Konu:Zeytin Dalı Harekâtı bölgesinde şehit olan Uzman Onbaşı Mikail Candan'a ve Edirne ili Meriç ilçesinde mültecileri taşıyan aracın kaza yapması sonucu yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet dilediklerine, yargı reformu çalışmalarına başlanıldığına, işkenceye sıfır toleranstan yana olduklarına, 31 Mart seçimleri olmamış gibi bir anlayışla İstanbul'un yönetilemeyeceğine ve gerçek yolsuzlukların unutulmayacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26/06/2019


Zeytin Dalı Harekâtı bölgesinde şehit olan Uzman Onbaşı Mikail Candan'a ve Edirne ili Meriç ilçesinde mültecileri taşıyan aracın kaza yapması sonucu yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet dilediklerine, yargı reformu çalışmalarına başlanıldığına, işkenceye sıfır toleranstan yana olduklarına, 31 Mart seçimleri olmamış gibi bir anlayışla İstanbul'un yönetilemeyeceğine ve gerçek yolsuzlukların unutulmayacağına ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şimdi en son konuşmacı olmak çok büyük bir handikap, size gelene kadar bir milyon tane taş var. Bu taşlardan seç, hangisini atarsan at, cevap ver. Sayın Özel, tabii, grup başkan vekillerine verilen konuşma süresinde başka bir usul geliştiriyor yani hacminden çok fazla. Eğer böyle bir şey olacaksa biz de bundan sonra teamülü böyle yapalım, üç dakika, dört dakikayı on beş dakika diye kullanacaksak bunun başında, fiilî bir işgalle, kelimelerle kullanacaksak böyle planlayalım diye düşünüyorum.

Şimdi, önce kendi gündemimdeki birkaç şeyi söyleyeyim, sonra hepsine değil çünkü anlıyorum ki her gün bunu konuşacağız yani her gün. Artık, İstanbul meselesi bir amentü gibi yani başlıyoruz, amentü, besmele, aynı laf, aynı laf. Şimdi onların hepsine...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Bakara makara"dan iyidir amentü.

HASAN KALYONCU (İzmir) - Daha hâlâ konuşuyor!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Siz onu geçiniz, ben şimdi cevaplayacağım bunları. Zaten çok dinî bir terminoloji kullanıyorsunuz, geldiniz yani gelmeniz gereken yere geldiniz.

Şimdi, önce tabii ki başsağlığı dilemek istiyorum, rahmet dilemek istiyorum. Zeytin Dalı Harekâtı çerçevesinde PKK ve YPG'nin saldırısıyla hayatını kaybeden, şehit olan Mikail Candan'a, 23 yaşındaki evladımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve elbette milletimize başsağlığı diliyorum.

Yine, 10 insan... İnsanımız diyeceğim. Buradan geçiyorlar, aslında göçmenler, tamamen Türkiye'yi bir geçiş hattı olarak kullanarak geçmek istiyorlar. Dünyanın problemi göç. 10 insan hayatını kaybetti. Onlara da Allah'tan rahmet diliyoruz. 30 yaralı var, onlarla alakalı da tedavileri devam ediyor. Elbette Hükûmetimiz elinden geleni yapıyor onların tedavisi için. Göç meselesini belki ayrıca bir gündem yapmamız lazım. Yani göç konusu dünyanın çok önemli meselelerinden bir tanesi. Bunu belki de burada daha geniş konuşmamız lazım diye düşünüyorum.

Şimdi yargı reformuyla alakalı birkaç şey ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Zengin, buyurun, devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Teşekkür ederim.

Yargı reformuyla alakalı çalışmalarımız başladı. Adalet Bakanlığı tarafından, bu konuyla alakalı her bir milletvekilimize bir bilgilendirmenin yapılmış olması çok önemli. Bu konu hassas bir konu, hepimizin beraber yapması gereken bir konu. Muhakkak tek tek vekillerimizin, ayrıca siyasi parti gruplarının bu konuya dair önerileri, eleştirileri olacaktır. Bunu birlikte müzakere etmek çok anlamlı. Dün zaten buna dair geniş bir toplantı yaptığımızı ifade ettim. Devam edecek bu süreç. Ümit ediyorum, bu paketin en azından bir bölümünü Meclis tatile girmeden yapma imkânımız olur, paylaşarak birlikte yapma imkânımız olur. Bu, Türkiye'deki hukuk ve adalet algısının gelişmesi için çok önemli. Bunun hayata geçmesi çok önemli. Hukuk, fakülte öğrencilerinin belki ilk günlerde öğrendiği gibi, varlığında değil yokluğunda aslında hissedilen bir şey. O sebeple bu konuya dair en ufak bir daralma her birimizi aslında rahatsız eder. Bu manada Türkiye'de biz başından itibaren, hem şahsım hem arkadaşlarım... AK PARTİ'nin kuruluş hikâyesi aslında bir hukuk mücadelesidir, bir adalet arayışıdır. Kendi hayatlarımız buna şahitlik etmiştir. Bu manada her yaptığımız işte aslında Türkiye'de hukuk algısının, icrasının gelişmesi konusunda fevkalade bir gayret gösterdik. Buna "işkenceye sıfır tolerans" da dahildir. Bu slogan bize ait bir slogandır. Hatırlıyoruz yani Filistin askılarını, Ziverbey Köşkü'nde yapılanları, Diyarbakır Cezaevinde yapılanları. Buna herhâlde kalbi, vicdanı olan herkes muhalefet eder ve bunun eğer bireysel manada olanı varsa ona bugün de muhalefet ederiz. Ama şu bilinmelidir ki: Hükûmet olarak, devlet olarak, parti olarak her zaman işkenceye sıfır toleranstan yanayız; yanayız değil, hem fikren yanayız hem de fiilen eylemlerimizle buna karşı çıkan bir partiyiz.

Şimdi, birkaç şey, tabii, seçimlerle ilgili... Doğrusu ben bu konuda bir şey söylemeyi düşünmüyordum, Levent Bey de ifade ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Şunu ifade etmek istiyorum ki: Bu seçimleri daha uzunca bir süre konuşacağız. Bu seçimlerin matematiğine baktığımız zaman şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor: Seçilen bir başkan var ama başkanın partisi belediye meclisinde çoğunlukta değil. Yani aslında insanımız bize diyor ki: Oturun, konuşun, anlaşın; uzlaşarak yönetin bu şehri. Bir taraftan belediye başkanının seçilmesinde yenilenen seçimlerde, hakkıyla hukukuyla yenilenen seçimlerde bir irade ortaya koyuyor ama diğer taraftan da mecliste başka bir çoğunluk ortaya koyuyor.

Siz, son yapılan seçimin sonuçlarını göz önüne alarak İstanbul'a dair daha evvelki seçim, 31 Mart seçimleri yokmuş gibi bir algıyla, anlayışla İstanbul'u yönetemezsiniz. Bu yönetimin, her iki seçimin birbirini tamamlayan seçimler olduğunu bilerek ifade edilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Zengin, toparlayalım lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Devamında da, Türkiye'nin her yerinde seçimler oluyor. İstanbul'u kazanmak önemli bir başarıdır. Hiçbir başarının hiçbir bahaneyle küçültülmesini asla istemeyen bir insanım. Kazanmışsanız kazandığınızı söylemek ne kadar haksa, kaybettiğinizde de bunu söyleyebilirsiniz. Burada başkanlıkla alakalı durumdan bahsediyorum. Ama diğer taraftan da siz AK PARTİ'nin ve MHP'nin, Cumhur İttifakı'nın 31 Mart seçimlerinde çok aleni olan başarısını buradan yola çıkarak küçültemezsiniz, değersizleştiremezsiniz ve ortada tek bir seçim varmış gibi davranamazsınız.

O sebeple, bu konuyu çok uzunca bir süre konuşacağız. Devamında, hem Sayın Binali Yıldırım o akşam yaptığı konuşmada hem Sayın Cumhurbaşkanımız yürütmenin başı olarak, defaatle, İstanbul'la alakalı her meselede, İstanbul'un kendisi için bir sevda, bir gönül ve bu anlamda İstanbullunun taleplerinin bir emir olduğunu ifade ederek İstanbul'da her tür hizmetin yapılmasıyla alakalı elinden gelen bütün kolaylığı yapacağını deklare etti kamuoyuna.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, bağlayın lütfen Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Son bir cümle...

O sebeple, buradan bakıldığında bize düşen şey, bu seçimleri doğru okumak ve buradan yola çıkarak da hiçbir başarıyı değersizleştirmeden konuşmaktır diye düşünüyorum. Kaldı ki geriye dönüp baktığınızda gerçek yolsuzluklar asla unutulmuyor, bunlardan bir tanesi İSKİ skandalıdır; bunlar zaten ortada. Aradan zaman da geçse işte siz bile tebessüm ediyorsunuz hatırladığınızda. O yüzden, buradaki mesele hiçbir şeyin üzerine çökmek falan filan değil, herkes hacmi kadar yer alsın, hacmi kadar, hak ettiği kadar yönetmeye devam etsin. Kimse bunu da sadece kendi galibiyeti olarak almasın. Biz bu kadar seçim kazandık, bu kadar hava, cıva yapmadık yani. Seçimse seçim yani.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)