Konu:Sporda Şiddet Ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:98
Tarih:04/07/2019


Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 92 sıra sayılı Teklif'in 8'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hiçbirimizin sporda şiddeti onaylamamız tabii ki mümkün değil. Bugün bu kanun teklifiyle ilgili çok şeyler söylendi ancak Anayasa'nın birçok maddesine aykırılıklarının olmasını, özgürlüklere aykırı unsurlar içeriyor olmasını kesinlikle görmezden gelemeyiz. Kitlesel spor karşılaşmalarında toplumsal, politik, ekonomik tepkiler her zaman olağan olmuştur fakat 31 Mart seçimlerinden sonra, özellikle tribünlerden yükselen "Mazbatayı ver, mazbatayı ver! İmamoğlu'na mazbatayı ver!" söylemlerinden sonra bu teklifin gelmiş olması da manidardır, bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Çok rahatsızlık verdiği ve etkili olduğu da ortadadır.

Mevcut 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 14'üncü maddesinde değişiklik yapılıyor bu 8'inci maddede. Şimdi, burada "hakaret içeren tezahürat" cümlesine "tehdit" kelimesi ekleniyor. Yani açıkçası, gerçekten anlaşılmaz şeyler var bu maddede. Hangi söylemlerin hakaret ve tehdit suçuna yol açacağı kesinlikle net değil. Bunların çok net olması gerekiyor aslında. Sonra bu maddeye 4'üncü bir fıkra eklenmiş, söz ve davranışların yanı sıra her türlü yazılı, görsel, işitsel, elektronik kitle iletişim araçlarıyla bu suçun işlenmesi hâlinde bu madde hükümleri uygulanacak bir yıldan üç yıla kadar. Yani bu nasıl olacak? Bir plazma ekran kuruldu, karşısındaki kişiler bir söylemde bulunuyor, onlar orada tespit mi edilecek? Nasıl olacak gerçekten anlaşılır gibi değil.

Başka bir tuhaf suç daha var burada, "taraftarın grup hâlinde veya münferiden belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın duyan veya gören kişiler tarafından tehdit olarak algılanması durumunda" diyor. Yani ben balkondan baktım, aşağıda bir grup taraftar geçiyor, taraftar orada olumsuz şeyler söyledi, ben bunu üzerime tehdit alıp ihbarda mı bulunacağım? Anlaşılır gibi değil. Yani ODTÜ'lü öğrencilerin tutuklanması, gözaltına alınması, ondan sonra bu maddelerin, kanun tekliflerinin gelmesi, karikatürler yüzünden suç duyurularında bulunulması, tutuklamaların olması... Ya, gerçekten ben şunu ifade etmek istiyorum: IV. Murat'ı, Allah rahmet eylesin, aratacak hâle geldik şu dönemde. Bu kadar özgürlüklerin kısıtlanması... Aradaki tek fark o zaman idamların olması, şimdi olmaması herhâlde.

Sporda şiddeti önlemek için, değerli arkadaşlar, eğer bunu istiyorsanız, taraftarların ve gençlerin bu kadar baskı altına alınmasını sağlamak yerine onların iş imkânlarını, sosyal yaşam imkânlarını ve gelecek imkânlarını artırsak daha iyi olmaz mı acaba? Ülkemizde resmî olarak 5 milyona yaklaşan, gayriresmî de 8 milyon sınırını aşan işsiz sayımız varken maalesef bu krizden etkilenenler yerine AKP kadrolarında sürekli yüksek maaşlarla yeni görevlere kişiler getirilmekte. Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin maaşlarına yüzde 40 oranında zam yapılmakta, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi üyeleri "huzur hakkı" adı altında çok ciddi paralar alırken maalesef TÜİK enflasyon oranlarını açıklıyor. Emekliye, memura yüzde 5-6 zamla... Zaten zamlarla maaşlarına aldıkları zam eriyor. Şu an ülkemizde 1 milyona yakın üniversiteli işsiz var değerli arkadaşlar.

Örneğin ülkemizde bir kentsel dönüşüm problemi var, 20 milyona yakın yapının dönüştürülmesi gerekiyor. Daha dün İmar Kanunu'nda, 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu'nda yeni değişiklikler yaptık, kabul edildi. Fakat bu kanunların uygulanmasında ne kadar samimiyiz, açıkçası ben bunu da sorgulamak istiyorum. Çünkü 2017-2018 öğretim yılında mezun olan 10.280 inşaat mühendisinden sadece 47'si resmî olarak atanmış, 8.784 mimardan 16'sına kadro açılmış. Bu sayılar böyle gidiyor. 10.258 makine mühendisinden sadece 63'üne resmî olarak kadro açılmış. Ayrıca KPSS sınavına giren mühendisler arasında da kurumlara alınırken ayrımcılıklar yapılıyor. Örneğin, 55 puanla Muş Özel İdaresine atanan ve altı ay önce İznik Belediyesine başvuran ve 88 puan aldığı hâlde mülakata çağrılmayan arkadaşlarımızın yerine düşük puan alanların atandıklarını duyuyoruz. Yani üniversite açmak sadece bina açmak değildir. Üniversitelerde istihdam planlaması mutlaka yapılmalıdır, bölümlere bu planlama dâhilinde öğrenciler alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Mühendislik fakültelerinden mezun olan on binlerce arkadaşımız işsizlikten inim inim inlerken, Sayın Cumhurbaşkanımız G20 zirvesinden kadın üniversitesiyle dönüyor ve YÖK Başkanına talimat veriyor bir kadın üniversitesi açılması için. Acaba Sayın Cumhurbaşkanı, YÖK Başkanına istihdam planlamasıyla ilgili de bir talimat verecek midir? Acaba Cumhurbaşkanımız bu işsizliğin, üniversiteli işsizlerin işsizlik sorununu çözmek için de çalışmalarda bulunacak mıdır? Açıkçası bunu da çok merak ediyorum. Yakında, önümüzdeki hafta yeni merkezî atamalar açılacak. Merak ediyoruz ve bekliyoruz, daha fazla mühendisin atanmasını bekliyoruz.

Sözlerime son verirken, yarın Başbağlar Katliamının yıl dönümü; hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum ve bu, sporda şiddet yasasının hem sporculara hem taraftarlara hayırlı olmasını diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)