Konu:SERMAYE PİYASASI KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:33
Tarih:04/12/2012


SERMAYE PİYASASI KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Sermaye Piyasası Kanun Tasarısı ile ilgili şimdiye kadarki hazırlık aşamasında tüm gruplarımızın vermiş oldukları katkı için özellikle teşekkür etmek istiyorum. Hem alt komisyon çalışmalarında hem komisyon çalışmalarında gerçekten yoğun bir ilgi oldu ve pek çok komisyon üyesinin de katkısıyla bu tasarı Genel Kurulun gündemine gelmiş oldu. Bu, bir bakıma, 1980'lerden bu yana yürürlükte olan, bir kanun hükmünde kararname ile yürüyen sermaye piyasamızı artık sağlam ve modern bir hukuki zemine kavuşturmuş olacak.

Şimdi, burada, öncelikle yönetim yapısı üzerinde durmak istiyorum. Yönetimde, biliyorsunuz, biz yüzde 49'unun hazine tarafından ama yine önemli bir yüzdesinin İMKB'nin kendisi tarafından hisselerinin sahibi olunması konusunda bir görüş oluşturduk kendi aramızda ve eğer isterlerse VOBAŞ hissedarları yüzde 5 oranında İMKB'ye, yeni adıyla Borsa İstanbul'a ortak olabilecekler. Aracı kuruluşlara ve Aracı Kuruluşları Birliğine de yine toplam yüzde 5'lik bir hisse vermiş oluyoruz. Altın borsası da yine yüzde 0,3 gibi küçük bir hissesiyle Borsa İstanbul hissedarlık yapısı içerisine girmiş oluyor. Ama bunun yanında, yönetim kurulunda hem özel sektör temsilcileri olacak hem kamu temsilcileri olacak. Biz ilk başlangıçta -tam rakamları şimdi arkadaşlar hazırlıyor ama- 11 kişilik yönetim kurulunun 6'sı kamu, 5'i özel gibi düşünüyoruz ama ileride bu Borsa İstanbul'un özel sektör payı arttıkça, halka açılışı yapıldıkça, bu yönetimin yapısı da kuşkusuz buna paralel olarak değişecek.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Efendim, ben borsadan bahsetmedim, başka şirketlerden bahsettim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - İlk sorunuzda?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Evet, başka şirketlerden bahsettin, sadece borsa değil. Örneğin Türk Hava Yolları.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Ben onu "Borsa İstanbul" diye söylediğinizi düşünüyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Hayır, hayır sadece? Hepsi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Evet.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Ben "Borsa İstanbul" demedim. Örneğin Türk Hava Yolları, hesap vermiyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Şimdi, şöyle: Halka açık şirketlerin en önemli özelliği ki Türk Hava Yolları örneğinden hareket edecek olursak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Hayır, sadece Türk Hava Yolları değil.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - ?aslında bunun alternatifi nedir? Yüzde 50'den fazlasının kamunun sahibi olmasıdır. Fakat, yüzde 51'inin halka açık olduğu şirketlerde çok ciddi bir piyasa denetimi ve piyasa gözetimi başlıyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakanım, siz atıyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Şimdi, yüzde 51'lik hisseye sahip olan belki binlerce yatırımcı, bunların içerisinde yerliler var, uluslararası yatırımcılar var. Bunlar, aslında çok önemli bir otodenetim, otokontrol mekanizmasını da içinde barındıran bir sistem. Niye derseniz? E, milyarlarca dolar para bağlamışlar, bu şirket rantabl yönetiliyor mu, bir israf var mı, doğru kararlar alıyor mu, almıyor mu? Piyasa denetiminin çok güçlü bir denetim olduğuna inanıyoruz. Eğer bu konularda bir sıkıntı, bir problem varsa, zaten bu hisse senedi fiyatına anında yansıyor. Yani, ortaklar tarafından, özel sektör ortakları tarafından yapılan bir denetimin, aslında kamunun payını korumak açısından da etkin bir mekanizma olduğuna inanıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakanım, hisse sahiplerinin bir denetim yetkisi yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Şimdi, aynı durum aslında Borsa İstanbul için de geçerli.

Bir başka soru: "Borsanın, İMKB'de işlem gören hisse senetlerinin ne kadarının yabancı yatırımcılar tarafından alındığı" sorusuydu. Şu anda yüzde 65,46'sı uluslararası yatırımcıların portföyünde görünüyor ama tabii bunun üzerinde bizim herhangi bir sınırımız, herhangi bir limitimiz ya da bir yönlendirmemiz söz konusu değil. Bu tamamen yine serbest piyasada alanlarla satanlar arasında oluşan bir rakam. Bu, zaman zaman bakıyoruz yüzde 60'ın altına geriliyor, zaman zaman daha yüksek rakamlara da gelebiliyor. Artık, işlemlerin ve alışverişin sonunda ortaya çıkan bir rakam.

Yabancı yatırımcı sayısına bakacak olursak da 7.300 kişi görüyoruz ve yabancı yatırımın piyasa değerinin de 131 milyar TL olduğunu görüyoruz.

Bu Çukurova, Kepez'le ilgili yine bir soru vardı. Değerli milletvekilleri, burada bizim bakış açımız şu: Devlet bugün mevduata güvence vermiş durumda. Nasıl bir güvence? Banka başı, kişi başı 50 bin liraya kadar tasarruf mevduatı devlet güvencesi altında. Bununla ilgili de biz TMSF kanalıyla prim topluyoruz, sigorta primi topluyoruz; ileride, hani, Allah korusun, olur da bir banka sıkıntıya girerse o bankaya tasarruf mevduatı yatıran kişilerin mevduatının 50 bin liraya kadar korunması için ama borsa yatırımlarıyla ilgili devletin böyle bir güvencesi yok. Yani borsada yatırım yapanlar için, şu olmaz, bu olmaz, en az şu kadarı devletin garantisi altındadır, devlet borsaya yatırım yapanın yatırdığı parayı korur, gibi böyle bir devlet güvencesi söz konusu değil; bankalar için 50 bin liraya kadar söz konusu ama borsada böyle bir şey söz konusu değil. Dolayısıyla, bir bakıma, hisse senedi alanlar yani o şirkete ortak olanlar, artısıyla eksisiyle, riskleriyle geliriyle, her şeyiyle ortak oluyorlar. Uzan grubunun sahip olduğu o kuruluşlara ortak olmak için girenler, o kuruluşun hissesini alanlar da Uzanların, bir bakıma, her türlü iş yapma riskini de üstlenmiş oluyorlar; aynı grup, İmar Bankasıyla ilgili yapmış oldukları ortada. Dolayısıyla, borsaya yatırım yapanların en önemli dikkat edeceği husus, kime ortak oluyorlar, hangi şirkete ortak oluyorlar, yatırım yapıyorlar, buna dikkat etmek.

Tabii ki Sermaye Piyasası Kurulumuzun yetkileri var, düzenleme yetkileri var, denetleme yetkileri var, bu yetkileri de etkin bir şekilde kuşkusuz kullanmalı, özellikle küçük yatırımcı açısından ama bu, küçük yatırımcıyı her türlü zarardan koruma anlamına da gelmiyor. Halka açık şirket düzgün çalışıyor mu, kurallara uyuyor mu, Sermaye Piyasası Kurulunun ilkelerine, prensiplerine, mevzuatına uygun hareket ediyor mu, bu açıdan denetleniyor. Ama, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemelerine uygun hareket ettiği hâlde, tamamen ticari kaynaklı ya da uygulama kaynaklı risklerin gerçekleşmesi durumunda da kuşkusuz, ortaklar, bunu hisseleri oranında -bu riskleri- paylaşmış oluyorlar.

Ayrıca, yine bu ÇEAŞ'la alakalı, yargı organlarımız ve AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) bu konuda yapılan uygulamaların hukuka uygun olduğuna dair kararı da vermiş durumda.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Daha kurulmadı ki bizde uygun olsun. Öyle bir şey yok, şu anki düzenlemede böyle bir hüküm yok. Nasıl olur?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Ayrıca, bu tahtası kapanan şirket sayısıyla ilgili eğer rakamlar hazırsa hemen söyleyelim, yoksa daha sonra yazılı olarak cevap verelim.

Şu ana kadar işlem sırası kapanmış 44 tane şirket var. Bunların bir kısmının faaliyetleri iflasları sebebiyle imkânsız hâle gelmiş durumda. TMSF'nin el koyduğu bankalar nedeniyle ortaklık hakları TMSF'ye geçen şirketlerin de işlem sırası kapanmış durumda. Lisansları iptal edilen Aktaş, Çukurova ve Kepez ise faaliyetleri durduğu için işlem sırası kapanmış durumda.

İzinsiz halka arzla ilgili, şu ana kadar 66 şirketle ilgili suç duyurusu var. Mal varlıklarına tedbir isteme ve bilgilendirme toplantıları yapılmış durumda ama para iadesine ilişkin, kanunda öngörülen herhangi bir husus yok. Yani bu yine ticari bir risk; izinsiz halka arzla parasını yatıranlar, artık, hem kârıyla hem de bir bakıma zararıyla, her türlü, artısına eksisine, kârına zararına ortak olmuş oluyorlar.

Yine, son zamanda, biliyorsunuz, bu kuruluşlardan bazıları -sizler de takip ettiniz- 2 tane holding İMKB'de artık kote oldu. Bu hisselere de likidite kazandırıldı. Mağdurların tazminat taleplerine ilişkin mahkeme süreçleri de devam ediyor. Dolayısıyla, bir tazminat söz konusu olacaksa mahkemelerin kararı hâlinde bu şirketlerin kendileri tarafından bunlar karşılanmış olacak.

Borsada işlem yapan toplam şirket sayısı şu anda 404.

Mesela, bu deminki yönetim kurulu yapısında, bizim tasarımız şöyle: Aracı kuruluşlardan 1, Sermaye Piyasaları Birliğinden 1, Odalar Birliğinden 1 ve nihayetinde halka açık paylardan da 6 yönetim kurulu üyesi olmuş olacak.

Enerjiyle ilgili bir konu vardı.

Değerli milletvekilleri, bizim enerji politikamız şu: Enerjide öncelikle arz güvenliği son derece önemli çünkü, biliyorsunuz, en pahalı enerji olmayan enerji. Dolayısıyla, biz, arz güvenliğini temin edebilmek için mümkün olduğunca kaynakları çeşitlendirmek istiyoruz; bu hem petrol için geçerli hem doğal gaz için geçerli. Doğal gazı şu anda biz Rusya'dan alıyoruz, İran'dan alıyoruz, Cezayir'den "LNG" şeklinde alıyoruz. Ama, Kuzey Irak'ta da, biliyorsunuz, çok zengin doğal gaz kaynaklarının olduğu tespit edilmiş durumda, hem petrol konusunda hem de doğal gaz konusunda Kuzey Irak'la görüşmeler devam ediyor.

Grev yasağından bahsedildi. Bu, dünyada da olan bir uygulama. Bazı çok kritik sektörlerde grev yasağı, sadece bize özel değil, dünyada da, Avrupa Birliğinde de olan bir konu. Yani, Türkiye olarak biz bunu Avrupa Birliği müktesebatının dışında yapmıyoruz. Çünkü, eğer 1 tane borsanız varsa, düşünün ki bu borsanın grev sebebiyle kapatıldığını, bunun toplam ekonomiye maliyeti çok çok yüksek olacaktır. Dolayısıyla, borsada çalışmak isteyenlerin, bankalarda çalışmak isteyenlerin, Türk Hava Yollarında çalışmak isteyenlerin, bir bakıma, baştan bu şirketlere girerken burada bir grev uygulamasının olmadığını bilerek girmeleri lazım. Eğer grev uygulaması konusuna çok önem veriyorlarsa, o zaman grev uygulamasının olabildiği bir yerde çalışmayı da kuşkusuz tercih edebilirler.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Bakan, teşvikte süreyi uzatacak mısınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - 5084'e geliyorum ben şimdi. 5084, biliyorsunuz, 2004 yılında uygulanmaya başlayan bir teşvik sistemi ve yatırımdan öte, aslında bir işletme teşviki formatı var 5084'ün. 49 ilde uyguluyoruz. Ancak, bu 49 ilin tespiti, biliyorsunuz, bizim ta 2003 sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre tespit edilmiş bir 49 il. Bugün biz artık yepyeni bir teşvik sistemine geçmiş durumdayız. Sosyoekonomik gelişmişlik endeksleri bütün illerin yeniden hesapladı, 6 bölgeye uygulandı. Şimdi, bizim ta 2003'teki endekse göre kurgulanmış bir teşvik sistemini -49 ili- bugün aynen devam ettirmemiz, yeni kurduğumuz teşvik sistemiyle ciddi bir çelişki oluşturacak. Bunun devam edip etmemesi konusunda bir çalışma var şu anda. Ama, burada, ben beklentileri fazla yükseltmek istemiyorum. 5084'ün belki kısmen, belki şekil değiştirerek devamı söz konusu olabilir ya da tamamen, 5084, 31 Aralık 2012'de sona erdi de diyebiliriz. Bununla ilgili, şu anda, Ekonomi Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili kurumlarımız çalışmakta.

Sanırım cevap vermediğim soru kalmadı. Eğer atladığım bir şey varsa hatırlatabilirsiniz bana.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.