Konu:
Yasama Yılı:3
Birleşim:7
Tarih:16/10/2019


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Evet, çok şey söylendi yargı paketi üzerine. Aslında bu kadar çok söylenecek bir şey de yok yargı paketinde; belki bu boşluğu bu kadar tartışma yaratıyor.

Aslında yargı paketini konuşmadan önce, herhâlde bu ülkede var olan Anayasa'ya, yasaya ya da uluslararası sözleşmelere uyan bir iktidar var mı; bunu sormak lazım. En mükemmel yargı reformunu da yapsanız, en mükemmel yasaları da getirseniz buna uyacak bir iktidar yoksa hiçbir karşılığı yok; şu an olduğu gibi. Yani o yüzden bizim aslında yasayı masayı tartışmadan önce, her şeyin sadece tek adam rejimine bağlı olduğu bir ülkede önce bunu değiştirmemiz gerekiyor; yoksa hangi yasayı yaparsanız yapın "Ben uymuyorum, ben o kuralı takmıyorum, uluslararası sözleşmeleri de takmıyorum, Anayasa Mahkemesinin kararını da AİHM'in kararını da takmıyorum." diyen bir iktidar varken yasa tartışmanın aslında bir gerçekliği yok ama yine de bir bakalım dersek; beklenen neydi? Yargı paketiyle alakası yok; tam tersine, içeriği dolu olmadığı gibi bir de kazanımlarımıza saldırı dalgası olarak geliyor. Müjdeyi verdi iktidar, ikinci paket de geliyormuş. Ne geliyor? Kadın kazanımlarına saldırı paketi geliyor. Ne yapacaklarmış? Nafaka hakkımızı kaldıracaklarmış.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Kim dedi onu?

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Ne yapacaklarmış? Çocukları tecavüzcülerle evlendireceklermiş.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Olur mu öyle şey?

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - "Af" adı altında, "Aileyi korumak" adı altında...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Niyet okuyorsun, niyet.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Dinle, dinle!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Niyet okuyorsun, niyet.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Ben dinliyorum, sen de dinle.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Sen niyet okuyorsun. Bizim adımıza yalan söyleme.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Yalan söylemiyorum. Ben dinliyorum, sen de dinle!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Doğru söyle.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Ben seninle muhatap olmuyorum. Lütfen, müdahale eder misiniz?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Basına yansıyan kısmıyla söylüyor ama.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri....

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Ben konuşmamı yapıyorum.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Basına bu bilgiler yansıyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibi dinleyelim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Doğru söylemiyor.

BAŞKAN - Ali Bey, çıkar konuşursunuz kardeşim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Başkanım, yani...

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Basına yansıyor basına; onu söylüyor Genel Kurulda şimdi.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hatip.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Şimdi, sizin çocukları tecavüzcüyle evlendirme derdinizin çok uzun zamandır olduğunu biliyoruz. Bunu gizlemediniz, bunu daha önce de açık açık söylediniz, şimdi de basına yansıyan bilgilerden bu yasayı getireceğinizi biliyoruz. Bu, yeni bir durum da değil. Daha önce toplumsal muhalefet nedeniyle geriye çekmeye çalıştığınız durumu, şimdi önümüze getirip "yargı reformu" adı altında arada geçirmeye çalışıyorsunuz. Tecavüzcülerin önünü açmayın.

Diğer yandan, bu ülkede demokrasi var ya, özgürlükler var ya, ben size yasaklar listesi sıralayayım: Allah aşkına, saymakla bitmez ama siz KHK'lilerin yaşam mücadelesi için toplanması isteğini yasak ediyorsunuz. "Hasta tutuklular, cezaevlerinde öldürülüyor." dememizi yasaklıyorsunuz. "Bu ülkede çocuklar, cezaevlerinde büyümek zorunda kalmasın." dediğimiz için hakkımızda dava açıyorsunuz. Bu ülkede toplanmak yasak, basın açıklaması yapmak yasak, örgütlenmek yasak, hatta kapalı spor salon toplantısı yapmak yasak, doğayı savunmak yasak, kadın cinayetlerini protesto etmek yasak, Kaz Dağları için yürümek yasak, Hasankeyf için denize atlamak yasak, Soma işçileri için Ankara'ya yürümek yasak, eş bakanlık sistemimizi savunmak yasak. "Kayyum" demek yasak, "savaş" demek yasak, "işgal" demek yasak, "Kriz var." demek yasak, "Dolar yükseliyor, geçinemiyoruz, açız." demek yasak, "Savaşa karşı barış hemen şimdi" demek yasak; iktidarın diliyle konuşmamak yasak, hatta bu da yetmiyor, susmak da yasak. "İlla iktidarın söylediğini söylemek zorundasınız." diyorsunuz. Bunlar da yetmiyor, Mecliste de diyorsunuz ki: "Konuşurken bizim istediğimiz gibi konuşacaksınız, başka türlü konuşmanız yasak." Bu kadar yasak...

ARZU AYDIN (Bolu) - Meclise kot pantolonla gelmek yasak, kot pantolonla gelmişsin.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Neden korkuyorsunuz? Konuşmamızdan niye korkuyorsunuz? Bu halkın konuşmasından niye korkuyorsunuz? İşçilerin konuşmasından niye korkuyorsunuz? Kadınların konuşmasından niye korkuyorsunuz? Doğayı savunanların konuşmasından niye korkuyorsunuz? Kim korkar biliyor musunuz? Gerçekleri saklamak isteyenler, üstünü örtmek isteyenler korkar. İşte, o nedenle siz gerçeklerin üstünü örtmek istediğiniz için, haksız olduğunuz için kapatıyorsunuz. Haksız olduğunuz için saldırıyorsunuz. Halka da saldırıyorsunuz, kadınlara da saldırıyorsunuz, topluma da saldırıyorsunuz. Bütün derdiniz bu.

Evet, bir savaş çıkardınız. Bu savaşı Kürt halkının kazanımlarına karşı başlattınız, bölgede yaşayan bütün halkların kazanımlarına karşı başlattınız ama aynı zamanda orada kurulan özgürlükçü, kadın özgürlükçü, halkların bir arada eşit koşullarda yaşadığı bir ülkeyi, bir yeri hazmedemediğiniz için bu savaşı çıkarıyorsunuz. Aynı zamanda iktidarınızı kaybediyorsunuz, evet, iktidarınızı kaybediyorsunuz.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) - Ona halk karar verecek.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - İşte, bu iktidarınızı kaybetmemek için savaştan medet umuyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Bu savaş sayesinde biz yeniden iktidar oluruz." Hiç kusura bakmayın, bu savaş da sizi kurtarmayacak, iktidarınız gidici ve gideceksiniz.

Son olarak, kadın cinayetleri davalarında bizim gözlemlediğimiz bir savunma hattı vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bu savunmada erkek failler genelde şunu söyler: "Vallaha, mecbur kaldım, kadın beni çok tahrik etti, o yüzden öldürdüm." Bari bu savunmayı buralarda yapmayın lütfen. (HDP sıralarından alkışlar)