Konu:Sporda Şiddet Ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:98
Tarih:04/07/2019


Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, toplumumuz bir şiddet sarmalı içinde, bundan spor da kendine düşen payı alıyor. Sağlıkta şiddet var, aile içi şiddet, hayvana şiddet, kadına şiddet... Umuyorum ki getireceğimiz bu yasalarla bu şiddetin önüne geçmiş oluruz. Şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Efendim, ben, yasayla ilgili konuşmamı yapmadan önce, geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilmiş olan İstanbul seçimlerinin Türkiye gündemine olan yansımalarına ait bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.

İstanbul seçimleri, özünde bir yerel seçim olmasına rağmen, yürütülen seçim kampanyası ve bu kampanyadaki söylemler, seçimin tekrar edilme kararı alınması ve Cumhurbaşkanının aktif olarak bu seçimin içine dâhil olması artık İstanbul seçimlerini yerel seçimlerin ötesine taşımış, âdeta getirilen Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin bir yıllık değerlendirmesinin seçimi hâline gelmiştir. İstanbul seçimleri sonrasında AK PARTİ oylarında görülen büyük kayıplar, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemini tekrar tartışmaya açmıştır.

Milletimiz, sandıktaki tercihiyle, uygulamada olan Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine bir yıl sonra onay vermemiştir. Bir kişiye her şeye karar verme yetkisinin verilmesi ve devletin âdeta bir parti devleti hâline dönüşmüş olması milletimizin vicdanında karşılık görmemiştir. Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanının bir belediye başkan adayını seçtirmek için seçim meydanlarına inmiş olması, hatta Cumhurbaşkanının yine seçim meydanlarında seçmenlere çay dağıtması milletimiz tarafından yadırganmıştır çünkü halkımız Cumhurbaşkanının tarafsız olmasına alışkın ve böyle olması gerektiğine inanmaktadır.

Zaten, Anayasa'mızda da Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiği belirtilmektedir. Bakınız, elimdeki, şu an yürürlükte olan Anayasa'mız; 103'üncü maddesini sizlere de okumak istiyorum, Cumhurbaşkanının yeminiyle ilgili olan madde. "Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için -bakın 'tarafsızlıkla' diyor- bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim." Bakın, bu kürsüde, Cumhurbaşkanı bu şekilde tarafsız olacağına dair ant içmişti.

Yine, Anayasa'nın 104'üncü maddesinde "Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder." der ve yine 117'nci maddesi Başkomutanlıkla ilgilidir. "Başkomutanlık Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur." der.

Bakınız, Anayasa'nın pek çok maddesinde bu kadar açık bir şekilde Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bir Cumhurbaşkanının sadece bir partinin Genel Başkanı olması kabul edilebilir midir, bunu sizlerin vicdanına sormak istiyorum.

Bu Mecliste, bakın, bizler, hepimiz Türkiye'de milletimizi temsil ediyoruz, farklı bölgelerden milletvekili olarak seçildik, geldik. Sadece tek bir AK PARTİ yok Mecliste; AK PARTİ var, Cumhuriyet Halk Partisi var, HDP var, MHP var, İYİ PARTİ var yani hepimiz Türkiye'yi temsil ediyoruz. Cumhurbaşkanının da -eğer milleti ve devletimizi temsil ediyorsa- sadece bir partinin Genel Başkanı olması kabul edilebilir değildir.

Bu -tarafsızlık- sadece siyaset açısından birtakım handikapları beraberinde getirmemiş, bunun yanında ekonomiyle ilgili sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminden itibaren enflasyon artmış, işsizlik artmış, bütçe açığı artmış; sanayi üretimi azalmış, tarımsal üretim azalmış, millî gelir düşmüştür. Cumhuriyetin en ağır ekonomik krizini hep birlikte yaşıyoruz. Özetle, geldiğimiz nokta itibarıyla, Türkiye'nin, daha fazla zaman kaybetmeden ve zarar görmeden bu sistemden vazgeçmesi ve parlamenter sisteme geri dönmesi zorunlu hâl almıştır. Ülkeye güvenin geri gelmesinin ilk şartı budur. Milletimizin talebi de tarafsız Cumhurbaşkanlığından yanadır, hatta iktidar mensuplarının dahi bu yönetim sisteminde revizyon yapılması gerektiğine dair basında açıklamaları yer almıştır. Gerekirse bu konuda, halkımız, evet, 2017'de referandumla Cumhurbaşkanlığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRET ŞAHİN (Devamla) - Başkanım, toparlıyorum.

Halkımız her ne kadar 16 Nisan 2017 tarihinde Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine vize vermiş olsa da geçmiş bir yıllık deneyim sonrasında artık Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin bizlere uygun olmadığını ve bundan geri dönülmesine dair kararını sizlere bildirmiştir. Bu kadar Anayasa maddesinde değişiklik yapamayacağımıza göre -doğru olanın- Cumhurbaşkanının partisinden ayrılarak tarafsız konumda olmasını temenni ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)