Konu:Ankara Emniyet Müdürlüğünde cebir ve darbın yaşandığına dair herhangi bir izin olmadığının doktor raporlarında belirtildiğine ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu'nun konuyla ilgili bilgilendirme toplantısı yapacağına, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam'ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:95
Tarih:27/06/2019


Ankara Emniyet Müdürlüğünde cebir ve darbın yaşandığına dair herhangi bir izin olmadığının doktor raporlarında belirtildiğine ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu'nun konuyla ilgili bilgilendirme toplantısı yapacağına, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam'ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Benim birkaç başlığım var. Doğrusu, tabii ki konuşmalarda bize yapılan saldırılar ve sözlü saldırılar vardı, onlara da cevap vermek istiyorum, ona göre süreyi kullanmayı rica ediyorum.

Bir tanesi: Tabii, dün burada işkenceyle alakalı bir mesele konuşulmuştu, bir sayın hatip konuşmasında işkence iddialarından bahsetmişti. Bu konuyla alakalı ben de İçişleri Bakanlığımızla görüşeceğimi ve devamında da Mecliste Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun bu konuda ne yaptığını tekrar bir soracağımızı ifade etmiştim. İkisiyle ilgili ben bilgileri paylaşmak istiyorum. Şimdi, burada, tabii, gözaltına alınan kişiler, Dışişleri Bakanlığı sınavını usulsüzce kazandığı iddiasıyla gözaltına alınan Dışişleri Bakanlığı personeli olan kişiler. Bu kişilerle ilgili olarak iddia: FETÖ/PDY örgütünün üyesi olmakla alakalı olarak gözaltındalar o tarihlerde ve kendileriyle alakalı olarak da her bir yirmi dört saatte doktor raporu var ve bu doktor raporunda da cebir ve darp izinin olmadığı belirtiliyor. Devamında, 139 avukatla birlikte bu görüşmeleri yapıyorlar ve 658 defa da görüşme gerçekleştiriyorlar. Nihayetinde, Bakanlığımızın iddiası şöyle, ben de o kanaati paylaşıyorum: Önce bir haber yapılıyor ya da "tweet" atılıyor, buna benzer pek çok örnek var. Haber ve "tweet"ler üzerinden önce kamuoyu algısı oluşturuluyor ve devamında da artık gerçeğin bir önemi kalmıyor yani gerçek kayboluyor. Daha sonrasında da Ankara Barosunun hazırlamış olduğu bu rapor Barolar Birliği tarafından Meclisimize ulaştırılmış durumda. Teşekkür ediyoruz, Komisyon Başkanımız Sayın Hakan Çavuşoğlu bu konuyla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğüne bir yazı yazarak ve Barolar Birliğini de konudan haberdar ederek bir davette bulundu kendilerine ve seçim süreci nedeniyle vekil arkadaşlarımızın Mecliste olmaması hasebiyle, çok yakın bir tarihte, önümüzdeki günlerde bu konuya dair, tüm bu mevzularla alakalı detaylı bir soru-cevap da olacak şekilde bir bilgilendirme toplantısı Komisyonda olacak. Bunu belirtmek istiyorum.

Şimdi, devamında Sayın İslam bir konuşma yaptı. Tabii, gündem dışı konuşmaların biliyoruz çerçevesini. Ben Sayın İslam'ı da anlıyorum, siz de ifade ettiniz, partisinin daha az söz hakkı var. Ama orada konuşurken öyle zannediyorum, buradaki konuşmalarda hem kendi partisinin içinde bulunduğu süreci göz önünde bulundurarak hem de en azından asgari bir nezaket içerisinde daha uygun kelimelerle hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi, diyor ki: "Ense köküne bir tokat." Yani benim, bu sözü -bilemiyorum- çok yakışıksız bulduğumuzu söylemem lazım. Eğer böyleyse, eğer kendisi bu sözü beğeniyorsa, "ense köküne tokat" ifadesini, kendisinin partisinin en son seçimde oyu yarıya düştü yani kendisi tokat üstüne tokat mı yemiştir? Yani yarı yarıya düştü. Partisi tokatlanmış mıdır? Böyle mi anlayacağız lafı tersinden anladığımızda?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Zengin, bir dakika daha süre veriyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ya da sayın muhalefet partilerindeki arkadaşlarım, işte "Yirmi beş yıl sonra İstanbul'u kazandık." diyorlar. Yirmi beş yıldır tokat mı yiyorlardı? Böyle mi telakki ediyorlar?

Bir sözü söylerken muhataplarınıza, önce dönüp kendi geçmişinize, neler yaşadığınıza bakmak lazım. Bu sebeple, ben, kendisinin bu kelimeleri idrak ederek, bir kez daha kafasından geçirerek kullanması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Son olarak da Sayın Yavuz Ağıralioğlu bir giriş yaptılar fakat konuşma yapacağını söylediler kürsüde. Orada da ifade etmek istediklerim var ama kürsüde yapacağı konuşmayla muhtemelen paralellik arz edecek. O konuşmadan sonra cevap vermeyi tercih ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Zengin.