Konu:Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:9
Tarih:23/10/2019


Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılan değişikliklerle ilgili yasa teklifini görüşüyoruz.

Ona geçmeden evvel, biraz evvel Sayın AKP Grup Başkan Vekili -televizyondan izliyordum- bağırarak, sesini saraya duyurmak istercesine ihracat rakamlarını söyledi ama ithalat rakamlarını söylemedi. Ben de Ticaret Bakanlığının verilerini aldım geldim buraya. İsterseniz birlikte karşılıklı bağrışalım istersiniz birlikte karşılıklı söyleşelim, acaba ithalatımız ve ihracatımız ne durumda hep birlikte bir gözden geçirelim; ülkenin getirildiği hâli aslında bu tablodan çok rahatlıkla görebilirsiniz diyorum. Burada kesiyorum çünkü daha önemli konular var.

Şimdi, bu kanundan ne bekliyorduk, önce ona bakalım. Ben Sanayi Komisyonuna ilk kez katıldım, yeni üyesiyim; Komisyona gittiğimde herhâlde bu işin tarafları gelecek, ihracatçılar gelecek, ithalatçılar gelecek, gümrük müşavirleri gelecek bunu konuşacağız, ne amaçlıyorlar ne istiyorlar bunu gözden geçireceğiz diye düşünüyordum çünkü geçici maddeleri hariç 248 maddesi olan bir kanunda yapılacak değişiklikten bahsediyoruz. Fakat öğrendim ki bu kanun teklifi 3 kişi tarafından getirilmiş; 1'i Meclisteki bir milletvekili arkadaş ama diğer 2'si bu işi organize eden, pişiren, hazırlayan, sizlere verip imza altına aldıran ve Komisyona getiren kişiler; 3 kişi. Bu 3 kişiden 2'si sürekli, bu kanunla ilgili geçmişte de yapılan uygulamalarda adları geçen kişiler.

Yine, konuşuyoruz maddeler üzerinde, bir baktım, orada kim var? Eski Bakan var, Gümrük Bakanı var, eski Bakan var. Kim var? Bakan Yardımcısı var, şu andaki mevcut Bakan Yardımcısı var ve bürokratlar var. Sadece bir soru sordum onlara bir maddeyle ilgili. Maddenin bir önceki metiniyle şu andaki metni aynı aşağı yukarı, bir kelime değiştirmişler, sadece bir kelime değiştirmişler; "başvuru" yerine "işlemler" demişler. "Merak ettim, bu 'başvuru' kelimesinin yerine 'işlemler' kelimesini niye koydunuz?" diye bir soru sordum. Ama maalesef, Sayın Elitaş da burada olsaydı beni doğrulardı...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Buradayım... Buradayım...

HAYDAR AKAR (Devamla) - Ha, buradaymış Sayın Elitaş.

On dakika, on beş dakika Elitaş da bu sorunun cevabını alamadı, ben de alamadım; hatta Komisyondaki bürokratları, eski Bakan da dâhil olmak üzere, Sayın Elitaş fırçaladı -yanlış söylüyorsam düzeltin- "Dersinize çalışmamışsınız." dedi. Çalışmadıkları o kadar belliydi ki biraz evvel söylediğim şeyle örtüşüyordu çünkü birileri tarafından hazırlanmış, pişirilmiş ve Meclise getirilmişti.

Şimdi, aslında bu Gümrük Kanunu'nun temelinden değişmesi gerekiyor. Niye? 1 Mayıs 2016'da Avrupa Birliği -biz de Avrupa Birliğinin Gümrük Kanunu'na tabiyiz, gümrük anlaşması yapmışız- "gümrük kodu" adı altında bir değişiklik yapmış ve 31 Aralık 2020'ye kadar buna üye ülkelerin uymasını şart koşmuş. Aslında durmamış Bakanlık, bununla ilgili çalışmış; bu işin biraz evvel saydığım taraflarını toplamış, 30 kez revize etmişler ama bu Gümrük Kanunu'nu buraya getirememişler. Arada başka şeyler olmuş, o revize edilirken maalesef 20 maddelik -bunun 2'si yürütme maddesi, 18 maddelik- sadece cezaları kapsayan bir konuyu getirip bir kanun teklifi olarak Meclis komisyonuna sunmuşlar. Tabii, bu gümrük kodunda belirtilen taleplerin hiçbiri şu anda mevcut görüştüğümüz kanun teklifi içerisinde yok. Kimin talepleri var? TOBB'la, TİM'in talepleri var burada. Avrupa Birliğinin 2016'da "Değiştireceksiniz." dediği taleplerin hiçbiri bunun içerisinde yok.

Yalnız bu senaryoyu ilk kez görmüyoruz arkadaşlar, bu senaryoyu ilk kez görmüyoruz; bu senaryo 2013'te de aynı gerçekleşmiş Gümrük Kanunu üzerinde. Daha önce gümrükte yapılan işlemlerde eğer bir fesat varsa, hile varsa, hurda varsa kaçakçılık varsa Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na göre hapis cezasına karşılık gelen cezalar verilirken 2013'te, biraz evvel saydığım kişilerin talebi üzerine "ekonomik suça ekonomik ceza" denilerek Gümrük Kanunu'nun içerisine para cezası olarak dercedilmiş.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Metin Külünk de var mı?

HAYDAR AKAR (Devamla) - O da var, o da var.

Onun içine para cezası olarak dercedilmiş ama durmamışlar, bu sefer onu kurtarmışlar. Kurtulanlar belli, hapis cezası yatacaklar belli. Bunu bana sormayın, aslında araştırırsanız size çok yakın kişiler olduğunu, bunların liman ve gümrüklerde birtakım faaliyetlerde bulunan kişiler olduğunu, hatta sizde milletvekilliği yapmış arkadaşlar olduğunu; hatta kaçakçılık işine karışmış, meşhur altın kaçakçılığı işine karışmış gümrük müşavirlik şirketi olduğunu biz biliyoruz, tahmin ediyorum siz de biliyorsunuz ama merak ediyorsanız lütfen araştırınız.

Şimdi "ekonomik suça ekonomik ceza" derken şöyle bir şey söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Adam hapiste mi ödeyecek borçlarını, hapiste mi ödeyecek cezalarını?" Öbür taraftan bugün çek yazan binlerce insan hapis cezasıyla karşı karşıya, onlara "Ekonomik suça ekonomik ceza." demiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, eğer kurtaracak bir iş adamınız varsa çekten bunu yaparsınız ben biliyorum ama kurtaracak daha çok kaçakçılar olduğu için onlara daha önem verdiğinizi düşünüyorum, para cezalarından kurtulma talebi olarak karşımıza getirildiğini düşünüyorum.

Şimdi, Avrupa Birliğinin gümrük müktesebatını incelediğinizde aslında ceza yok ama bizim gibi "beyan yanlışlığı" adı altında ya da bildirimdeki eksiklik gibi bazı nedenlerden dolayı affedilen insanların Avrupa Birliğinde çok büyük yaptırımlarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Orada beyan usulünü kabul ediyorlar ama yakaladıklarının da asla bir daha o işi yapmalarına izin vermiyorlar Avrupa Birliğinde.

Şimdi, eğer gerçekten Gümrük Kanunu'nda bir değişiklik yapacaksak işte 30 kez revize ettiğiniz kanunu getirin, hep birlikte Komisyonda bu işi ortak akılla halledelim ve bütün tarafların problemlerini çözelim diyorum.

Burada bir başka mesele daha var: Bu kanunu getirenler, geçmişte Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'yla ilgili yaptırımda bulunanlar gümrük müşavirleri odası kurulmasına karşı çıkıyorlar. Bu kanunun geçici 6'ncı maddesinde "Gümrük müşavirleri odası kurulabilir." diyor fakat yirmi yıldır gümrük müşavirleri bir oda kuramıyorlar. Niye kuramıyorlar biliyor musunuz? İşte, bu kanun teklifini size, Meclise getiren insanların kişisel kaprisleri ve daha önceki kişisel çekişmelerinden dolayı bunu kuramıyorlar. Şimdi, dış ticaretin yüzde 90'ını gümrük müşavirleri yapıyor. Kamu-özel arasında köprü görevi yapıyor bu insanlar. Üç yıl staj ve 3 ayrı sınavdan geçerek gümrük müşaviri olabiliyorlar ama aynı doktorlar gibi, aynı avukatlar gibi, aynı kamu ile özel arasında ilişki kuran diğer odalar gibi bir oda talepleri var ama kanunda olmasına rağmen kanun uygulanmıyor ve oda talepleri yerine getirilmiyor.

Bir başka konu var: Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, "Güney Kore modeli" diyorlar buna. Türkiye'de 500'e yakın firma beyan usulüyle gümrük işlemlerini kendi sahalarında, fabrikaysa fabrika sahasında, depoysa depo sahalarında veya sanayi bölgesinde herhangi bir alana sahipse bu alanda yapıyor; ithalat ve ihracat da direkt kendi depolarına giriyor, ithal ve ihraç ettiği ürünleri direkt kendi depolarından sevk ediyor; hiçbir kontrole tabi değil. Daha önce bir kontrole tabiymiş, bir yönetmelik değişikliğiyle gümrük muhafaza memurlarının yapması gereken kontrolü firmaya bırakmışlar. Firma içeriden veya dışarıdan herhangi bir denetim elemanına -burada bir standart yok- "şu eğitimi almış olacak" "şu denetleme belgesi olacak" gibi hiçbir kriter olmaksızın yaptırabiliyor. Burada yüzde 20 koymuşlar, 100 beyanda 20 beyanı kontrol etme zorunluluğu getirmişler. Şimdi, düşünün, ben iş yeri sahibiyim, ithalat ve ihracatla uğraşıyorum, 100 ayrı beyan yaptım ve benim emrimde çalışan 3 bin liraya, 5 bin liraya çalıştırdığım mühendise, teknisyene, teknikere ya da düz memura, beyaz yakalıya "Git, benim 100 beyanımın içerisinden 20 tane beyanımı kontrol et." diyorum. Şimdi, arkadaşlar, birilerinin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz ya, bunu yapacak babayiğit var mı? Türkiye'de 82 milyonun içerisinde kendi işverenine karşı olumsuz beyan tanımı yapacak ya da olumsuz beyanı bildirecek bir babayiğit var mı? Sizlere soruyorum, ben olduğunu düşünmüyorum. Sizin içinizde böyle bir babayiğit varsa bu kanunları bu şekilde çıkarabilirsiniz, bu yönetmelikleri bu şekilde düzenleyebilirsiniz.

Temelinde, bu kanun teklifi yasalaşırsa Türkiye'deki kaçakçılığı, Türkiye'deki adaletsizliği, gümrük kapılarında olan, o her gün konuştuğumuz olumsuzlukları daha yüksek seviyede konuşacağız. Daha çok kaçakçılığı -biraz evvel bir arkadaşım yine sigaradan örnek verdi- ülkede daha çok kaçak sigara içilmesini -gümrük vergilerinden, dolaylı koyduğunuz vergilerden dolayı- Avrupa'nın ürettiği ürünlerin devlete hiçbir faydası olmadan ülkede satılmasını sağlayacaksınız diyorum ve gerçekten de doğru bulmadığımı ifade ediyor, hepinize sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)