Konu:
Yasama Yılı:2
Birleşim:93
Tarih:25/06/2019


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan kanun teklifiyle ilgili şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle bir kere daha Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, hemen, birkaç teşekkürü borç bildiğim için onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle, bu teklifi Komisyonumuza getirdiğimizde değerli görüşleriyle katkı veren Komisyonumuzun çok kıymetli üyelerine teşekkür ediyorum. Genel Kurulda da değerli görüşleriyle bu teklifimize katkı sunacak, oylarıyla destek verecek olan bütün arkadaşlarımıza da şimdiden teşekkür ediyorum. Ayrıca teklifin oluşum sürecinde bizlerle kanaatlerini paylaşan çok değerli paydaşlara, hem eğitimci paydaşlarımıza hem de diğer paydaşlarımıza da huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Tabii, milletlerin istiklal ve istikbali eğitimle çok yakından ilgili. Eğitim sadece bir politika meselesi değil, aynı zamanda -birçok mütefekkirin de bizlerle paylaştığı gibi- bir dava meselesi. Nurettin Topçu'nun meşhur "Türkiye'nin Maarif Davası" kitabı bu anlamda eğitimin ülke açısından, millet açısından taşıdığı kıymet ve değeri bize çok iyi ifade eden önemli metinlerden bir tanesidir.

Bugüne kadar, on yedi yıllık iktidarımız döneminde eğitimle ilgili çok iyi işler yaptık. Bir kere, öğrencilerimizin fiziki koşullarını iyileştirdik, derslik sayısında çok önemli artışlar sağladık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısında çok önemli gelişmeler sağladık, iktidara geldiğimizde 400 bin civarında olan öğretmen sayısını 1 milyonlara çıkardık. Eğitime erişimi herkes için eşit ve kolay hâle getirdik; velilerimizin ve öğrencilerimizin üzerindeki mali yükleri, eğitimin oluşturduğu mali yükleri, ücretsiz ders kitabı, dershane düzenlemesi ve sağladığımız burs imkânlarıyla azalttık ve hepsinden önemlisi de eğitimin müfredatında çok ciddi bir demokratikleşmeye imza attık, eğitimdeki, insan haklarına, demokrasiye ve vatandaşlık haklarına aykırı olan içerikleri temizledik.

Şimdi, önümüzde yeni bir vizyon var, 2023 Eğitim Vizyonu kamuoyuyla paylaşıldı. Eğitim, hepimizin, bütün eğitimci arkadaşlarımızın bildiği gibi çok dinamik bir süreç. Ayrıca, içinde yaşadığımız çağ bütün değişimlerin çok süratli ve hızlı yaşandığı bir çağ. Dolayısıyla toplumun dinamikleri, yaşanan değişim süreci ve yaşanan değişimin dinamikleri dikkate almadan, eğitimi statik bir yaklaşım olarak değerlendirmek çok yanlış olur. Eğitim, her zaman, ihtiyaç duyulduğunda birtakım değişikliklerin yapılması gereken bir alan, bunu da hepimizin bilmesi gerekir. Dünyanın en önemli eğitim uygulamalarına sahip ülkelerinde bile, Finlandiya başta olmak üzere, eğitimin standartları, eğitimin kalitesi, eğitimle ilgili yaşanan sorunlar her gün tartışılmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde de eğitimle ilgili meselelerin tartışılması, eğitimle ilgili ciddi bir sorun yaşadığımız anlamı taşımamaktadır. Eğitimle ilgili meselelerin tartışılması "Ülkemizde eğitimin niteliğini daha çok nasıl artırabiliriz? Eğitimi daha nitelikli bir noktaya nasıl taşıyabiliriz?" ihtiyacının bir karşılığı olarak ortaya konmaktadır.

Şunu ifade etmek istiyorum: Elbette ki öğretmenlerimiz eğitimin temel taşlarından bir tanesidir, hatta temelidir; dolayısıyla eğitimin ana omurgasını öğretmenlerimiz oluşturmaktadır. Eğitimde yapılacak bütün iyileştirme çalışmalarında, öğretmen yetiştirme kuramlarında ve öğretmenlerin meslek içi eğitimlerinde, meslek içi süreçlerinde de öğretmenlerin niteliklerinin artırılması çok önem taşımaktadır. Ancak şunu da hep birlikte paylaşmamız lazım: Arkadaşlar, eğitim bir taraftan da popülist politikalara kurban edilemeyecek kadar -en başta söylediğim gibi- kıymetli bir süreçtir. Burada, son aldığımız veriler itibarıyla baktığımızda, şu anda kamunun öğretmen ihtiyacı, öğretmen açığı 92 bin civarındadır. Ancak eğitim fakültelerinden mezun olmuş olan eğitim fakültesi mezunu sayısı da 400-500 bin civarındadır. Mesleki kabiliyetlerine çok saygı duyduğum ve Komisyonda da eş güdüm içerisinde çalıştığımız Yıldırım Kaya Bey biraz önce bütün atanamayan öğretmen arkadaşlarımızın kendilerinin iktidarında atanacağına dair çok umut verici, pozitif bir şey söyledi ama bir taraftan da hayatın gerçekleriyle bunları örtüştürerek planlamamız lazım. Dolayısıyla bu açıdan, öğretmen arkadaşlarımızın da taşıdıkları eğitim standardı, niteliği ve taşıdıkları bilinçle popülist politikalara karşı mesafeli olacağını da zaten biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, öbür taraftan, PISA, TIMSS ve LGS sınav sonuçları, üniversite sınav sonuçları gibi hususlar her zaman Türkiye'de tartışılmış hususlar. Ancak bunları geçmiş yılların verileriyle kıyasladığımızda, burada da önemli bir başarı grafiğinin olduğu görülmektedir.

Şimdi, bu kanun neler getiriyor, bir de ona bakalım isterseniz. Arkadaşlar, bu kanun içerisindeki 1'inci ve 5'inci maddelerde yükseköğrenim öğrenci yurtlarıyla ilgili iş ve işlemler Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinden Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü bünyesine kaydırılıyor.

Şimdi, yine, burada bazı arkadaşlarımız ifade ettiler; 7,5 milyon üniversite öğrencisi var, dolayısıyla 7,5 milyon üniversite öğrencisinin tamamına Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünü barınma imkânı sağlaması gerektiğini ifade ettiler. Bakın, arkadaşlar, evet, 7,5 milyon öğrencimiz var bizim, üniversite öğrencimiz var ancak bunun 4 milyonu açık öğretim fakültelerinde yani yaygın eğitimde okumaktadır. Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün başarısını ya da yerleştirmede barınma ihtiyaçlarını karşılamadaki başarısını kıyaslayacağımız yer kendisine başvuran öğrencilerin ne kadarına barınma imkânı sağladığıyla ilgilidir. Buradan baktığımızda, Kredi ve Yurtlar Kurumuna son yılda yapılan başvuru 427.148'ken 381.837'si yurtlara kabul edilmiş, böylelikle, başvuran öğrencilerin yüzde 89'una barınma imkânı sağlanmıştır. Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün bugüne kadar elde etmiş olduğu, uzun yıllar boyunca elde etmiş olduğu başarı, elde etmiş olduğu tecrübeyle birlikte zaten Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeyken... Biliyorsunuz, yükseköğrenim öğrenci yurtları YURTKUR adı altında Millî Eğitim Bakanlığına bağlıyken Millî Eğitim Bakanlığından çıkarılmak suretiyle Başbakanlığa geçmiş, sonra da müstakil bir başkanlığa dönüştürülmüştü. Zaten, o zaman da yükseköğrenim öğrencilerinin yurtlarıyla ilgili bütün iş ve işlemler YURTKUR üzerinden yapılıyordu. Dolayısıyla, burada bir yeni düzenlemeden ziyade "YURTKUR" diye başlayan o süreçteki yetki ve sorumlulukları yeniden Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne, asli kurumuna geri çeviriyoruz.

Okula başlama yaşıyla ilgili de şunu ifade etmem lazım: Burada aslında bir taraftan da bir zorunlulukla karşı karşıyayız, o zorunluluk da şu arkadaşlar: 2023 Eğitim Vizyonunda, biliyorsunuz, okul öncesi eğitimin zorunlu eğitime dönüştürülme hedefi ortaya konuldu ve şu anda da 5 yaş öğrencilerinin yüzde 84'ü okul öncesi eğitime devam ediyor. Dolayısıyla, buradan kaynaklanan bir zorunluluk, uygulamada karşılaşılan birtakım problemler ve sınıf içerisinde okula başlama yaşı açısından doğan yaş farklılıklarının oluşturduğu muhtemel akran zorbalığı gibi uygulamalar da dikkate alınarak 69 aya çıkarılmış ancak burada da öğrencilerin kendi kişisel öğrenme kabiliyetlerini de hesaba katarak bir esneklik oluşturulmuş bulunuyor.

Sözleşmeli öğretmenlerimizle ilgili hususu yine Millî Eğitim Komisyonumuz olarak birlikte tartışmıştık, o zaman 4+2 olarak kararlaştırmıştık. Arkadaşlar, bizim bu konudaki ihtiyacımız belli. Türkiye'nin dezavantajlı bazı bölgelerinde, ortalama on bir ayı aşmayan öğretmen süresi var yani bir öğretmeni gönderiyoruz on bir ayı aşmadan, maksimum on bir ay içerisinde yer değişikliği söz konusu oluyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Lojman yapın, ek ücret verin, başka yolları var.

NAZIM MAVİŞ (Devamla) - Dolayısıyla, ülkemizin bazı bölgelerindeki eğitimin niteliğini stabil hâle getirebilmek, kalıcı hâle getirebilmek ve bazı dezavantajlı bölgelerde öğretmen hareketliliğini engelleyebilmek için bu kanun teklifi hep birlikte tartışılarak getirilmişti. Şimdi, 4+4+4 kademe sistemi de hesaba katılmak suretiyle 4+2 yerine 3+1 getirilmiş oldu. Bununla birlikte, 4+2'de dördüncü yılın sonunda kadro, altıncı yılın sonunda da tayin hakkı kazanan aynı statüdeki personelimize, Diyanet İşleri Başkanlığındaki ve Sağlık Bakanlığındaki personelimize de bu vesileyle aynı hak sağlanmış oldu.

Mesleki eğitimle ilgili burada düzenlemeler var. Tabii, mesleki eğitim bizim en çok tartışmamız gereken, üzerine en çok kafa yormamız gereken alanlardan bir tanesi. Ülkemizin ekonomisiyle ilgili, ülkemizin temel ihtiyaçlarıyla ilgili temel alanlardan bir tanesi. Bu konuda da 2016 yılında hep birlikte bir yasa çıkardık -yine Komisyonumuzda tartıştığımız bir yasaydı- ve çıkardığımız yasayla, ilgili başka kanunlarda ilgili maddeleri uyumlu hâle getirmek, burada bir uyumlaştırma çalışması yapmak üzere bir düzenleme yapılıyor.

Burada şunu ifade edeyim, yanlış bazı bilgiler paylaşıldı. Birinci paylaşmam gereken husus şu: Mesleki eğitim merkezleri, arkadaşlar, şu anda çıraklık eğitimiyle ilgili çok önemli bir fonksiyon icra ediyor. Ancak mesleki eğitimle ilgili, özellikle organize sanayi bölgelerinin ve özel sektörün ihtiyaçları da dikkate alınarak, başka eğitim kademelerinde olduğu gibi mesleki eğitim merkezlerinde de hem OSB'lerimizin hem de özel sektörün bu alanda da okullaşmasına imkân tanıyan bir düzenleme var.

Şimdi, bunu çocuk işçiliğiyle ve buralara yapılacak özel öğretim teşvikleriyle ilişkilendirerek eleştiren arkadaşlarımız oldu. Şunu ifade etmem gerekiyor: Bir kere zaten bunlar öğrenci vasfını taşıyan arkadaşlarımız olduğu için çocuk işçiliğiyle bunu ilişkilendirmek doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Maviş.

NAZIM MAVİŞ (Devamla) - Kaldı ki ILO sözleşmeleriyle de kendimizi bağladığımız için böyle bir durum hiçbir biçimde söz konusu olamaz.

Ayrıca, mesleki eğitim merkezlerine özel eğitim, özel öğretim desteğinden söz edildi. Arkadaşlar, 2019-2020 eğitim-öğretim sezonunda, belki dikkatli takip edememiş olabilirsiniz, özel öğretim desteği Millî Eğitim Bakanlığımız tarafından hiçbir özel kuruma verilmeyecek. Kaldı ki mesleki eğitim merkezleri de özel öğretim desteğinin kapsamı dışında olan kuruluşlardı, bu bilgileri tashih etme ihtiyacı duydum.

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü aracılığıyla bütün özel öğretim kurumlarımız hangi standartlarda, hangi sıklıkta ve hangi titizlikte denetime tabi tutuluyor ise mesleki eğitim merkezleri de aynı sıklıkta aynı titizlikte denetime tabi tutuluyor. Aynı şekilde özel mesleki eğitim kursları da hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki aynı titizlik, disiplin ve kararlılıkla denetime tabi tutulacak.

İSMAİL KONCUK (Adana) - Kaç tane müfettişiniz var elinizde Nazım Bey?

NAZIM MAVİŞ (Devamla) - Ben, Komisyonda teklifimize destek veren bütün milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, İsmail Koncuk da dâhil olmak üzere. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayın sözlerinizi Sayın Maviş, buyurun.

NAZIM MAVİŞ (Devamla) - Genel Kurulda da teklifimize destek verecek olan bütün milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Şunu da ifade etmek istiyorum müsaadenizle Sayın Başkan.

Arkadaşlar, çok güzel bir müzakere yöntemiyle Komisyonda bunları tartıştık. Tabii ki kanunların oluşum süreçlerini hepimiz biliyoruz. Teklifler ilk geldiği hâliyle Genel Kuruldan çıkmıyor. Teklifler, teklif sahibi olan arkadaşın paydaşlarla yaptığı müzakereler, teklif sahibinin arkadaşlarla birlikte yaptığı müzakerelerde bir şekil alıyor. Komisyona geliyor, muhalefetimizin çok değerli katkıları, verdikleri önergelerle yeni bir şekil alıyor, Genel Kurula geliyor, başka bir şekil alıyor. İşte demokrasinin gücü budur, işte müzakerenin gücü budur, işte tekliflerde müzakere, uzlaşma ve birlikte oydaşmanın gücü budur.

Ben, bu anlamda, bu müzakere sürecine katkısı olan bütün milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, teklifin kabul edilmesi durumunda hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)