Konu:Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26/06/2019


Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın milletvekilleri, Sayın Başkan; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 2'nci maddesinde, 69 ayını dolduran çocukların ilkokula başlaması öngörülüyor. Şimdi sormak istediğimiz 1'inci soru şu: 2012'den bu zamana kadar ne değişti? O gün konunun uzmanları, uluslararası standartları gözetenler bugün niye başka bir şeyi dayatır hâle geldiler?

Bir başka şeyi daha sormak isterim: O gün uzmanlara sormadınız, o gün sendikalara, konunun muhataplarına sormadınız, bugün kime sordunuz, bunu merak ediyoruz. Hatırlarsanız, az önce de grup başkan vekilimizin dediği gibi, Sayın Cumhurbaşkanı o günlerde bizleri ve velileri evlatlarına ihanet etmekle suçlamıştı, peki şu anda kim ihanet etmekte o zaman? Bunu sormak da mantık gereği hakkımız değil midir değerli arkadaşlar?

Ben aynı kanunla ilgili bir başka konuya daha dikkat çekmek istiyorum, o da şu: Bu kanunla çıraklık da zorunlu hâle getiriliyor, Çıraklık Kanunu. Ama burada özellikle çocuk işsizlerle ilgili durumu göz önüne getirmek isterim. Çocuk emeğiyle birlikte sömürünün daha da yaygınlaşacağı bir tehlikeye dikkat çekmek isterim değerli arkadaşlar ve tırnağı annesi tarafından kesilemeyen ama kolu makineler tarafından kesilen çocuklara dikkatinizi çekmek isterim. Üstelik bu çocukların staja başlama sürelerinin başlangıç tarihi emekliliğine sayılmıyor; buna da dikkat çekmek isterim. Türkiye'de yaklaşık 2 milyon çocuk çalışıyor ama bunların 1,5 milyonu, ne yazık ki, kayıt dışı hâlinde.

Ve ülkemizin gündemi... Ne yazık ki seçim yorgunu hâline geldik. İftiralarla, hakaretlerle, yalanla giden seçim sürecinden sonra sonuç tecelli etti. Sayın Ekrem İmamoğlu'nu buradan bir kez daha tebrik ediyorum. Ama değerli arkadaşlar, bir şeyi de sormak isterim... Ortaya çıkan bir durum var: Ne yazık ki algı kazanmıyor, olgu kazanıyor, gerçeklik kazanıyor. O gerçekliği hepimizin çok iyi irdelemesi lazım ve bundan dersler çıkartmamız lazım. "Tebrik ediyorum." demekle gerçeği yansıtamayız. "Tebrik ediyorum. Millet iradesine saygı duyuyorum." diyorsak eğer, bu seçim sonucunu iyi okuyacağız. Bu millet iradesinin içinde kayyumlara karşı olmak da var; eğer milletin iradesine saygı duyuyorsanız, o zaman Tuşba, Edremit, Bağlar, Lice Belediyeleriyle ilgili, kayyum atadığınız belediyelerle ilgili hakları yeniden teslim edin. Bakın, ben basit bir yöntem önereyim size. Bir şekilde kendi belediye başkanlarınızı görevden alabiliyorsunuz, diyorsunuz ki: "Görevi bırakın." Şimdi, o kayyumlara da "Görevi bırakın, oradaki meclisler kendi başkanını seçsin." diyeceksiniz ve milletin iradesi yansıyacak. Buna var mısınız? İşte, o zaman millet iradesine saygı duymuş olursunuz.

Bu seçim sonucunu herkes iyi okumalı. Elbette bizler de bundan ders çıkartacağız, bu mesajı bizler alacağız ama en çok iktidar buradan ders almalı; kullandığı ikincil dilden, "diğerleri" dilinden vazgeçmeli. Bakın, ben seçime yaklaştığımız anlarda Sayın Cumhurbaşkanının ağzından şu cümleyi duyduğumda şok oldum: Cumhurbaşkanımız "Kürt de olsa benim kardeşim, o da insandır." dedi. Böyle bir dil olabilir mi? İşte, bu seçim sonucu aynı zamanda bu dili terk etmemiz gerektiğini söylüyor değerli arkadaşlar. Ben size soruyorum: Hem "kardeşim" deyip hem "de" hem "da" eki kullanmak nedir? Ben kardeşime "Seni de seviyorum." mu derim yoksa "Seni çok seviyorum." mu derim? İşte, buraya gelmeliyiz. Bu seçim sonucunu doğru yorumlamalıyız.

Başka bir şey şudur: Bu seçim sonucu aynı zamanda sizin "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" dediğiniz, bizimse "tek adam rejimi" olarak gördüğümüz sistemin sorgulanması ve vatandaşın buna verdiği nottur. Yüzde 54'ün içinde böyle bir millet iradesi de vardır; bunu görmemiz gerekir. Hızlı bir şekilde, tek adam rejiminden vazgeçmenin yolunu beraberce aramalıyız, yolunu bulmalıyız. Ve şunu bilmeyiz ki bu ülkede yaşayan birilerine öteki muamelesi yapmamalıyız. Şunu bilmeliyiz ki bu ülkede öteki yoktur, bu ülkede azınlık yoktur, bu ülkenin bütün yurttaşları, herkes asil ve asıldır; bunu bilmemiz lazım, herkes asil ve asıldır. Bu seçimin en önemli sonuçlarından bir tanesi de budur. Bunu hep beraber sorgulamalıyız.

Ben, Sayın Ekrem İmamoğlu'nu tebrik ediyorum. Niye tebrik ediyorum? Seçimi kazandığı için değil, kin ve nefreti karıştırmayıp sevgi dilinde ısrar ettiği için, yalan ve iftiralara karşı boyun eğmeyip mücadele etmekten asla vazgeçmediği için, mazbatası elinden alınmasına rağmen bu toprağın insanına ayrımsız güvenip inandığı için ve bizlere demokrasinin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha hatırlattığı için kendisine teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Karabat, lütfen bağlayın sözlerinizi.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Sonuç olarak şunu vurgulamak isterim ki bu seçim sonucu aynı zamanda bizlere demokrasiye sahip çıkan gerçek iradenin yurttaş, vatandaş iradesi olduğunu öğretti. Bu zamana kadar bürokratlar eliyle, devlet kadroları eliyle demokrasinin kalıcı kılınmasını öngörenlere karşı aslında demokrasinin gerçek bekçilerinin yurttaşlar ve vatandaşlar olduğunu da gösterdi.

Hepinize çok teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)