Konu:Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:103
Tarih:16/07/2019


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Öncelikle, 8'nci maddedeki değişiklik üzerinde konuşmak istiyorum. Maddede, "Türkiye'de işçi ve devlet memuru olarak çalışmış kişilerden ölenlerin hak sahiplerine ilişkin yurt dışında çalıştıkları dönemleri borçlanmak istediklerinde 4/B'li olarak borçlanacaktır." hükmü getiriliyor. Emekli Sandığı ya da SGK'ya başvuru sistemi bu yöntemle kaldırılıyor. Bunun anlamı, emekli olmak isteyenlerin çok daha düşük ücretlerle emekli maaşı almaları olacak.

9'uncu maddeye baktığımızda ise ödenmesi gereken prim oranlarının değiştirildiğini görüyoruz. Yüzde 32'den yüzde 45'e çıkarılıyor prim oranları. Yurt içi borçlanmayla farklı bir uygulama getirilerek aslında yurt içinde çalışanlar ile yurt dışında çalışanlar arasında bir ayrımcılık uygulanıyor. Bu oranın neye göre belirlendiğinin yine her zaman olduğu gibi açıklanma ihtiyacı hissedilmemiş. Aynı maddenin devamında, Türkiye'de sigortalılığının bulunmaması hâlinde borçlanma işleminin süresinin borçlanma başvuru tarihinden geriye doğru götürülmesi düzenlenmiş. Bu da Türkiye'deki emeklilik yasal düzenlemeleri dikkate alındığında hak kaybına yol açacak bir düzenleme olarak önümüzde duruyor. Çünkü bildiğimiz gibi, Türkiye'deki emeklilik düzenlemesinde hangi tarihte işe başladığınıza göre emeklilik yaşı ve prim gün sayınız değişmekte. Dolayısıyla eğer yurt içinde çalışması yoksa yurt dışındaki çalışması hesaba katılmadığı için son başvuru tarihi yani günümüz itibarıyla başvuru yapıldığında çok daha düşük ücretlerle, çok daha düşük maaşlarla emekli olma durumu yaşanıyor. Bu da bir başka hak kaybı.

Şimdi, Türkiye'de, şu önümüze getirilen yasal düzenlemeye baktığımızda, sermayeden yana, zenginden yana, işçiler ve emekçiler aleyhine bir dizi düzenlemenin önümüzde durduğunu görüyoruz. On yedi yıllık bir AKP iktidarından bahsediyoruz, bu döneme ilişkin de uygulanan neoliberal politikalardan bahsediyoruz. Zaten neoliberal politikaların özünün yoksula, emekçiye, çalışana, kadınlara, gençlere yönelik bir politika değil; tam tersine, sermayenin parasına daha çok para katan bir uygulama politikası olduğunu çok iyi biliyoruz. Ama aynı zamanda, iktidarın yayılmacı, savaş yanlısı dış politikasının; rantçı, talancı politikalarının bu ülkeyi çok derin bir krize sürüklediğini de hepimiz görüyoruz. Her ne kadar bu ülkede "Ekonomik kriz var." diye "tweet" atanı "dış güçlerin maşası" "terörist" diye gözaltına almış olsanız da bu gerçeğin üstü artık örtülemez bir hâlde önümüzde duruyor. O nedenledir ki ekonomik krizi çözmek için yeniden dönüyorsunuz, yoksullara, emekçilere, çalışanlara, kadınlara, gençlere bunun yükünü yıkmaya çalışıyorsunuz. Sermayenin borçlarını üstlenip teşvik primleri verirken çalışanların haklarını gasbetmeye çalışıyorsunuz. "Zam yok." diyorsunuz ama insanlar markete, pazara gittiğinde torbalarını doldurmadan geri geliyorlar; farkında mısınız, bilmiyoruz. İşsizlikten, borca batıklıktan insanlar bu ülkede intihara sürükleniyor; görüyor musunuz ya da görüyorsunuz da görmek mi istemiyorsunuz? Bütün üretim alanlarını, tarımı, hayvancılığı yok ettiniz, doğayı talan ettiniz, şimdi sıra emekçilerin emeklilik haklarına mı geldi? Zaten bu ülkede emekliliği mezarda emekliliğe çevirmediniz mi? Yeri geldiğinde şunu söylüyorsunuz: "Avrupa standartlarında burası çünkü Avrupa'da da bu yaşta emekli olunuyor." Peki, oradaki yaşam koşullarının, çalışma koşullarının farkında mısınız? Oradaki işçiler ile Türkiye'deki işçilerin aynı koşullarda çalıştığı, aynı maaşı aldığı, aynı yaşam standartlarına sahip olduğu gibi bir iddianız mı var yoksa?

Emeklilik haklarını daha da zorlaştırmak yerine emeklilik koşullarını kolaylaştırın. Emeklilikte yaşı ve primi düşürün. Bu ülkede sermayeye, yandaşlarınıza alan açmayı terk edin; bu ülkenin gerçek sahipleri olan işçilere, emekçilere, kadınlara, yoksullara, gençlere alan açın. Birçok üniversite açılıyor, özel üniversiteler kuruluyor ama gençlik iş alanları bulamıyor kendine. İşsizlikten, ailesine bağımlı hâlde yaşamaktan bıkmış, bunalmış gençlerimizin bu ülkede sayısı kaç, farkında mısınız? Özel üniversite açmak, oralarda paralı eğitime zorlamak bir sonuç üretmiyor. Öncelikle gençlerin iş sorununu çözmek zorundasınız. Ama siz buna kafa yormak yerine sermayeye, yandaşlarınıza daha fazla para aktarmanın derdindesiniz. Bu yasal düzenlemenin de aslında bütün olarak önümüze koyduğu şey bu. Bir an önce bunlardan vazgeçin, bu halkı, bu ülkeyi yok etmeye çalışmaktan vazgeçin, yoksa kendiniz yok olacaksınız. (HDP sıralarından alkışlar)