Konu:Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:86
Tarih:30/05/2019


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Hiç merak etmeyin Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15'inci maddeyi görüşüyoruz. 15'inci maddenin aslına baktığınız zaman devletin vatandaşına kurmuş olduğu bir tuzağın vatandaşın lehine düzeltilmesini konuşacağız şimdi ama hemen AKP grup başkan vekiline de bir cevap vereyim bu maddeyi konuşurken. Vallahi billahi benim tırım yok, bir tane arabam var, çok da o köprüyü kullandığım söylenemez, çok yakın oturmama rağmen de İstanbul'u çok ziyaret etmiyorum.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, niye devletin kurduğu tuzak diyorum buna? Biliyorsunuz "birinci sınıf" diye adlandırılan araçlar hepimizin kullandığı otomobiller, bunların yanında panelvanlar var, hatta ben UKOME'nin tanımından gideyim: "Kamyonet, panelvan, van tipi araçlar hariç birinci köprüden geçebilir." diyor. Yani "Boğaziçi Köprüsü'nden geçebilir, diğerleri geçemez." diyor. Bununla ilgili üç ay evvel de bir af kanunu çıkardık burada ve o insanların cezalarını affettik. Daha sonra, hemen yılbaşında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ikinci köprüyü bu araçlara serbest bıraktı ve o köprüden ceza gelmiyor ama birinci köprüden geliyor.

Şimdi, size ben bir tespiti söyleyeyim, yine İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tespitini söyleyeyim: 2017 ve 2018 yıllarında 5 milyon 881 bin 450 araç geçmiş bu köprülerden. Her ikisinden de -bu tanımlanan araçlardan- bugün cezai yaptırıma giren araçlardan 5-6 milyona yakın araç geçmiş. Daha sonra, ikinci sınıf araçların geçişi düşüldükten sonra da günlük yaklaşık 2.236 tane aracın geçtiğini tespit ediyoruz. En son tebliğ edilen ceza tutanak sayısı 275 bin, bunun maddi karşılığı 330 milyon TL, vatandaşa öngörülen ceza 330 milyon TL. Niye vatandaşa tuzak kurdu diyorum? Bu bir kanun da değil arkadaşlar. Kanun olmuş olsa "Vatandaş kanunu bilmek zorunda." diye dolaşırız, övünürüz, böbürleriniz. Aslında milletvekillerinin bile çoğu kanunu bilmez. Bu tamamen İstanbul Büyükşehir Belediyesinin idari bir kararı. Yani bunu vatandaşın bilmesi mümkün değil. O köprülerden sadece İstanbullu da geçmiyor, baktığınız zaman İstanbullu da geçmiyor. Örneğin, ben İzmit'te oturan bir vatandaş olarak eğer Cerrahpaşa'da bir işim varsa, bir hastam varsa o tür bir aracı kullanıp Boğaziçi Köprüsü'nden geçip gidip dönebilirim. Gidip döndüğümde uğrayacağım cezanın rakamı yaklaşık 2.300 lira.

Demek ki bu problem bir önceki afla halledilememiş. Bugün de bir af yasası çıkartıyoruz, yine halledemeyeceğiz bu problemi ki çıkmalı, doğru. Bir önerim oldu AKP Grubuna, bugün bu işi düzeltelim dedim. Anadolu'dan gelen insanlar bilmez, İstanbul'un yarısından çoğu denizi görmemiş, bilmez yani yönetmeliği, kanunu. Vatandaş en kısa, kestirme yoldan hedefine ulaşmak ister. Bu yönetmelik veya idari karar niye verildi? Yavuz Sultan Selim'deki o garanti geçişleri kapsamak veya garanti geçişleri sağlamak ya da orayı işleten firmaya avantaj sağlamak için yapıldı. O köprüden geçmek de yetmiyor, her girdiğiniz yola ayrı bir ücret ödüyorsunuz. Hiç kullandınız mı bilmiyorum ama en az 5 defa OGS'niz ötüyor o yollardan geçerken. Sürekli para veren bir vatandaş hâline dönüşüyorsunuz o işletmeci firmalara, köprülerde. Teklifim şuydu: Bir kez uyaralım, tebligat eline ulaştığında "alındı" belgesini aldıktan sonra tekrar kullanıyorsa köprüyü cezai uygulamaya girsin, kabul. "Bunu başka şekilde halledeceğiz, UKOME'den bu kararı değiştireceğiz, birinci köprüden de ikinci köprüde olduğu gibi bu araçlar yararlanabilecek." deniyor. Umarım en kısa zamanda yapılır ki bu vatandaşlar hemen seçimden sonra da bir daha mağdur edilmesin. Çünkü seçimden sonra, dediğim gibi 270 bin kişiye 330 milyon TL'lik bir ceza tebliğ edildi.

Şimdi, sevgili arkadaşlar bu cezanın affedilmesi doğru. Yalnız bugünlerde başka bir olay gerçekleşiyor bu yap-işlet-devret modeli köprülerde. Yine, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü işleten firma Ulaştırma Bakanlığından sözleşme şartlarının değiştirilmesini istemiş. Neye göre belirleniyor ücret? 2 Ocaktaki döviz kuruna göre, Merkez Bankası döviz kuruna göre belirleniyor ve o ücret yıl sonuna kadar geçerli oluyor, Türk parası karşılığı geçerli oluyor, devlet de garanti kapsamında ödemesi gereken yani geçmeyen araç için ödemesi gereken parayı nisan ayında ödüyor.

Şimdi, firmanın şöyle bir teklifi var, diyor ki: "İlk altı ay o 2 Ocağa göre belirleyelim fiyatı, ikinci altı ayın fiyatını 2 Temmuza göre belirleyelim; birinci altı ayın ücretini 2 Temmuzda ödesin devlet, ikinci altı ayın ücretini de bir yıl sonraki 2 Ocakta ödesin." Bunu ben Osman Gazi Köprüsü'ne uyarladım, dedim ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - 2018 rakamlarıyla, devletin vermiş olduğu garanti geçiş rakamlarıyla devlet buna ne kadar daha ödeyecek ekstradan dedim, böyle bir uyarlama yaptım bu talep edilen hatta uygun bulunan sözleşmeyle ilgili. Osmangazi Köprüsü 2018 rakamlarına göre 1 milyar 600 milyon devlet garanti geçişler için TL ödedi ve üzerine bir 200 milyon daha ödemesi gerekecek o zaman.

Bakın arkadaşlar, hep bu kürsüden şunu söylüyorum: 5'li çete veya 10 taneyi geçmeyen müteahhit Türkiye'nin tüm birikimlerini sömürüyor. Yap-işlet-devret modelleriyle insanların cebinde ne varsa, devletin hazinesinde ne varsa sömürüyor.

Şimdi, bunu, bu sözleşmeyi Ulaştırma Bakanlığı kabul etmiş Yavuz Sultan Selim için. Şimdi, Avrasya Tüneli için isteyecekler, Osmangazi Köprüsü için isteyecekler, şehir hastaneleri için isteyecekler ve o "çevre yolları" diye tanımladığımız, her birinden ücretli geçtiğimiz yollar için isteyecekler.

Bakın, ramazan günündeyiz, bayram yaklaşıyor. Biraz vicdan sahibiyseniz bu devleti bu çeteye teslim etmeyin diyor, hepinizin bayramını kutluyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)