Konu:Askeralma Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:92
Tarih:20/06/2019


Askeralma Kanunu Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA SERMET ATAY (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhterem heyetinizi ve bizi televizyonları başında izleyen yüce Türk milletini saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 69 sıra sayılı Askeralma Kanunu Teklifi'nin üçüncü bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Yapılan araştırmalara göre, bilinen tarihi yaklaşık 5 bin yıl olan Türk milleti, tarihin en eski ve en köklü milletlerinden biri olarak "ordu millet" unvanını almıştır. Sosyolojik olarak toplumsal hayatını askerî disiplinle düzenleyen Türkler, devlet hayatını da askerî bir anlayışla teşkilatlandırıp yönetmişlerdir. Asker millet veya ordu millet olarak tarihe yön veren Türkler, hâkim oldukları coğrafyalarda çeşitli dinlerden, soylardan ve kültürlerden insanları barış içinde yönetmişlerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri yapılandırılırken bu tarihî ve toplumsal geleneklerin özellikle dikkate alınması gerektiği düşüncesindeyiz.

Türkiye'nin Orta Doğu, Kafkas ve Hazar havzasındaki enerji kaynaklarına yakınlığı, enerji ve ulaşım halkasının merkezinde olması sebebiyle stratejik önemi daha da artmıştır. Stratejik olarak önemi bu denli büyük olan Türkiye'nin bulunduğu bölgede köklü değişiklikler oluşmakta, büyük değişikliklerin yaşandığı bu süreç beraberinde birçok sarsıntıyı getirmektedir. Bu belirsizlik ortamında Türkiye'nin güvenliğine yönelik tehlikeler, eskiden olduğu gibi yalnızca bölgedeki askerî güçleri değil, bu ülkedeki politik, ekonomik ve sosyal dengesizlikleri, sınır anlaşmazlıklarını, iktidar ve güç mücadeleleri ile terörizmi kapsamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgesinde krizlerin yanı sıra, politik kararlara bağlı olarak dünya barışını tehdit eden krizlere de müdahaleye hazır olmak durumundadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; askerlik sistemi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bireyi yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü Anayasa'nın 72'nci maddesi "Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir." hükmünü içerir.

Mevcut askerlik sisteminin temelini 1111 sayılı Askerlik Kanunu oluşturmaktadır. Ancak günümüze kadar uzun dönem, kısa dönem askerlik, yedek subay uygulaması, bedelli, dövizli askerlik, kamu kurum ve kuruluşlarında askerlik, Millî Eğitim Bakanlığında öğretmen askerlik gibi standart dışı uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar toplumda sosyal adaleti olumsuz etkilemiş, kişilerin bedelli askerlik, askerliğin kısaltılması konusunda bir beklenti içerisinde olmalarına neden olmuştur. Bu durum, yoklama kaçağı ve bakaya sayısının artmasına da sebebiyet vermiştir.

Mevcut askerlik sistemi, düşük bütçe maliyeti olarak görünmesine rağmen, görünen faydalarından ziyade zorlukları ve giderleri bulunmaktadır. Diğer yandan, günümüz çatışma alanında yüksek teknolojinin varlığı gerekmektedir. Uzun menzilli, sıfır hatalı atış sistemlerine sahip silahlar, karmaşık bilgi toplama araçları, geçmişte kullanılan çok sayıdaki insan yığınlarından öte iyi eğitilmiş küçük insan grupları tarafından kullanılmaktadır. Çağımızda kalite, sayıca üstünlükten önde gelmektedir. Ayrıca, teknolojik gelişmeler günümüz kuvvetlerini nicelikten çok niteliğe önem vermeye zorlamaktadır.

Zorunlu ve profesyonel askerlik, maliyet etkinliği açısından, bütçe maliyeti ve vazgeçme maliyeti -yani alternatif maliyet, fırsat maliyeti- konularında karşılaştırma yapılabilir. Bütçe maliyeti, diğer bir anlatımla personel giderleri zorunlu olarak askerlik hizmetini yapan personelin Silahlı Kuvvetlere olan maliyetidir. Vazgeçme maliyeti ise zorunlu askerlik hizmetini yapmak üzere Silahlı Kuvvetlere katılan personelin üretici iş gücünün sivil sektörde kullanılmaması sonucu zorunlu askerlik hizmeti süresince oluşan maliyettir. Diğer bir deyişle, kişinin sivilde elde edeceği hem maddi hem manevi kazançtan askerlik hizmeti süresi boyunca elde edeceği kazancın çıkarılmasıdır.

Zorunlu askerlik sisteminde hizmetin süresinin kısa olmasından kaynaklanan personel sirkülasyonu üç farklı maliyete sebep olmaktadır. Bunların birincisi, personel sirkülasyonunun artması sonucu temel eğitim, mühimmat, sağlık harcamaları, istihbarat, kırtasiye, disiplinle ilgili harcamaların artmasıdır. Her yeni gelen grupla birlikte yapılan harcamalar tekrarlanmaktadır. Bu maliyetlerden sonra, kaynak ayrılarak harcama yapılan kişiler askerlik süresi dolduğunda terhis olmaktadır. İkinci maliyet ise personel sirkülasyonu nedeniyle her yıl aynı sayıda eğitimci ve eğitilen için aynı masrafların yinelenmesidir. Diğer maliyet ise zorunlu askerlik sisteminde bir ila iki ayın verimsiz geçmesinden kaynaklanmaktadır. Askere yeni katılan erlerin ilk iki ayı acemi birliklerinde ve görev başı eğitimlerinde geçtiğinden bu sürede savunma görevlerine katkıları çok azdır. Profesyonel askerlik sisteminde hizmet süresinin zorunlu askerlik sistemine oranla daha uzun olması personel sirkülasyon maliyetlerinde tasarruf sağlayacaktır.

Profesyonel askerlik sistemine geçildiğinde ordumuzun belkemiğinin uzman er ve erbaşlardan oluştuğu aşikârdır. Hâl böyleyken uzman er ve erbaşlarımızla ilgili sosyal hak ve terfi işlemlerinde de gerekli yasal düzenlemelerin yapılması da bir gerekliliktir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin daha profesyonel olarak görev yapması için hazırlanan kanun teklifi içerisinde uzman çavuşlarla ilgili, alakalı bir madde bulunmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin en fazla şehit, gazi vermiş personelleri olan uzman erbaşlar otuz üç yıldır sözleşmeyle görev yapmaktadır. Artan kadro ihtiyacına göre her yıl yaklaşık 60 bin uzman çavuş alımı gerçekleşmekte, bu personellerden yıl sonu itibarıyla sözleşme yüzünden 10-15 bin uzman çavuş mesleği bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu durum devletin küçümsenmeyecek bir mali kaybı anlamına gelmektedir. Yıllarca eğitim verilerek, maddiyat harcanarak belli bir düzeye gelmiş tecrübeli personel, mesleki güvencesinin olmaması, belli bir statü haklarının bulunmaması, aile birliğini sağlayamama endişesi üzerine mesleği bırakmak zorunda kalmakta, sivil hayatta başka mesleklere yönelmektedir. Örnek vermek gerekirse, keskin nişancı olarak alımı yapılan uzman erbaşlara yıllarca eğitim verilmekte, çok çetin hava ve arazi şartlarında binlerce mermi sarf ettirilerek mesleğinde tecrübe kazandırılmaktadır. Fakat binbir zahmet ve emekle yetiştirilmiş böylesi bir personel, mesleki güvencesinin olmadığını, aile bütünlüğünün bulunmadığını, statü haklarının yetersiz olduğunu düşünerek mesleğinden ayrılmakta, aynı seviyede yeni bir personel yetiştirmek için başa dönülmektedir. Hâlihazırda tüm personel için hazırlanmış 926 sayılı Personel Kanunu bulunmaktadır. Uzman çavuşların TSK personeli olması sebebiyle 926 sayılı Personel Kanunu içerisine alınması, kadro görev yerlerinin belirlenmesi, 926 sayılı Personel Kanunu'nca yapılmış olan yönetmeliklerin içerisine uzman çavuşların da alınması sorunu kökten çözecektir. Bu kapsamda, defaatle belirtildiği üzere, uzman çavuşlara kadro verilmesinin devlete hiçbir maddi yükü bulunmamakla beraber bilakis bu durumun mali yönden devlet bütçesine faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Orduevleri, orduya ait sosyal tesislerdir, ordu mensuplarının ve ailelerinin faydalanması için oluşturulmuştur. Ancak uzman erbaşlar söz konusu tesislerden faydalanamamakta, bu tesislerin sadece emniyetini sağlamaktadır. Orduya hizmet eden ve en fazla şehit veren uzman er ve erbaşların faydalanması için onlara da sosyal tesis yapılması veya mevcut sosyal tesislerden kurallar dâhilinde faydalandırılması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması hakkaniyetli olacaktır. Uzman çavuşlar ordumuzun terörle mücadelesinde belkemiğidir. Subay, astsubay gibi ilk nasıp istihkakı olan silahın uzman çavuşlara da verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Yine, uzman çavuşların emekli yaş haddi belli değildir. Görev süresini doldurmuş, yaş kıstasını doldurmadığı için bir müddet sivil memurluğa geçmiş olan uzman çavuşlar, uzman çavuş haklarından faydalanamamakta ve 3600 ek göstergeyi alamamaktadırlar.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, İçişleri Bakanlığı bünyesine alınmış olup kolluk gücü sıfatı kazanmıştır. Söz konusu personele Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli bir polis memuruna sağlanan ekonomik, sosyal hakların verilmesi, intibak düzenlemelerinin yapılması, ayrıca uzman jandarmaların eğitimde geçen sürelerinin de hizmetten sayılması eşitlik ve hakkaniyetin gereğidir. Günümüzde dünya genelinde, özellikle Batı ülkelerinde kitle ordularından meslek ordularına geçilmekte, zorunlu askerlik sistemi giderek terk edilmektedir. Soğuk savaşın sona ermesinden sonra, iki kutuplu dünyaya özgü, yabancı devlet ordularına karşı yurdun savunulması gereğinden ziyade, küreselleşme sürecinde meydana gelecek etik ve terörist tehditleri önleme yönünde güvenlik ihtiyacı öne çıkmaktadır; diğer bir anlatımla, tehdit değişmektedir. Ayrıca, teknolojik ilerlemeler sonucu modern ve karmaşık silah sistemlerine sahip ordularda eğitimli ve bilgili personele gerek duyulmaktadır. Bu iki olgu, Silahlı Kuvvetlerin küçülmesiyle birlikte profesyonelleşmesine yol açmaktadır. Bu süreçte yeni sistemle Türk Silahlı Kuvvetleri personel mevcudu içerisindeki profesyonel personel sayısı artırılmakta, TSK'nin tam profesyonel olması hedeflenmektedir. Tehdit değerlendirmesi günümüz şartlarına göre yeniden yapılandırılarak kuvvet yapısında küçülmeye gidilmekte, bunun sonucu olarak sayısal ihtiyaç azaltılarak nitel üstünlük sağlanmaya çalışılmaktadır. Nitel üstünlük, teknolojik silah sistemlerini ve günümüzün savaşma yöntemlerini en iyi şekilde uygulayabilen eğitimli insan istihdamıyla olacak şekilde altyapı oluşturulmaktadır.

Bütün ülkelerde uygulanan askerlik sistemleri başlıca iki ana grupta toplanmaktadır. Bunlar profesyonel askerlik sistemi ve zorunlu askerlik sistemi olarak isimlendirilmektedir. Profesyonel askerlik sistemi, Silahlı Kuvvetlerin tüm personelinin profesyonel olduğu bir sistemdir. Çalışan personel, muvazzaf ve sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilmekte, gerekli görülen kadro görevlerinde sivil personel de istihdam edilebilmektedir.

Zorunlu askerlik sistemi, subay ve astsubayların muvazzaf ve sözleşmeli olarak istihdam edildiği, er ve erbaşların ise zorunlu olarak belli süre silah altına alındığı bir sistemdir. Erbaş ve er kadrolarında bazı kritik kadro görev yerlerinde sözleşmeli olarak personel de istihdam edilebilmektedir. Ayrıca kanun teklifiyle asker alma ve seferberlik faaliyetlerine esas olan 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'nun yürürlükten kaldırılması, bu kanunlarda düzenlenen konuların tek kanun altında toplanarak uzun yıllar boyu asker alma süreçlerinde yaşanan değişkenliğin ortadan kaldırılması, modern ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına uygun personel seçiminin önünün açılması, ülkenin sahip olduğu nüfus gücünün daha da verimli hâle getirilmesi hedeflenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Atay, toparlayın lütfen.

SERMET ATAY (Devamla) - Buna göre, askerlik yükümlülüğünün iş hayatını bölen, aile kurulmasını engelleyen, geciktiren, iş verimini ortadan kaldıran, işsizlik süresini uzatan ve iş bulmayı zorlaştıran bir süreç olmaktan çıkarılarak bir yandan sayılan süreçleri hızlandırıp ekonomiye ciddi katkılar getirmesi, diğer yandan sisteme dâhil olan yetenekli personelin sistem içerisinde kalması ve Türk Silahlı Kuvvetlerine profesyonel katkı sağlaması umulmaktadır. Bu yolla yükümlülüğünü yerine getirirken askerlik mesleğini kalıcı çalışma alanı olarak seçen personelin askerî kurallar içinde rütbe bakımından yükselmesinin temini de onun moral ve motivasyonunu artırıcı, sistemi kuvvetlendirici, yetenekli ve verimli personel teminini kolaylaştırıcı bir yol olarak görülmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı Milliyetçi Hareket Partisi olarak Askerlik Kanunu'nda yapılacak değişikliği desteklediğimizi bildirir, değişikliğin ordumuza ve yüce Türk milletine hayırlı olmasını dilerim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)