Konu:Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:08/05/2019


Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Sayın Başkan, öncelikle size yeni görevinizde başarılar dileyerek başlamak istiyorum, Sayın Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; YSK'nin almış olduğu akla ziyan karar dururken, uluslararası itibarımızı da tamamen kaybetmişken, biz, bugün, burada uluslararası anlaşmaları yasalaştırmaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, 31 Mart seçimleri sonrasında yaşanan süreci çok yakından gözlemleyen, yaşayan bir İstanbul Milletvekiliyim. Halkın özgür iradesiyle vermiş olduğu oylara halel gelmemesi için zor koşullarda ilçe seçim kurullarında, seçimlerden hemen sonraki süreçte, milletvekillerimizle, örgütümüzle ve halkımızla inanılmaz bir demokrasi mücadelesi verdik ve anamızın ak sütü gibi helal İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandık.

Peki, gelinen sonuç ne, şöyle bir bakalım: 6 Mayısta, 7 hâkim dünya tarihine kara bir leke olarak geçecek bir karar almıştır; yok edilen demokrasi, yok edilen halkın iradesi olmuştur.

Gerekçe ne? 2 Martta itiraz süresi sona eren 225 sandık kurulu başkanı ile 3.500 sandık kurulu üyesinin kamu görevlisi olmaması gibi, ne oy kullanan vatandaşlarımızla ne de partimizle ilgisi olan, hukuki dayanağı olmayan, şundan bundan sebeplerle iptal edilmesidir.

YSK'ye göre, aynı zarfa giren, aynı sandık kurulu başkanları tarafından sayılan 4 pusuladan 3'ü tertemiz 1 tanesi ise şaibelidir. Bu karar hangi hukuki gerekçeye dayandırılıyor, bilemiyoruz. Biz gerekli başvurularımızı tam kanunsuzluk gerekçesiyle yaptık, ilçe seçimleri de yenilenmelidir diyoruz. Demokrasimize sivil darbe yapan bu karara yazıklar olsun diyor ve o kararı verenleri de kınadığımızı buradan bir kez daha paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ama bir şey unutuluyor. Burada, bu kararı aldıranlara seslenmek istiyorum: Milletimiz, hakkını yiyenlerden daha sonra ağır bir şekilde bunun hesabını sormuştur. Göreceksiniz, 23 Haziranda da bu hesabı çok ağır bir şekilde soracaktır. Sizlerin fırlattığınız, attığınız bumerang geri dönecek ve sizleri vuracaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu seçimleri Ekrem İmamoğlu hakkıyla kazanmıştır ve 23 Haziranda da yeniden kazanacak, her şey çok güzel olacak. (AK PARTİ sıralarından "Çok beklersiniz, çok." sesleri)

Fakat bizi asıl düşündüren şey ne biliyor musunuz? Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin daha da derinleşmesi, yüzde 15'e dayanan resmî işsizlik, mübarek ramazan ayında yokluk çeken halkımızın yoksullaşmasının artık daha da artmasıdır. Alınan karar sonrası bütün frenleme çalışmalarınıza rağmen döviz artmış, ekonomik göstergeler daha da kötüleşmiştir. Ülkemizin dış borcu 450 milyar dolara gelmiş, Merkez Bankası net rezervi 26 milyar dolara gerilemiştir.

İkincisi; YSK kararı sonrası, tüm dünyada zaten yerlerde olan itibarımız iyice yerlere serilmiş, ülkemize duyulan güven daha da azalmıştır. Dış basında yapılan seçimlerin eşit, adil ve özgür olmadığı, alınan kararın emsali görülmemiş bir karar olduğu ve demokrasimizi yaraladığı, sonuç kendi istediğiniz gibi çıkıncaya kadar seçim yapılmasının demokrasiyle bağdaşmadığı gibi birçok yorum ülkemiz adına bizleri üzmektedir.

Biliyorum ki hemen, bu yorumları ülkemizin iç işlerine yapılan müdahale olarak değerlendireceksiniz ve "Ey!" diyerek belki de bu ülkelere saldıracaksınız fakat diğer taraftan, Hazine ve Maliye Bakanı da bu ekonomik krizi engellemek ve 450 milyar dış borcu bulmak için işte, bu ülkelere turlar düzenliyor, görüşmeler yapıyor ve görüşmeler yapmaya da devam edecek. Bu bir çelişki değil midir? Hem aldığınız kararla demokrasimizi yok edeceksiniz hem de yabancıların ülkemize yatırım yapmasını, boş vermesini bekleyeceksiniz.

Bu nasıl bir hırstır ki ya da İstanbul'da yirmi beş yılda açığa çıkmasından korktuğunuz neler yaptınız ki bütün bu ekonomik duruma rağmen böyle bir karar aldırtabildiniz. Neredeyse bir buçuk aydan beri ülke yönetilmiyor, İstanbul halkı seçimle oyalanıyor. Meclis belki çalışacak, belki çalışıyor gibi yapacak, belki de kapatılacak, tatile sokulacak ve vekillerin çoğu İstanbul'a çalışma yapmaya gidecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Başkanım, müsaadenizle...

BAŞKAN - Buyurun.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Evet, milletvekillerinin belki çoğu İstanbul'a çalışma yapmaya gidecek. Yazık değil midir bu ülkeye? Ülkeyi kaosa sürüklüyorsunuz.

"İktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler." diye devam eden Gençliğe Hitabe'sinde Atatürk nasıl da ileriyi görmüştür. Bugün yaşadığımız da aynen budur.

Genel Kurulu sayıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.