Konu:16/7/2019 tarihinde Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve arkadaşları tarafından, OHAL dönemi ve sonrasında yaşanan hak ihlallerinin araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:103
Tarih:16/07/2019


16/7/2019 tarihinde Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve arkadaşları tarafından, OHAL dönemi ve sonrasında yaşanan hak ihlallerinin araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Merhabalar.

15 Temmuz 2016'da bu ülkede bir darbe girişimi gerçekleşti, arkasından OHAL ilan edildi ve 7 kez uzatıldı; iki yıl boyunca bu ülke OHAL koşullarında yaşamak zorunda bırakıldı, dayatıldı. OHAL süreci, bu ülkede insan hakları ihlalleri, yaşam hakkı ihlalleri, çalışma hakkı ihlali, seyahat hakkı ihlali dâhil olmak üzere, burada belki de saymakla bitiremeyeceğimiz birçok ihlalin gerekçesi olarak ortada durdu.

Kanun hükmünde kararnameler çıkarıldı. Bu kanun hükmünde kararnameler Anayasa'ya göre sadece olağanüstü hâlin gerektirdiği sınırlarda kalması gerekirken, ülkenin yönetimine dair her konuda kanun hükmünde kararname çıkarıldı. Darbe girişimini Allah'ın bir lütfu olarak değerlendirenler, bunu kendilerine bir gerekçe olarak görüp, ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yürütülen bir rejim hâline getirdiler. Mesela, bu kanun hükmünde kararnamelerden birkaç tanesi, evlilik programlarının yasaklanması, kış lastiklerine dair düzenlemeleri de içeriyordu. Dolayısıyla, kanun hükmünde kararname meselesi, sadece olağanüstü hâlin gerektirdiği sınırlarda kalmadı; kolay bir şekilde, Meclise sunulmadan, ülke içerisinde tartışılmadan kanun hükmünde kararnameler yoluyla ülke yönetilmeye çalışıldı.

Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldı kanun hükmünde kararnamelerle ilgili ancak Anayasa Mahkemesi, kendi yetkisi içinde olmadığı gerekçesiyle bu başvuruları reddetti. Oysa, aynı Anayasa Mahkemesi, 1992'de çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle ilgili, konu itibarıyla OHAL'in gerektirdiği sınırların dışına çıktığı gerekçesiyle bu kanun hükmünde kararnameleri iptal etmiş olmasına rağmen, günümüze geldiğimizde, kendi gerekçesini unutarak kendi kapsamı içinde olmadığını söyledi. Dolayısıyla, aslında bu ülke iki yıl boyunca ve devamında da keyfî bir hükûmet tarafından keyfî kararlarla yönetildi. Ardından gelen tepkiler üzerine OHAL Komisyonu kuruldu ama OHAL Komisyonu da aslında işlevsiz bir yapı olarak varlığını sürdürüyor.

OHAL sürecinde neler oldu? Binlerce insan gözaltına alındı, binlerce insan tutuklandı. Darbe girişimiyle ilgisi olsun olmasın, birçok insan, gazeteci, insan hakları örgütlerinin üyeleri, öğrenciler, toplumsal muhalefet içerisinde yer alanlar; HDP'li olanlar HDP'ye üye olduğu, sempatizanı olduğu gerekçesiyle tutuklandı, gözaltına alındı, çeşitli baskılara maruz kaldılar.

Yine, işkence ve kötü muamele had safhaya ulaştı. Güvenlik güçlerinin hukuka aykırı eylemleri fiilî olarak suç olmaktan çıkarıldı, ya hiç yargılanmadılar ya da cezasızlık ile ödüllendirildiler.

KHK'lerle çok sayıda kurum kapatıldı; başta kadın kurumları olmak üzere LGBTİ+ örgütleri, iktidara muhalif olan tüm kurumlar, gazeteler, televizyonlar, ajanslar, radyolar, üniversiteler, vakıflar kapatıldı.

İktidara kim muhalifse iktidara karşı sözünü söyleyen herkesin yok edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşadık. Binlerce insana yurt dışı çıkış yasağı getirildi. Pasaportlar iptal edildi. 200 bine yakın insan yurt dışına çıkamadı.

OHAL süresince yapılan referandum ve seçimlerde OHAL'in baskısıyla toplumsal muhalefet karşı karşıya kaldı. 130 bin kamu görevlisi işlerinden, mesleklerinden ihraç edildi. Bu da yetmedi, özel sektörde de çalışmaların önüne geçildi ve bir tür ölüme mahkûm edildiler. 500 bin insan hakkında hukuksal işlem yapıldı.

HDP'li 99 belediyeye kayyum atandı. HDP Eş Genel Başkanları Sayın Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş olmak üzere birçok milletvekilimiz hakkında dokunulmazlıkları kaldırılarak gözaltılar yapıldı, tutuklamalar oldu, hâlen de tutuklu olarak yargılanıyorlar.

Gazeteciler cezaevlerine atıldı, Türkiye gazetecilerin en çok tutuklu olduğu ülkeler arasında 1'inci sıraya yerleşti. Basına ağır bir sansür uygulandı, basının iktidar aleyhine haber yapması, yayın yapması yasaklandı. Grevler, millî güvenliği bozduğu gerekçesiyle ertelendi ya da yasaklandı. Hak arama özgürlüğü engellendi, iş cinayetleri arttı, OHAL döneminde 50'yi aşkın insan OHAL'in getirdiği koşullardan dolayı intihar etti. Çalışanlar "güvenlik soruşturması" adı altında ya işe alınmadılar ya da işlerinden atıldılar. Kadınlar bu süreç içerisinde daha da yoksullaştırıldı, işten atılan kadınlar eve, aileye, eşe, kocaya mahkûm edildiler. OHAL gerekçesiyle birçok kente giriş-çıkış yasakları konuldu, insanların seyahat hakkı, yaşam hakkı engellendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Gülüm.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - LGBT+'ların tüm eylem ve etkinlikleri yasaklandı ve burada belki de sayamayacağımız birçok toplantı ve gösteri yürüyüşü, anayasal hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü ihlal edildi; güvenlik gerekçeleriyle, OHAL gerekçeleriyle insanların hak arama özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Kadın cinayetleri arttı, kadınlara yönelik baskılar çoğaldı. Polis, karakola giden kadına "Polisin işi gücü var." diyerek işlem yapmadı. Savcılar "Çok sayıda dosyamız var, kadın meselesiyle ilgilenemeyiz." diyerek kadın sorunlarıyla ilgilenmedi. OHAL süresince öncelikle de kadın kurumları kapatıldı ve kadınların kazanımları olan bütün yasal haklar geri alınmaya çalışıldı.

Dolayısıyla aslında OHAL, bir bütün olarak, temel insan haklarının, örgütlenme hakkının, düşünce hakkının, kadın özgürlük mücadelesi haklarının, kazanımlarının geri alındığı bir süreç olarak tepemizde durdu ve böyle yaşadık. Peki, OHAL kalktı mı? Hayır, kalkmadı. OHAL kalkmış gibi görünse de aslında üç yıl süreliğine devam eden bir OHAL sürecinde yaşıyoruz. Sadece bu da değil, OHAL kalkmış olmasına rağmen, OHAL sürecindeki bütün yasal düzenlemeler fiilî olarak devam ediyor arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bir dakika daha rica ediyorum.

BAŞKAN - Selamlayalım Sayın Gülüm.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Hâlen, sadece güvenlik üzerine kurulu bir ülke olarak yaşamaya zorunlu kılınıyoruz. Hâlen, her yerde insanlarımız keyfî bir şekilde çevrilerek "GBT" adı altında baskı uygulamasına devam ediliyor. Hâlen, HDP'ye yönelik, özellikle de kriminalize etme, yok sayma, baskı altına alma politikaları devam ediyor.

İşte, yaşanan tüm bu sürece ilişkin olarak biz diyoruz ki: Gelin, bir daha OHAL koşulları yaşanmaması için; bu ülkede demokrasinin, özgürlüklerin, barışın kanalının açılabilmesi için, yaşanan bu sürece ilişkin bir araştırma komisyonu kurulsun. Mağdur olanlar, hak ihlaline uğrayanlar açısından bu mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli çalışmalar yapılsın. Bunun için de bir araştırma önergesi önerimiz var, kabul etmenizi bekliyoruz, gerçekten insan haklarından, özgürlüklerden yanaysanız.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)