Konu:Bazı Kanunlarda Ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26/06/2019


Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim bir bütündür. Esas olan sistemde olanların durumlarıdır. Bu bağlamda millî eğitimi değerlendirdiğimizde ne yazık ki öğretmenlerin mutlu olduğunu söyleyemeyiz. Ek gösterge 3600'le ilgili her gelen konuşmacı burada düşüncelerini ifade etti ama onun dışında -sizlerin de gittiğini düşünüyorum- okula gittiğiniz zaman, öğretmen odasına giriyorsunuz, öğretmenlere baktığınızda birisi sözleşmeli, birisi vekil, birisi kısmi zamanlı çalışan, ücretli, yüzlerine dahi yansıyor. Ayrı ayrı ücretlerle, ayrı ayrı özlük haklarıyla öğretmenlik yaptırmaya çalışıyoruz. Öğretmenler bu konuda gerçekten mağdur. Ucuz iş gücünü öğretmenlik mesleğine de getirerek onların mağduriyeti üzerinden eğitimin yürüyeceğini sanıyoruz. Kendi sorunu olan bir insanın, öğrencilerine iyi eğitim verebileceğini düşünmek büyük bir yanılgı. Önce öğretmenler arasındaki bu ayrımı ortadan kaldırmamız gerekiyor. 100 bin öğretmen açığı, 400 bin de atama bekleyen öğretmen var. Bu öğretmen açığının da öğretmenlerin kadroları verilerek bir an önce giderilmesi gerekir. Ama arkadaşlar, düşündürücü olan şu ki sınırlı sayıda engelli öğretmenimiz var, o engeli öğretmenlerin dahi ataması yapılmıyor, bunu anlayabilmek mümkün değil. Öğretmen açığı var, ataması yapılabilecek durumda öğretmenlerimiz var, bu açığın giderilmesi eğitim için büyük bir ihtiyaç; boşluk olduğunu düşünüyorum.

Keza, okula gittiğimiz zaman gözlediğimiz bir durum daha var, okulda çalışanlar. "Hizmetli" adı altında geçmişte her okulda görevli vardı ve onlar çocuklarımızla öğretmen kadar ilgilenen kişilerdi. Ama şimdi, Toplum Yararına Programlar projesi kapsamında on ay çalıştırıp iki ay işsiz bıraktığımız, iş sürekliliği olmayanlar var. Onların yanında, okul-aile birliği tarafından işe alınan, ücreti ödenenler var. Bunlar, sürekliliği olmadığı için kendi sorunlarıyla baş başa olan ve hakları ne yazık ki göz göre göre yenen kesimler. Toplum Yararına Programlar projesi kapsamında çalışan, okul-aile birliği kapsamında çalışanların da mutlak surette hizmetli kadrolarına alınması ve okullarda öğretmenlerin yalnız kadrolu olmasının yanında, hizmetlilerin de kadrolu olarak çalıştırılması gerekir. Bu da yetmez. Okula gidiyorsunuz, okulun ihtiyacı var, okul-aile birliği yardım topluyor, "Okulu badana yaptıralım, okulun diğer ihtiyaçlarını karşılayalım." diye, o da yetmeyince belediyelere gidiyor. Sanırsınız ki Millî Eğitimi devlet yönetiyor. Hayırseverler okul yaptıracak, belediyeler, ki CHP'li belediyeler çoğu yerde örnektir, onlar okul yaptıracak; öğretmenler kadrolu, ücretli, sözleşmeli ayrımına tabi olacak, sonra da bu millî eğitimden başarı bekleyeceksiniz.

Ayrıca, bir şey daha söyleyeyim size: Özel rehabilitasyon merkezleri var, oraya gidiyorsunuz, orada da çok ağır koşullarda çalışan öğretmenlerimiz var. Millî Eğitim Bakanlığı bu arkadaşları kadroya alıp neden bunların kadrolu öğretmen olarak çalışmasını sağlamıyor? Keza, halk eğitimdeki öğretici statüsündekilerin de Millî Eğitimin kadrosuna alınarak bunların da öğretmen olarak kadrolarının verilmesi gerekiyor. Kadrolu, sözleşmeli, vekil, kısmi zamanlı çalışan, ücretli gibi ayrışımları bitirerek öğretmenlerin daha başarılı olmalarının yolu açılmalı.

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin her bakanı değiştiğinde uygulamaları değişir. Millî eğitim bu anlamda bir yazboz tahtasına döndü. Millî eğitim dediğimiz, çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği demek. Bu anlamda yapılan düzenlemelerde "Bugün bunu geçirelim de yarın başkasını da hazırlayalım." mantığı doğru bir mantık değil. Biraz evvel başkanın, arkadaşların haklı önerileri konusunda söylediği sözü de bu konuda biraz garipsedim "Bugün bunları geçirelim, bir dahaki sefere de diğerini geçiririz." Öyle bir şey olmaz. Bütüncül olarak millî eğitim ele alınmadığı için sorunlarımız giderek derinleşiyor, artıyor. Bugün OECD ülkeleri içinde, PISA değerlendirmelerinde eğer son sıralarda yer alıyorsak bu ayıbı hepimiz oturup düşünmek zorundayız. Öğretmeni, hizmetlisi, eğitimi, kalitesi bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde sorunlar daha açık ortaya çıkar.

Ayrıca, endüstri meslek liselerinde görev yapan teknik öğretmenlerin sorunları var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gürer, bir dakika daha süre vereyim, bitirelim lütfen.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Teşekkürler Başkanım.

Bunun dışında, bir de taşımalı eğitim ucubesi var. Biliyorsunuz, köylerdeki okullar kapandı, o okullar harap oluyor, 1 milyon 300 bin çocuk servislerle eğitim için taşınıyor. Bu taşımalıda özellikle kız çocuklarımız mağduriyet yaşıyor. Köylerde okullar kalmıyor. Bu taşımalı mantığından vazgeçip köylerde yeniden okulların varlığını sağlayacak düzenlemeler konusunda daha önceki bakanların da birkaç kez açıklamaları vardı ama taşımalı eğitime yönelik de görebildiğim kadarıyla bu aşamada bir çalışma yok. Taşımalı eğitimin kendi içinde sorunları var. Çocukların öğle yemeği yemekten tutun da sabah erken saatte okula gidiş geliş yaptıklarında yaşadıkları sorunların ötesinde, ailelerin çocukları ile okul arasındaki birlikteliği sağlamada sorun yaşadıkları bir gerçek. Eğitimi yeniden şekillendireceksek ve doğru anlamda çocuklarımızın iyi eğitim almasını sağlayacaksak önce eğitimde görev alanların sorunlarını çözmeliyiz ve bu anlamda eğitimin kalitesini yükseltmeliyiz diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)