Konu:Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:103
Tarih:16/07/2019


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 102 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifiyle ilgili konuşmama geçmeden önce, Tunceli'nin Ovacık ilçesinde patlayıcıya basarak hayatını kaybeden 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu yavrularımıza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Değerli milletvekilleri, torba kanunlarla getirilen kanun yapma tekniğini defalarca eleştirdik. Bu teklif de özü itibarıyla iktidar tarafından asla kabul edilmeyen krize bir çözüm olması için getirilmiştir. Ancak içinde bulunduğumuz ekonomik krizin bu torbalarla düzelmeyeceğini, çözülemeyeceğini de iktidarın artık anlaması gerekmektedir.

Teklifin gelişine de şöyle bir baktığımız zaman -benden önceki konuşmacılar da buna değindiler- Anayasa'nın 88'inci maddesine göre kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkili kılınmıştır değerli arkadaşlar. Ancak sistem hiç de öyle işlemiyor bildiğiniz gibi. Örneğin bugün konuştuğumuz teklif, 75 milletvekilimizin imzasıyla gelmiştir ama sorsanız, hiçbirisi geldiği zaman içeriğini bilerek altına imza atmamışlardır bu teklifin. Çünkü bu teklifler yürütme tarafından hazırlanarak getiriliyor, milletvekillerimizin de imzasıyla teklif hâline getirilerek komisyona havale ediliyor. Muhalefetin sorduğu sorulara da maalesef aydınlatıcı cevaplar verilemiyor bu kanun teklifleriyle ilgili.

Şunu sormak lazım: Madem böyle olacaktı, sistem neden değişti? Zaten eskiden de böyle olmuyor muydu? Teklifler yürütmeden geliyordu, tasarı olarak geliyordu; "tasarı"nın adı "teklif" oldu, hazırlayan yine yürütme, değişen bir şey yok.

Gelir ve harcamalarda birçok değişiklik içeren teklifin birinci bölümünü değerlendirdiğimizde, teklifin 2'nci maddesi yeniden bir varlık barışı uygulamasına gidilmesidir. AKP iktidarları döneminde "varlık barışı düzenlemesi", "af" veya "yeniden yapılandırma" adı altında 8 tane kanun, sadece "varlık barışı" adı altında da 5 tane kanun çıkarılmıştır ancak bu kanunlar sonucunda ne kadar bir varlığın sisteme kayıt yaptırdığı konusunda da net bir bilgi verilememektedir. Son çıkarılan 7143 sayılı Kanun'la kayda giren miktarın 17 milyar TL, bunun sadece 8 milyar lirasının da yurt dışı kaynaklı olduğu ifadesine bakıldığında değerli arkadaşlar, iktidarın bu kanunla 200 milyar TL'lik yurt dışı kaynak beklentisinde bir hayal kırıklığı olacaktır. Yurt dışına giden varlığın nedeni Türkiye'deki ekonomik istikrarsızlık, hukuk sistemindeki aksaklıklar, siyasi alandaki istikrarsızlıktır. Bu durumda da hiçbir yurttaşın güven duyarak yurt dışındaki varlığını belli güvencelere rağmen ülkeye getireceğini düşünemeyiz. Yani akla gelen soru da şu: Bu kadar sık kanun belli kişi ya da gruplar için mi çıkarılmaktadır? Komisyonda da bunun kara para aklama için bir yöntem olarak kullanılabileceği eleştirilerimize yanıt verilmemiştir. Buradan meşru olmayan ile meşru olan arasında bir adaletsizlik çıkacağı da ortadadır.

Teklifin 3, 4, 5 ve 6'ncı maddelerinde Merkez Bankası Kanunu'nda bazı değişikliklere gidilmektedir. Bu maddede Merkez Bankasıyla ilgili yapılan en önemli değişiklik -madde üzerinde konuşacak arkadaşlar mutlaka daha detayına gireceklerdir- bankanın ihtiyat akçelerine hazine tarafından el konulmasıdır yani iktidar "kefen parası" olarak adlandırılan ve acil durum için ayrılan paraya göz dikmiştir. Kanuna eklenen geçici maddeyle Merkez Bankasının bilançosunda hâlen 46 milyar 208 milyon lira olarak görünen bu ihtiyat akçesinin yaklaşık 40 milyarı hazineye devredilecektir, 6 milyarı da gelecek yılın bütçesine.

Burada bir hatırlatma yapmak istiyorum: 2019 yılı başlarında da bütçe açığını düşünerek bütçe açığını düşük göstermek ve 31 Mart seçimlerine kaynak yaratmak amacıyla bankanın açıklanan kârının 33,3 milyarı öncelikle avans olarak Hazineye aktarılmıştı. Bunu da burada not olarak ekleyelim. Bu uygulamayla bütçeye Merkez Bankası kaynaklarından sadece bu yıl yaklaşık 73 milyar TL aktarılmış olacaktır. Yatırımın, üretimin olmadığı, ciddi ekonomik politikaların geliştirilmediği ülkemizde bu para da bitince ne olacak? Merkez Bankasının karşılıksız para basması anlamına gelen bu düzenlemeyle önümüzdeki dönemde çok büyük bir enflasyonist baskı yaratarak Türkiye ekonomisi için ilave riskler oluşturacağı hususlarında gereken uyarıları ve eleştirilerimizi de Komisyonda yaptık.

Değerli milletvekilleri, teklifin 8, 9, 10, 11, 12 ve 13'üncü maddeleri yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yurt dışındaki sosyal güvenlik imkânlarını kullanarak emeklilik hakkı kazanmasına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Nedir bu düzenlemeler diye baktığımızda, yurt dışında borçlanarak 4/A yani SGK emeklisi olma imkânını ortadan kaldırmakta, bunun yerine gurbetçilerimizin 4/B yani BAĞ-KUR sigortalılığını alternatif olarak sunmaktadır. Ödenmesi gereken prim bedeli de yüzde 32'den yüzde 45'e çıkarılmakta, üstelik BAĞ-KUR gün sayısı daha yüksek olduğu için gurbetçilerin çok daha yüksek bedel ödeyerek çok daha düşük maaşlar alabilecekleri bir sisteme geçilmektedir.

AKP, 2015 seçimlerinde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza verdiği sözü tutmamıştır; yurt dışında yaşayan ve Türkiye'den borçlanarak emekli olan vatandaşlarımızın hem emekli maaşlarını alıp hem de bulundukları ülkelerde 450 avroya kadar olan işlerde çalışabileceklerine ilişkin sözünü yerine getirmemiştir. Çıkarılan yasa ile AKP yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın dövizine göz dikmiş, vatandaşlarımızın lehine bir düzenleme yapmak yerine onları ekonomik krizden çıkışın bir aracı hâline getirmiştir ve bu şekilde de resmen, emekli olmak isteyen vatandaşlarımızdan haraç istenmektedir. Ayrıca AKP iktidarı bu düzenlemeyle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza bir anlamıyla "Ülkenize kesin dönüş yapmayın." demektedir. Avrupa ülkelerinde emeklilik yaşları çok ileri olduğu için bu durum fiilî olarak gurbetçilerin Türkiye'ye kesin dönüş yapma hayallerini elinden almaktadır. Avrupa'da 67 yaşında emekli olabilecek bir gurbetçi vatandaş bu yasayla 58-60 yaşında primini ödeyerek Türkiye'ye dönebiliyor ve 67 yaşına kadar bu emeklilik maaşıyla geçinebiliyordu değerli arkadaşlar. Ayrıca bu düzenleme elli yılı aşkın bir süredir Türkiye'ye döviz göndererek kalkınmaya destek olan, yaz tatillerini geçirerek, emlak satın alarak, yakınlarına para göndererek ülke ekonomisine destek olan gurbetçilerimize yapılan büyük bir haksızlıktır.

Teklifin 16 ve 17'nci maddelerinde özet olarak bu maddelerle şirket kurtarma ve kredi borcu yapılandırması ve hatta bazı şirketlerin kredi borçlarının tümden silinmesi mümkün olacaktır. Bu maddelerle yapılan düzenlemeler tüm uyarılarımıza rağmen AK PARTİ iktidarı tarafından uygulanan yanlış ekonomik politikaların sonucunda ortaya çıkan, reel sektör krizinin giderilmesine yöneliktir. Birçok sektörde kredi batıkları artmaktadır. Bir örnek vereyim: Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eximbank'ın 2002'den bu yana batık kredisi tam 10 kat artmıştır, 29 milyon TL olan batık kredi bugün 294 milyon TL'ye çıkmıştır. İktidar Türkiye'yi Şubat 2001 krizinden sonra 2002 yılında uygulanan İstanbul yaklaşımı benzeri bir kurtarma operasyonu evresine sokmuştur. Komisyonda yapılan açıklamalarda yakın izlemedeki ve takipteki kredilerin 400 milyar TL'ye ulaştığı ilgililerce ifade edilmiştir. Ancak vatandaşların kredi kartı, tüketici kredisi faizlerinin ya da borçlarının silinmesi gibi bir madde bu teklifte yoktur. 20 milyar TL'yi bulan vatandaşın borçlarının da yapılandırılması için vereceğimiz önergeyi umuyorum ki iktidar partisi milletvekilleri bir kez de vatandaşı düşünmeye ve onların da krizlerini çözme noktasında duyarlılık göstermeye yanaşırlar ve destek verirler, bunu göreceğiz.

Kurtarılacak şirketler büyük ihtimalle yandaş şirketler olacak. Varsa yoksa yandaşlar, bu pakette vatandaşa bir kolaylık görünmüyor. Vatandaş hep tasarruf edecek, açlıkla mücadele edecek, devlete ağırlaştırılmış vergisini ödeyecek, devlet de yandaş şirketleri kurtaracak; işte böyle bir paketi tartışıyoruz değerli arkadaşlar.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)