Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:56
Tarih:21/02/2019


Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında hazırlandığı artık bilinen, özensizce önümüze getirilen torba kanun tekliflerini alelacele yasalaştırmak Meclisimizin yüksek itibarına yakışmıyor. Bu durumun son bulması için uyarılarda bulunurken şimdi, Meclisimizi daha da az yetkilendiren, gücünü azaltan bir emrivaki düzenleme karşı karşıyayız. Artık, yasama faaliyetlerinin Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü ifade ediliyor. Altını çizerek ifade etmek istiyorum: Bizler, yasama gücünü kullanmak adına milletimiz tarafından seçildik; en büyük güvenceleri Türkiye Büyük Millet Meclisi olan milletimizin tamamının haklarını hukuki zeminde korumak, için buraya getirildik.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz maddeyle Ramazan Ve Kurban Bayramlarında gerçekleştirilen ikramiye ödemelerinin bakıma ihtiyacı olan engellilerin aylık gelir hesaplamasına dâhil edilmemesi amaçlanıyor. Aslında bir yanlıştan dönme maddesi. Çünkü, yürürlükte bulunan mevzuatta, bakıma ihtiyacı olan engellilerin sosyal yardım alabilmesi için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücret tutarının üçte 2'sinden az olması gerektiği ifade ediliyor. Bayram ikramiyelerinin aylık gelir hesabına dâhil edilmesi de belirlenen bu miktarın aşılmasına neden oluyor. Bu sebeple, bakıma ihtiyacı olan engellilerin hem mevcut yardım ve hizmetlerden faydalanmaya devam edebilmesi hem de bayram ikramiyelerinden yararlanabilmeleri hedefleniyor. Bayram ikramiyelerinin aylık gelir hesaplamasına dâhil edilmemesi kabul edilebilir ve doğru bir düzenlemedir ancak daha da doğrusu, yanlış bir düzenleme yapmamaktır. Bu nedenle, diğer sosyal yardımların hesaplanmasında da bayram ikramiyelerinin dâhil edilmemesi son derece yerinde olacaktır. Bu uygulama tanzim satışlar gibi bir seçim hilesi olmamalıdır. Örneğin, 65 yaş veya vazife, harp malullüğü aylıklarının ihtiyaç sahiplerine bağlanmasında da gelir testi bulunuyor. Bu nedenle, ilgili mevzuatlarda da bu paralellikte gerekli düzenlemeleri yaparak vatandaşlarımızın aynı mağduriyetleri yaşamamasını sağlayabiliriz. Adalet temelinde bir eşitlik anlayışını tesis etmeliyiz. Bu münasebetle, gelir testi uygulamasının geçtiği diğer mevzuatlarda da benzer düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, büyükleri saymayı, küçükleri sevmeyi hem aile terbiyesinden hem de her sabah okullarımızda Andımız'ı söyleyerek düstur edinmiş bir milletvekili olarak ifade etmek istiyorum: İhtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak, özellikle aile büyüklerinin bakım hizmetlerine destek olabilmek zor ama millî ve manevi hazzı olan bir vicdan meselesidir. Bu nedenle, ihtiyaç sahiplerine destek verilirken devletimize ve ilgili kurumlarına tamamen bağımlı kalınmamasını sağlamak, aile bireyleri olarak da sorumluluk üstlenilmesini teşvik etmek, gelecek kuşakların aile kavramını anlayıp aile değerlerine sahip çıkması için çok önemlidir.

Diğer yandan, vatandaşlarımızın sosyal yardımlara git gide muhtaç hâle gelmelerinden üzüntü duyuyorum. Sosyal devlet anlayışı doğrultusunda vatandaşlarımızın yaşam refahını artırmak, sosyal haklarının farkında olmalarını ve bunlardan yararlanmalarını sağlamak için politikalar tabii ki yapılmalı ancak ana hedef, yoksulluğu ve muhtaçlığı bitirip refahı kalıcı hâle getirmek olmalı.

Son yıllarda sağlıklı olup çalışmayan ama belediyelerden, valiliklerden aldıkları yardımlarla muhtaçlığa alıştırılan, neredeyse komünist düzen hayatı yaşatılan çok ciddi bir nüfusumuz olmaya başladı. Bu muhtaçlık anlayışı sonucunda karşılıklı suistimallerin görülmesine şahit olmaktayız; örneğin, birçok belediyenin sorumluluk alanı içerisinde imar planlarına aykırı olarak inşa edilen binalar olmasına karşın vergi beyanları veya imar barışlarıyla bu yapıların yıkımlarının gerçekleştirilmeyip yasal statüye kavuşturulması gibi.

Geçtiğimiz günlerde, birçok Erzurumlu hemşehrimin de ikamet ettiği İstanbul Kartal'da bir bina çöktü. Vefat eden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı dilerim. Kartal'daki bu vahim hadisenin yaşanmasına neden olan yetkililerin ve suistimalin bir an önce ortaya çıkması lazım. Basın yasağıyla gerçekler gizlenemez. Kaçak binalara göz yumulması, yıkım kararı bulunan binaların yıkım işlemlerinin gerçekleştirilmemesi görevin kötüye kullanılmasıdır, sonucu ise birçok vatandaşımızın yaşamlarını kaybetmeleridir. Buradan, siyasi kariyerinde iki dönem Kartal Belediye Başkanlığı yapmış, memleketim Erzurum'un AK PARTİ'li Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen Bey'e bir çağrım var. Kendisi, takip ettiğim kadarıyla, on sene kader birliği yaptığı, başkanlıklarını yaptığı Kartallılara henüz bir ziyarette bulunmamış nedense.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Naci, ne alakası var, ne diyorsun?

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Dinlerseniz anlatacağım Beyefendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Sayın Sekmen her hafta sonu İstanbul'da, Kartallılar kendisini bekliyorlar. Kendisini Kartal'a gitmeye, oradaki insanların acılarını paylaşmaya, Kartal sokaklarında gezmeye davet ediyorum. Bu, bir insanlık görevidir ve hatta Kartal'da 21 vatandaşımızın beton arasında ezilerek vefat etmelerine neden olan namussuzları araştırıp bulup yakalarına yapışmasını kendisinden beklerim. Ben olsam böyle yapardım.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Çok ayıp ediyorsun!

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Biz İYİ PARTİ olarak, bendeniz, İstanbul Milletvekilimiz Hayrettin Nuhoğlu Beyefendi, İstanbul Milletvekilimiz Yavuz Ağıralioğlu Beyefendi'yle Kartal'a gidip, taziyelerde bulunup incelemeler yaptık. Olayın takipçisi olduğumuzu ve sorumluların er geç, yayın yasağına rağmen, ortaya çıkarılacağını buradan aziz milletimize ifade etmek isterim.

Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)