Konu:Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:104
Tarih:17/07/2019


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Kuzey Irak'ta şehit olan diplomatımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.

Efendim, tabii, bu görüştüğümüz yasa teklifi âdeta sağlık alanında da aldatılmışlığın bir itirafı niteliğinde. Yasa teklifiyle diyorsunuz ki: "Kamu-özel iş birliğiyle yaptırdığımız ve kira bedellerini dövizle ödediğimiz şehir hastanelerinde kamuyu olağanüstü bir şekilde zarara uğrattık ve biraz olsun bu zararı telafi etmek amacıyla 'sözleşme bedeli' adı altında bir üst limit getirmeye çalışıyoruz. Ve yine bu konuştuğumuz maddeyi de geriye doğru işleterek daha önce yapılmış olan sözleşmelerde de geçerli hâle getirmeye çalışıyoruz."

Tabii, bu yasa teklifinde bir tane itiraf yok, birden fazla itiraf var. Bakın, ilk itiraf şu: Şehir hastanelerinin kiralarının dövizle ödendiğini itiraf ediyorsunuz. Milletimize dönüp "Ülkemizin dövize ihtiyacı var, yastık altıdaki dövizlerinizi bozdurun." diyorsunuz, yerli ve millî olduğunuzu iddia ediyorsunuz, Türk lirasını güçlendireceğinizi söylüyorsunuz, enflasyonla topyekûn mücadele ettiğinizi iddia ediyorsunuz; sonra da dönüyorsunuz ve dövize endeksli hastane sözleşmeleri yapıyorsunuz, halkımızın aldığı sağlık hizmeti üzerinden dövizle dışarıya kaynak aktarıyorsunuz. Tabii, sormak istiyorum ben sizlere: Bu, büyük bir çelişki değil midir; burada samimiyet var mıdır?

Yine, diğer, ikinci bir itiraf ise şu: Ticari sır bahanesiyle şehir hastanelerinin işletme sözleşmelerini neden açıklamadığınızı da burada itiraf etmiş oluyorsunuz çünkü sözleşmeleri açıklayamıyorsunuz. Şehir hastaneleri üzerinden bağladığınız hortumla kamu kaynaklarını döviz bazında dışarıya doğru aktarıyorsunuz, kamuyu muazzam şekilde zarar ettiriyorsunuz. Yine, sormak istiyorum: Bu kamu zararının sorumluluğu kimde ve sorumlu olanlar bu konuda hesap verecekler mi?

Diğer bir konu ise ticari sır olduğu söylenilen şehir hastanelerinin işletme sözleşmeleri. Bu sözleşmelerin içerikleri neden saklanıyor? Bir bürokrat, hatta sözleşmenin tarafı olan ticaretle uğraşan kişiler, bir memur dahi bu sözleşmenin içeriğini bilirken milleti temsil eden milletvekilleri bu sözleşmenin içeriğini neden bilemiyor? Ben özellikle bu konuya dikkat çekmek istiyorum ve özellikle iktidar partisi milletvekilli arkadaşlarıma seslenmek istiyorum: Milletten kaçırılan nedir, ticari sır bahanesiyle sözleşmelerin içeriği neden açıklanmıyor? Eğer bu açıklanmıyorsa demek ki kamu kaynakları har vurup harman savruluyor, sizler de bunlara göz yumuyorsunuz. Benim isteğim, millet adına bir milletvekili olarak bu şehir hastaneleri sözleşmelerinin zaman kaybedilmeden bir an önce açıklanmasıdır. Dolayısıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim yetkisini de yerine getirmemizi sağlayacaktır bu açıklama.

Yine, üçüncü bir itiraf da sağlık yönetimindeki öngörü zayıflığı. Bu da sağlık yönetiminin liyakatsiz kişilerin elinde olduğunu gösteriyor. Bu kanun teklifinin önümüze gelmiş olması, yanlış ve yetersiz sözleşmelerin revize edilme çabaları, kanun uygulamalarının geriye dönük olarak işletilmesi zaten bunun bir ispatı. Genel olarak sağlık sistemini değerlendirdiğimiz zaman kamu-özel iş birliği modeliyle sağlık alanında yapılacak yatırımların uygun olmadığını görüyoruz. Bu modelle sağlık hizmetleri kamusal hizmet alanı olmaktan çıkmış, âdeta para kazanılacak ticari bir hizmet alanı hâline gelmiştir. Yap-kirala-işlet şeklinde yapılmış olan şehir hastanelerinde hizmetin odak noktası insan sağlığı değil, hastane şirketlerinin kâr etmesi hâline gelmiştir. Hatta her 1 şehir hastanesine ayrılan kaynakla aynı şekilde, aynı miktarda 8 tane hastane yapılabileceğine dair hesaplamalar da vardır.

Ayrıca bu hastanelerin devasa büyüklükte olması sağlık çalışmasının esasını oluşturan ekip çalışmasını bozmuştur. Başta hekimler olmak üzere, hem hastane çalışanları hem de sağlık hizmeti alan hastalarımız bu hastanelerden memnun değildir.

Özetle, bu sistem, şehir hastaneleri sistemi insanımızın sağlığına da zararlıdır. Bir an önce bu sistemden vazgeçilmesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Efendim, sözlerime son verirken iktidar yetkililerine şöyle tavsiyede bulunacağım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRET ŞAHİN (Devamla) - Bitirmek üzereyim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayalım.

FİKRET ŞAHİN (Devamla) - Efendim, sözlerimi şöyle tamamlayacağım, iktidar yetkililerine şöyle sesleniyorum: Şehir hastanelerinin kira ödemelerinin zaman kaybetmeden Türk lirasına çevrilmesini tavsiye ediyorum ve bunu şiddetle öneriyorum. Eğer "Yerliyiz ve millîyiz." diyorsanız, eğer kamudan yana bir sağlık hizmetinden yanaysanız bunları mutlaka Türk lirasına çevirmeniz gerekmekte.

Yine, hatta konuyu daha ileri bir noktaya taşıyacağım: Bu hastaneleri şirketlerden alıp artık kamuya mal etmemiz gerekiyor yani şirketlere kira veya hizmet bedeli aktaracağımıza bu hastaneleri satın alalım ve tamamen kamunun kullanımına sunalım. Bunu daha önceki yılarda insanlarımız, halkımız yapmıştı. Gerekirse kaynak konusunda halkımızdan da destek isteyelim, kampanyalar düzenleyelim. İnsanlarımız geçmişte olduğu gibi bundan sonra da sağlık tesislerine sahip çıkacaklardır.

Efendim, sözlerimi bu kanun teklifinin ülkemiz ve milletimize hayırlı olmasını dileyerek sonlandırıyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)