Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:06/11/2019


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nasıl protesto edeyim diye düşünüyorum yerimden, gerçekten de tadı kaçıyor bazen işin. 600 milletvekili bazen bir dakika söz bulmakta zorlanırken Grup Başkan Vekillerinin süresiz, defalarca aynı konuyu tartışmalarını doğru bulmadığımı özellikle ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bu araştırma önergesini getirmemizin temel amacı, yaklaşık bundan... Türkiye'nin 42 milyon dolarlık bir enerji ithalatı var ve bu enerji ithalatına harcadığı paraya derman olacak bir projenin nasıl ortadan kaldırıldığını anlatmak istiyorum size.

Bakın, 30 Kasım 2007'de, bundan tam on iki yıl önce Isparta'da, karakutusu çalışmayan -hatta yedek kuşak diye adlandırılan, birkaç kez değişen- bir uçakla Isparta'ya gidilen yolculukta uçak düşüyor ve 57 vatandaşımız orada hayatlarını kaybediyorlar. Bununla ilgili dava sürüyor ama 30 Kasım 2019'da, on iki yıl süre geçtiği için, zaman aşımı nedeniyle bu dava ortadan kalkacak ve zaman aşımı nedeniyle kapanacak.

Bu şüpheli ölümlerle ilgili... Niçin "şüpheli ölüm" dediğimi size ifade etmek istiyorum. Bir defa, uçakta hayatını kaybeden yolcuların kimliklerine bakıldığında, bir şüphenin duyulması gerektiği ortaya çıkıyor. Yine, kazadan sonraki süreci incelediğimizde gerçekten de bir şüphenin olduğu ortaya çıkıyor. Peki, hayatını kaybeden yolcular kimlerdi? Ben 57 yolcunun tümünün isimlerini saymayacağım ama gerçekten de Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi diye adlandırılan, Türk Hızlandırıcı Merkezi kurulması aşamasında görevlendirilen 6 bilim adamımız orada hayatını kaybediyor. Kimdi bunlar? Profesör Doktor Engin Arık, Boğaziçi Üniversitesinden; Profesör Doktor Şenel Boydağ, Doğuş Üniversitesinden; Doçent Doktor İskender Hikmet, Doğuş Üniversitesinden; daktora öğrencisi Berkol Doğan, Boğaziçi Üniversitesinden; doktora öğrencisi Mustafa Fidan, Boğaziçi Üniversitesinden; yüksek lisans öğrencisi Engin Abat, Boğaziçi Üniversitesinden. Diyebilirsiniz ki "Ne işi vardı uçakta bu profesörün, araştırma görevlisinin, doktora öğrencisinin?" Hepsi Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi'nde çalışıyordu. Peki, Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi neye hizmet ediyordu, baktığınız zaman neydi buradaki amaç, ortak yönleri neydi? Hepsine, toryumdan reaktör elde edebilmek ve Türkiye'nin enerji problemini kökünden halletmekti diyebiliriz. Ekibin başında Profesör Doktor Engin Arık vardı ve bu bilim insanımız hem ulusal bazda hem de uluslararası alanda marka bir isimdi; hem Türkiye'nin Hızlandırıcı Merkezinde hem CERN'de etkili bir isimdi.

Niçin toryum yakıtlı nükleer santral diyoruz, buna da açıklık getirmek lazım. Toryumda dünyadaki en çok rezerve sahip 2'nci ülkeyiz; 1'inci ülke Hindistan, 2'nci ülke biziz. Toryumla ilgili, 10 ülke, şu anda toryum stratejileri altında çalışmalarını yürütüyor; aslında toryumu olmayan ülkeler bunlar, toryum madeni olmayan ülkeler -bunların içinde bir tek Hindistan'ın var- toryum madeni olmayan ülkeler olmasına rağmen bu çalışmaları yürütüyorlar. Bizde MTA'nın raporuna göre 380 bin ton ama OECD ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna göre de 744 bin ton toryum var. Peki, nedir bunu eşsiz yapan, bu toryumu? Hemen onu da söyleyeyim ben size: 1 ton toryumla üretilen enerji 3,5 milyon ton kömüre eşit, 200 bin ton uranyuma eşit, 1 milyon varil petrole eşit; toryum bu kadar önemli ve uranyum gibi kendini yok edememe veya atıklarının yok edilmemesi diye bir problem yok, elli yılda kendini yok edebiliyor. Çevrecilerin de karşı çıkmadığı, tamamen çevreci bir yakıt türü. Gerçekten, Türkiye bu konuda ciddi bir mesafe almış ama Çin'le beraber o dönemde yürüttükleri ve Çin'in 2020'de işletmeye açacağı bu toryum yakıtlı nükleer santrali bizim yapabilmemiz için bir on yıla daha ihtiyaç var bugün çünkü 2007'den sonra, uçak kazasından sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu garip işler yapmış. Neler yapmış garip işler derken?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - 2008 sonrasında TAEK yani Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından projeye verilen destek ortadan kaldırılmış; neredeyse ortadan kaldırılmış, bir miktar veriliyormuş ama ortadan kaldırılmış. O dönemdeki, kazadan önceki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı bin araştırmacı yetiştirmeyi hedeflerken, bu projeyle ilgili bin bilim insanını yetiştirmeyi hedeflerken kazadan sonra kurumun başına gelen başkan, maalesef, buradaki desteklerin neredeyse tümünü çekmiş; araştırmacı bilim insanlarının harcırahlarını ve Türkiye'de bulundukları sürede projeye desteği kesmişler, altyapı oluşturmak için donanım desteği kesilmiş, CERN'le ilişkiler neredeyse askıya alınmış, kısaca proje 2007'deki kazadan sonra rafa kaldırılmış.

Sevgili arkadaşlar, gelin, bu araştırmayı yapalım. Kim kaldırmış, neden kaldırmış; bu uçak nasıl düşmüş, nasıl düşürülmüş; Türk Hava Yollarından gitmesi gereken uçak daha sonra özel bir şirket kanalıyla nasıl yapılmış...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - ...nasıl uçurulmuş ve yedeğin yedeği olan, karakutusu çalışmayan bir uçak nasıl uçurulmuş uçuş izni olmamasına rağmen; gelin, bunu araştıralım. 30 Kasım 2019'da zaman aşımından herkes kurtuluyor bu işten. Biz bu işte on yıl geride kaldık. Toryum madeni bize ait olmasına rağmen, gerçekten de nükleer enerji üretebilme şansına sahip olacakken -ki ciddi bir çalışma yapılmış- maalesef bu nedenle geri kalmışız. Unutmayın, o günlerde, Türkiye'nin ciddi devlet kurumlarında çalışan 8 mühendisimiz intihar etti. "Öldürüldü" demeyeceğim, intihar etti çünkü o vakalar öyle geçiyordu. "İntihar vakaları" adı altında kamuoyuna duyurulmuştu, hatırlayın. Hemen uçak kazası da bundan sonra. Gelin bunu araştıralım, hep birlikte bunun nedenlerini bulalım. Böyle kıymetli bir madenimiz var, bu madenimizi değerlendirmek, dünyada bir marka hâline getirebilmek için uğraş veren insanlar öldürülüyor ama... Ondan sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun takınmış olduğu tutumu da buradan kınıyorum, yönetenleri de kınıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)