Konu:Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:13
Tarih:05/11/2019


Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Ben biraz, tartışılmayan, görülmeyen ciddi bir toplumsal sorun üzerine konuşmak istiyorum; intihar meselesi üzerine konuşmak istiyorum. Zira bu mesele, sanki bu ülkede hiç yokmuş, bir artış göstermiyormuş, sadece psikolojik sorunlardan kaynaklıymış gibi algılanan çok ciddi bir mesele aslında.

Son on beş yılda Türkiye'de ölümle sonuçlanan toplam intihar sayısı 44.277. Bu bir sayı değil, bir candan, hayattan bahsediyoruz. İntihar girişiminin ise bunun 20 katı olduğu tahmin ediliyor, tabii ki istatistiki bilgi çıkmamasına rağmen. Bu insanlar rakamlardan ibaret değil. Hayatlar var, görmek istemiyor olabiliriz, duymak istemiyor olabiliriz ama her biri ayrı bir hikâye, her biri derin bir yara.

İntihar sadece yitirdiğimiz insanı etkilemiyor; ailesini, arkadaşlarını, çevresini ve aslında toplumun tamamını etkiliyor. Mesela, bir örnek: 28 yaşındaki mimar Onur Yaser Can 2 Haziran 2010'da İstanbul Harbiye'de gözaltına alındı; polisin işkencesine, cinsel tacizine, aşağılamalarına maruz kaldı, ardından muhbirliğe zorlandı, tehdit edildi ve intihar etti. Oğullarının yaşamını yitirmesinin ardından adalet mücadelesi başlatan aile bir sonuç alamadı, üç buçuk yıl boyunca hukuk mücadelesi verdi. Bir şey çıkmayınca, saraya bağlı yargıdan bir adalet çıkmayınca anne intihar etti. Arkasından, baba Mevlüt Can bu acılara dayanamadı ve o da hayatını yitirdi.

İktidarın OHAL ve KHK'lerle getirdiği ihraç ve tutuklamalar, toplumda, halklar arasında yarattığı kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı politikanın kendisi, ötekine öfke ve kendinden olana koşulsuz destek ama diğerine düşmanlık siyaseti, adaletin yok edilmesi, güvencesiz, yarını göremeyen bir hayatın dayatılması, seçme ve seçilme hakkı dâhil tüm demokratik hakların yok edilmesi, insanların iradelerinin hiçe sayılması, yok sayılma, çözümsüz bırakılma, kişilerde, insanlarda öfke birikmesine ama bunu gösterecek kanalların, demokratik kanalların olmaması nedeniyle de içe dönmeye ve intiharlara neden oluyor.

OHAL döneminde yaşanan ihraçlardan sonra soruşturma ve kovuşturmaya uğrayan, hukuksuzca tutuklanan pek çok kişi, psikolojik, maddi sorunlar yaşadı. Yine "güvenlik soruşturması" adı altında ataması yapılmayan ya da ataması yapılıp daha sonra atamaları iptal edilen birçok insan yaşamına son verdi.

2017 yılında 52 öğretmen intihar etti. 2015-1017 yılları arasında 431 sağlık çalışanı yaşamına son verdi. Son bir yılda geçim zorluğu, baskı sebebiyle 12 avukat intihar etti. Aydın'da 25 yaşındaki öğretmen Merve Çavdar, atamasının yapılmaması ve işsizlik nedeniyle -avukat meslektaşlarımızdan birisiydi- yaşamına son verdi.

Kapitalizmin krizi ve on yedi yıldır AKP'nin uyguladığı politikalar sonucu ülke derin bir ekonomik krize sürüklendi. Özellikle genç işsizlik başta olmak üzere milyonlarca insan işsiz. Esnaf ya dükkânını kapatıyor ya da bir umut, belki düzelir diye borç batağında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Çiftçiyi üretemez, çalışamaz hâle getirdiniz. Milyonlarca insan ödeyemedikleri borçları nedeniyle icra takiplerine maruz kalıyor. Yıllarca gece gündüz demeden çalışarak alabildikleri evleri haciz yoluyla satılıyor. Başlarını sokacak bir yerden bile mahrum ettiniz. Evsizlik ne demek, biliyor musunuz? Evine ekmek götüremeyen insanlar "Açız." diye bağırıyor ama siz, duymak yerine, soruna çözüm üretmek yerine seslerini kesmeye çalışıyorsunuz. Ekonomik krizin faturasını işçilere, emekçilere yüklüyor; sermayeyi, yandaşlarınızı kurtarmaya çalışıyorsunuz. Sizin mutfaktaki yangından haberiniz var mı? Evine ekmek götürememek, çocuğuna pantolon alamamak nasıl bir duygu, biliyor musunuz? Sırça köşklerinizden, muhteşem sofralarınızdan kaldırın başlarınızı da yoksullara bir bakın; oy aldığınız ya da almadığınız milyonların yaşam koşullarına bakın. Bir süredir işsiz olan İsmail Devrim, liseye giden oğlunun okul kıyafeti olmadığı için derse alınmak istenmediğini öğrenince intihar etti. Babanın intiharının çocuklar üzerindeki etkisini düşünebiliyor musunuz acaba ya da gerçekten düşünmek istiyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Türkiye'de kadınların yaşam haklarına yönelik saldırıların nasıl boyutlandığının, kadın düşmanı politikalarınızın kadınları nasıl katlettiğinin farkında mısınız? Kadınlar bu şiddet sarmalı içerisinde nasıl intihara sürükleniyor, bunun farkında mısınız? Bu rakamlara rağmen, bu kadın intiharlarına rağmen, siz, kadınların kazanımlarını yok etmeye, çocuk tecavüzcülerine af getirmeye, kadınları şiddet dolu ortamlara mahkûm etmeye çalışıyorsunuz.

İntihar, önlenebilecek bir davranış. Tüm toplumda insanların intihar eğilimini artıran etkenlerin belirlenerek ortadan kaldırılması gerekiyor. En başta yaşam ve özgürlük olmak üzere, sağlık, eğitim, yiyecek, barınma, toplumsal hizmetlerin de içinde olduğu, sağlık ve esenliğe uygun bir yaşam düzeyine kavuşma, yasanın koruyuculuğundan yani adalet mekanizmasından eşit olarak yararlanma, barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma, çalışma hakkı, işini seçme özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - ...seyahat özgürlüğü, gelecek kaygısı olmadan sürdürülebilir bir yaşam ve en önemlisi de ne biliyor musunuz, savaş ve militarist koşullar yerine barış içinde bir yaşam hakkının sağlanması gerekiyor intihar vakalarının önlenebilmesi için.

Öyle bir ülke hâline getirdiniz ki komşunun komşuya düşman olduğu, akrabaların birbirlerini öldürdüğü, herkesin birbirine kin ve öfkeyle baktığı bir ülke yarattınız. Zannetmeyin ki sırça köşklerinizde yaşıyorsunuz, siz bunlardan muaf olacaksınız, elbette bunun hesabını halk bir gün sizden soracak.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)