Bakanlara yetkiler verilir ama şimdi, artık Cumhurbaşkanına yetki vermek zorundayız. Burayı eleştirmiyorum ama verdiğimiz yetkilerin aralığına bir bakalım, ölçüsüne bir bakalım değerli arkadaşlar. Kambiyo mevzuatıyla ilgili, daha Mayıs 2019'da getirdiğiniz binde 1'i binde 2'ye çıkarıyoruz ve bunu 10 katına kadar artırma yetkisini Cumhurbaşkanına veriyoruz. Bu aralık çok geniştir, ölçülülük prensiplerine aykırıdır.

Bir başka nokta şu: Dijital hizmet vergisini yüzde 7,5'tan yüzde 15'e çıkarma yetkisini Cumhurbaşkanına veriyoruz. Motorlu taşıtlar vergisinde, değerleme oranıyla ilgili, bunu yüzde 50'ye kadar artırma ve azaltma yetkisini Cumhurbaşkanına veriyoruz. Dolayısıyla, bu geniş aralıkları Meclisin iradesi anlamında sorgulamamız gerektiğini ben düşünmekteyim değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir başka nokta şu: Arkadaşlarımız belirtti, tapu harçlarıyla ilgili biz, değerleme kuruluşlarına yetki verir hâle geliyoruz. Bakın, bu zamanla neye döner biliyor musunuz? Vergiyi alanın bundan komisyon aldığı bir sisteme doğru gideriz. Vergi kamusal bir olgudur, verginin özel bir olgu hâline gelmesi kabul edilemez bir gerçekliktir. Bunu sorgulamamız gerektiğini sizlerle paylaşmak isterim.

Elbette ki Sayın Bakan biz konuşunca kızabilir. Söylemek istiyorum ki ekonomimizin durumu çok iyi değil ve diyor ya Mahzuni: "Yoksulun sırtından doyan doyana Bunu gören yiğit nasıl dayana?" Affınıza sığınarak söyledim.

Teşekkür ediyorum yüce Meclise değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)