Konu:
Yasama Yılı:3
Birleşim:2
Tarih:02/10/2019


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Evet, deprem Türkiye'nin gerçeği çünkü Türkiye bir depremler bölgesinde yer alıyor. Ama aynı oranda Türkiye'de deprem güvenliğini sağlayacak, insanların can güvenliğini, doğayı ya da mal güvenliğini koruyacak bir Hükûmet anlayışıyla maalesef karşı karşıya değiliz.

Türkiye'de 99 depremi çok acı geçmişti, gerçekten çok büyük yıkımlara, hayatların yok olmasına sebep olmuştu. Ama o günlerden bugüne anlaşılan çok fazla ders çıkarmamışız ki hâlen doğayı ya da yaşam alanlarını gördüğümüzde, nerede bir yeşil görüyorsak, bir ağaç görüyorsak hemen oraya bir bina dikme, bir alışveriş merkezi dikme ya da yandaşlara rant alanı açma yeri olarak görme anlayışı hızla ilerleyerek devam ediyor. Nereden anlıyoruz? 99 depreminden sonra, Acil Eylem Planı çerçevesinde 496 afet toplanma alanı belirlenmişken bu sayının 77'ye indiği, bu 77 sayısının da aslında deprem toplanma alanı olarak kullanılması açısından hâlen uygun hâle getirilmediği, gerekli malzemelerin buralarda olmadığı, bir yaşam alanı tahsis edecek şekilde düzenlenmediği çok açık olarak bu son yaşanan depremle bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Çok uzun zamandır yani 99 depreminden beri "özel iletişim vergisi" adı altında 74 milyar lira toplandı. Bu, depreme harcandı mı, deprem güvenliği için kullanıldı mı, buna dair hiçbir şeffaflık yok, hiçbir açıklama göremiyoruz ancak kısmi açıklamalarda, iktidarın deprem dışında kendi işine geldiği noktalarda kullandığını görüyoruz.

Yine, özellikle kamu binalarının ve okulların hasar gördüğünü görüyoruz. Yine, afet yasaları ve kentsel dönüşümün, Deprem güvenliğini sağlayacağız." diye sağlam binalar üzerinden insanları evlerinden atmanın gerekçesi hâline getirildiğini görüyoruz. Özellikle Mahalleler Birliğinin yaptığı çalışmalarda bu açığa çıkmıştı. İstanbul'da ve birçok yerde deprem güvenliği gerekçe gösterilerek aslında deprem riski altında olmayan yerler sanki deprem riski altındaymış gibi kararlar alınarak insanlar yerlerinden yurtlarından tahliye edilmeye, buralardan gönderilmeye çalışıldı. Şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak gerekiyor, dünya örnekleri de çok açık, deprem öldürmüyor aslında binalar öldürüyor, siyasi politikalar öldürüyor, rant kafası, her yeri rant yeri görme anlayışı öldürüyor. Gerçek anlamda biz bir depreme hazırlık yaparsak, rantçı anlayıştan vazgeçersek emin olun ki bir insan bile hayatını kaybetmeyecek. Önemli olan, insan ve doğa yaklaşımlı bir politika izlemekte.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)