Konu:Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:12
Tarih:31/10/2019


Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belki de onurdan bahsedecek en son kişiler sizlersiniz, bunu bir ifade edeyim öncelikle. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu sıralarda oturmak ve bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimine talip olmak, Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişte vermiş olduğu mücadele ve Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapan insanların verdiği mücadele sonucudur. Bunu hepinizin bilmesi gerekiyor. Yani altmış yıl öncesine gidip Johnson'ın mektubundan bahsedeceğinize şu fotoğraflara bakmanızı öneririm. Sizin zamanınızda Türk Bayrağı'nın 8 Haziran 2014'te Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığında indirilişi; yine, Süleyman Şah Türbesi'nin kaçırılışı. Eğer onurdan, onursuzluktan bahsedecek birileri varsa bunlardan biz bahsetmeliyiz ama bu dil doğru bir dil değil. Hepimiz tarihimize sahip çıkacağız, tarihin gerçeklerini doğru anlatacağız. Püsküllüden öğrendiğiniz tarihle gelip bu kürsülerde Türkiye'nin geçmişini karalamayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu da Kıbrıs'tan bir görüntü. Tarihini de vereyim: 14 Ağustos 1996'da Türk Bayrağı'nı indirmeye çalışan bir vatandaşı Türk askerleri indiriyorlar ve müsaade etmiyorlar ama sizin döneminizde indirilmedi. Birçok örnek verebiliriz. Türk askerlerinin kafasına çuval geçirilmesini örnek verebiliriz. Şimdi bunları yaşayan bir Hükûmetin elemanı olarak, bir partinin elemanı olarak kalkıp bu kürsüden Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişine hakaret etmek, Türkiye'nin geçmişine hakaret etmek sizlere yakışmıyor. Bu dil doğru bir değil, bu üslubu değiştirmeniz gerekiyor.

Çok örnek verebiliriz. Yani icraatlarınız döneminde özellikle Süleyman Şah Türbesi'nin kaçırılışındaki o kahramanlık hikâyesini, gece üçlerde, beşlerde naklen yayınlarla "sen yaptın, ben yaptım" olayını gündeme getirebiliriz, kimlerin kalkıp da kahramanlık hikâyeleri yazdığını gündeme getirebiliriz. Yine Rus uçağı düşürüldüğünde paylaşılamayan kahramanlığı dile getirebiliriz. Bu değil doğru olan, bu değil. Hep beraber, Türkiye'nin gelecekte daha büyük bir devlet olması ve Türkiye üzerinde emelleri olan insanlara, ülkelere karşı birlikte, tarihimizi de kabullenerek, tarihimizle birlikte, geçmişimizle birlikte karşı koymak durumundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Evet, Trump'ın mektubu gerçekten içler acısı bir durum, tarihin sayfalarına geçecek. Yirmi yıl sonra bizim çocuklarımız, torunlarımız arşivlere baktığında, Türkiye'nin resmî arşivlerine baktığında Trump'ın mektubunu görecekler ama ona verilen bir cevaptan bahsetmek mümkün olmayacak.

Evet "Barış Pınarı Harekâtı'yla gereken cevabı verdik." diyorsunuz. Türkiye saatiyle 16.00'da Barış Pınarı Harekâtı başladı ama Amerika'da henüz insanlar uyuyordu başladığında; cevap da verilmiş sayılmaz. Bunu aldatarak, millî duyguları böyle tavan yaptırarak, birilerini itham ederek bu işlerden kurtulamazsınız. Eğer Türkiye'ye karşı bir başkaldırı varsa, Türkiye'ye karşı bir mücadele veriliyorsa biz de birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleyi vereceğiz. O gün Kurtuluş Savaşı yapanları, o günkü konjonktürde yazılanları bugün karşımıza koyamazsınız. Niye söylüyorum? Çünkü biz Beşparmak Dağları'nda ne kadar milliyetçi olduğumuzu o dağlara yazdık, herkes de bunu biliyor, tüm Türkiye biliyor.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)