Konu:Gıda terörüne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:101
Tarih:11/07/2019


Gıda terörüne ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; su, hava gibi gıda da insan yaşamının vazgeçilmezidir. Uluslararası gıda terörünün yanı sıra, ulusalda yaşadığımız sorunları bir milletvekili olarak Tarım Bakanlığının sitesinde okuduğum bir söz üzerine burada dile getirmek istedim. Bakanlık diyor ki: "Gıdanın en büyük denetçisi vatandaştır; gıdayı denetleyin, bizi de uyarın."

Bu bağlamda, Tarım Bakanına buradan sesleniyorum: Taklit ve karışık ürünlerle ilgili Bakan olduğunuzdan bugüne kadar açıklama yapmadınız. Bakanlığınız döneminde hiçbir denetim yapılmadı mı? Sizin Bakanlığınızdan önce yapılan denetimlerde ortaya çıkan ürünler duyuru yoluyla kamuoyuyla paylaşılıyor ve bu bağlamda yurttaşlar bilinçlenebiliyordu.

Değerli milletvekilleri, gıda terör kadar önemli bir silah. GDO'lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkisi az gelişmiş ülkelere GDO'lu ürünleri sevk ederek para kazanan rantçıların iştahını kabartıyor. Bunun sonucu olarak da dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kalp, kanser ya da beyin kanamasından ölümler artıyor çünkü ne yedeğimizi ne içtiğimizi ne tükettiğimizi yeterince bilmiyoruz. Rafta satılan bir üründe koruyucu miktarı belirtiliyor ama onun dışında, o rafın dışında farklı 10 tane ürün aldığımızda, koruyucu yer alan ürünlerle kendimizi zehirliyoruz. Doğal olarak, bu sorunların insan yaşamı üzerindeki etkisini Meclis olarak detaylı olarak ele almamız gerekiyor.

On yıllık plana baktım, süresi doldu, söylenenlerin hiçbiri olmamış. Önümüzdeki süreçte de maddeler olarak yazılmış, bundan sonra ne kadar olur bilmiyorum ama Türkiye için büyük bir tehlikeye daha dikkat çekmek istiyorum. Gittiğiniz lokantada, fırında, benzer iş yerlerinde kaçak işçiler çalışıyor. Bunu gittiğiniz zaman siz de görüyorsunuz, saptıyorsunuz. Geçmişte gıdayla ilgili üretim yapılan her yerde portör muayenesi ve akciğer filmi çalışanlar için zorunluluktu ancak bununla ilgili yapılan düzenlemede çalıştırana bu iş bırakıldı. Bir salgın hastalığın ya da birinde olan hastalığın size bulaşabileceği bir yol da gıdadır. Bu konunun dikkate alınması gerekiyor. Daha önce gıdayla ilgili denetimler belediyenin de yapabildiği bir olaydı ancak bu, Tarım Bakanlığına geçti, Tarım Bakanlığının kadroları bu konuda yeterli değil. Yeniden belediye zabıtaları eliyle bu kontrollerin yapılması gerekiyor. Merdiven altı üretimin, kayıt dışının kontrol altına alınmaması sağlığımız açısından ayrıca sorunlar yaratıyor.

Değerli milletvekilleri, son dönemlerde yurt dışına giden ürünlerle ilgili de kamuoyuna yansıyanları sizler de okuyorsunuz. Örneğin, domates Rusya'dan domates güvesi nedeniyle iade ediliyor ya da erik Akdeniz sineği yüzünden iade ediliyor. Esasında domates güvesi de, Akdeniz sineği de bu coğrafyanın değil, ithal ürünler yoluyla bu ülkeye gelen zararlılar. Rusya onları laboratuvarında kontrol edip saklıyor, iade ediyor ama biz Türkiye'de bunları tüketmenin ötesinde ülkenin bütününde bu hastalıkların ve zararlıların yaygınlaşmasının yolunu açıyoruz. Gelen tohumla patateste kanser 27 ilde topraklarımıza ekim yapılmasının önünü kesti. Akdeniz sineği, 45 ilde, ne yazık ki üreticinin ürettiği ürününü pazarlanamaz duruma düşürdü. Bunların sorumlusu Tarım Bakanlığı. Bakınız, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde 2006 yılında domuz eti kasaplık hayvan eti sayıldı; şu anda helal gıdanın yanında kasaplık et olarak satılıyor. Yapılan denetimde bir iş yerinde 8 denetimin 5'inde köfte harcında domuz varlığı tespit edilmiş ama orası kapatılmıyor. Tüketmek isteyen tüketebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gürer, tamamlayın lütfen.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Ne var ki, domuz etinin köftede olduğunu yazarak satıyorsa yasal hakkı ama yurttaş onu "dana eti" diye alıyor. Yurttaşı bu şekilde yanıltarak domuz karışımlı eti "dana eti" diye yedirmeye hiç kimsenin hakkı yok.

Bunun yanı sıra, farklı firmaların ülkemize soktuğu ürünlerde yaşanan sorunlar nedeniyle bunlara karşı da önlemler alınması gerekiyor. Laboratuvarlarımızın yetersiz olduğu, yurt dışına giden ürünlerin ortaya çıkan sorunlarından görülüyor. Et konusu da ülkemizde sorunlu olan bir alan. Biraz evvel Srebrenitsa'yı anarken -Yugoslavya'da yaşananları söyleyen sayın vekilim buradan gitti herhâlde- şunu belirtmek lazım: Sırbistan'dan et alıyoruz, Sırbistan'dan yetişmeyen ayçiçeğini alıyoruz, İsrail'den tohum alıyoruz, sonra bunlara veryansın ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bize ait olan, kendimizin yerli ürünlerini bu anlamda sahiplenmiyoruz ve sorunların varlığına da bir nedenle bu tohumlarla yol açıyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)