Konu:İnsanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktasının kendi diliyle kurduğu bağ olduğuna, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası'na, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü ile Dünya Çiftçiler Günü'ne, Soma faciasıyla ilgili hukuki sürecin tamamlanmasının herkesin sorumluluğu olduğuna ve her bir şehadeti Mecliste paylaşmanın tabii olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:77
Tarih:14/05/2019


İnsanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktasının kendi diliyle kurduğu bağ olduğuna, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası'na, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü ile Dünya Çiftçiler Günü'ne, Soma faciasıyla ilgili hukuki sürecin tamamlanmasının herkesin sorumluluğu olduğuna ve her bir şehadeti Mecliste paylaşmanın tabii olduğuna ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; ben de her birinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de birkaç başlıkta fikirlerimizi ifade etmek istiyorum. Bunlardan en önemlisi, Türk diliyle alakalı olan mevzu. Biliyorum pek çok CV geliyor arkadaşlarımıza, herhâlde en çok övünülen konulardan bir tanesi birden fazla dili konuşuyor olmak, bununla insanlar çok övünüyorlar. Elbette çok kıymetli birden fazla dil bilmek ama görüyorum ki insanın bir başka dili bilebilmesi için, konuşabilmesi için önce kendi dilini bilmesi gerekiyor; kendi dilini, kelimelerini bilmesi, sevmesi, geçmişini anlaması, idrak etmesi. İnsanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktası kendi diliyle kurduğu bağdır diye düşünüyorum. Bu manada bunun altını çizmeyi bugün özellikle fevkalade anlamlı buluyorum. Başka dilleri öğrenmeye verdiğimiz ehemmiyeti Türkçeye de yönlendirmenin çok anlamlı olduğu kanaatindeyim.

Bir diğer konu, malum, arkadaşlarımız da bahsettiler, bu hafta Engelliler Haftası; her bir gün için aslında ayrıca açılan başlıklar var, bu hafta içerisinde görme engelliler, işitme engelliler, konuşamayanlar, ortopedik engelliler, zekâ ve ruhsal engele sahip olanlar, güçsüzler, yaşlılar ve biliyorum, her biri için ayrı ayrı pek çok etkinlik var, çalışma var. Türkiye'de son yıllarda engellilerle alakalı fevkalade iyi işler yapıldı ama her geçen gün talepler arttıkça bize düşen bu konudaki hassasiyetin diri tutulması ve bu manada hayata geçirilebilecek ne varsa -hep beraber bu konuyu bir ortak mevzu olarak addederek- bu konuda çalışmaların arttırılarak -verimlilik anlamında- devam ettirilmesi her birimizin birer sorumluluğu diye düşünüyorum.

Eczacılar Günü... Elbette, Meclisimizde pek çok arkadaşımız var, belki hukukçulardan sonra milletvekili olarak en çok eczacı arkadaşımız vardır diye düşünüyorum. Bu manada bakıldığında, onlar da fevkalade önemli bir görev ifa ediyorlar, günlerini tebrik ediyorum; Çiftçiler Günü'nü hakeza öyle.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Elbette, Soma'da hayatını kaybeden insanlarımız her daim bir yaradır içimizde. Bu manada hukuki sürecin devam etmesi, tamamlanması; o da her birimizin sorumluluğudur.

Devamında belki şununla bitirebilirim: Meclisteki bizim sorumluluk alanımız, aslında hemen hemen her konuya dair sırtımızda bir yük var. Bir şehit kardeşimizin adını duyduğumuzda... Geçtiğimiz haftalarda bir televizyon yayınındayken bir yüzbaşımızın şehadet haberi geldi. Her birinin hayat hikâyesi çok farklı; içinde çok iyi eğitimli olanlar, çok iyi sosyal, ekonomik düzeyden gelenler de var, yoksul insanların çocukları da var. Bir insanın şehadetinde, geriye dönüp baktığımızda -kendi hikâyesinde- nereden geldiğinden ziyade onun şahsi meselesi, şahsi hikâyesi bizi çok yaralıyor diye düşünüyorum ve böyle bakıldığında, sayılardan uzak bir şekilde, her bir şehadetten sonra elbette üzülmemiz çok tabidir, burada bunu paylaşmamız çok tabidir. Ama bu, burada kalmadan, bunu memleket meselesi addederek hepimizin yine ortaklaştığı, uğruna uğraştığı, birleştiği bir mesele olması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Üzerine kavga ettiği değil, üzerine birleştiği, uzlaştığı, kafa yorduğu, "Beraber ne yapabiliriz?" sorusunun cevabını aradığı bir meseledir ve elbette ki Meclisimizin de asli meselesidir. Burada olan bütün milletvekillerimizin de ben aynı hassasiyette olduğunu biliyorum, öyle inanmak istiyorum.

Teşekkür ederim.