Konu:Ceza Muhakemesi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:55
Tarih:20/02/2019


Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Elimizdeki teklife bakıyorum ve Türkiye'de devriiktidarınızda hukuksal anlamda yaşadığımız bunca soruna duyarsız kalıp bunların çözümü için hiçbir çaba sarf etmeyi düşünmüyor olmak, nasıl bir duygudur diye merak ediyorum.

Kanun koyucuyu kanuni düzenleme yapmaya yönelten toplumsal sorunlara hukuksal çözümler üretmektir. Tüm çağdaş demokrasilerde hukuk devleti olmak iddiasında olan ve hukukun evrensel ilkelerine saygılı tüm devletlerde kanunlar bu genel amaçla oluşturulur ve yürürlüğe sokulur.

Türkiye'de adil yargılanma hakkıyla ilgili sorun yok mu? Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunu yok mu? Soruşturma makamları ve yürütme nezdinde masumiyet karinesine saygıyla ilgili sorun yok mu? Yargılama aşamasında silahların eşitliğiyle ilgili sorun yok mu? Tedbir olan tutukluluğun cezaya dönüştürülmesiyle ilgili sorun yok mu? Gerekçeli karar hakkıyla ilgili sorun yok mu? Nihayetinde, yürütmenin benimsemediği, işine gelmeyen yargı kararlarının uygulanmamasıyla ilgili sorun yok mu? Bunların hepsini bir kenara bırakıyorsunuz, sonra bu teklifi getiriyorsunuz. Mesela hâkimlik ve savcılık sınavındaki başarı puanını dün 50'ye düşürmüştünüz, bugün tekrar 70'e yükseltiyorsunuz. Bu maddeyi görünce, herhâlde AK PARTİ teşkilatlarında, hâkim, savcı yapacakları avukat kalmadı diye düşünmeden kendimi alamadım.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri diye bir Kanun var ve bu Kanun'un ek 7'nci maddesinde milletvekili seçimleri ve mahallî idareler seçimleri için görevlerinden istifa eden hâkim ve savcıların tekrar görevine dönemeyeceği düzenlenmektedir. Hiç düşündünüz mü bu hüküm niye vardır diye? Hâkim ve savcılar aday olmakla siyasi görüşlerini belli etmiş olacaklarından tekrar kürsüye çıkmaları yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına en azından şeklen gölge düşüreceği için vardır ama siz, teşkilatlarınızda görev yapmış dolayısıyla siyasi görüşünü alenileştirmiş kişileri hâkim ve savcı yaptınız, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkesinin ruhuna aykırı davrandınız. Hani 16 Nisan 2017 referandumuyla Anayasa'ya, mahkemelerin bağımsızlığının yanına, tarafsızlığını da eklemiştiniz? Böyle yapmakla yargının tarafsızlığını sağlamış mı oldunuz? Yargıda liyakati değil, sadakati esas alıp bu atamaları yapıyorsunuz, sonra bütün hukukçuları yargının sorunlarını nasıl düzelteceğiz diye düşündürüyorsunuz. Yapmayın, bize de yazık.

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye'nin iki tane 12 Eylülü var: Biri Kenan Evren'in başında olduğu 12 Eylül 1980 darbesi, diğeri de 12 Eylül 2010'da -tırnak içinde söylüyorum- sizin, FETÖ'yle aynı menzilde yürüdüğünüzü zannettiğiniz, ölülerin bile mezardan kalkıp oy kullandığı Anayasa referandumu.

Bazı şeyleri çabuk unutuyorsunuz. Hem 12 Eylül 1980 darbesinin ürettiği antidemokratik mevzuat hükümlerinin ve kurumlarının varlığından yararlanıyorsunuz hem de 12 Eylül 2010 Anayasa değişikliğini üreten kafanın hukuk dünyamıza bela ettiği "Önce itibarsızlaştır ve suçla, sonra tutukla ve suçsuzluğunu ispatlamasını iste, sonra da bas cezayı." anlayışından yararlanıyorsunuz.

On yedi yıldır iktidarsınız, hani vesayete karşı duracaktınız? Bunu da çok çabuk unuttunuz veya işinize öyle geldi, kendi vesayetini kurdunuz. "Şurada bir haksızlık, şurada bir yanlışlık, şurada bir usulsüzlük var." denilince hepiniz birden yerinizden fırlıyor ve "Kimseye dokundurmayız, surda gedik açtırmayız." diyorsunuz. Devlet ile iktidarı birbirine karıştırdınız. İktidar oldunuz ama kendinizi devlet zannettiniz. Sizin politikalarınıza karşı olmayı devlete karşı olmak zannediyor, herkesi "terörist" "hain" diye yaftalıyorsunuz.

Siz yandaş medyanızla, kurduğunuz yeni vesayet sistemiyle, atadığınız partili yargıçlarınız, savcılarınız eliyle muhalefeti susturmak, hatta devirmek için çaba sarf ediyorsunuz. Burada bir yanlışlık var arkadaşlar; iktidarlar muhalefeti devirmek için uğraşmaz, muhalefet yasaların çizdiği sınır ve kurallar içinde kalarak, demokratik yollardan iktidarda olanları devirmek için uğraşır. İktidarlar hiç devrilmeyecekse neden seçim yapıyoruz? Muhalefeti devireceksiniz de ne olacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum Sayın Ünver.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - "Bakın, hiç ses çıkmıyor, ne güzel demokrasimiz var." mı diyeceksiniz? Unutmayın ki iktidarlar adı ne olursa olsun her rejimde vardır ama sadece demokrasilerde muhalefet vardır yani muhalefet varsa o zaman, o yönetim biçimi demokrasi olur.

Yargıtaya, Danıştaya, Anayasa Mahkemesine, Yüksek Seçim Kuruluna güven kaldı mı? Bir hukukçu olarak üzülerek söylemek zorundayım ki maalesef kalmadı. Yargıya güven yüzde 30'lar düzeyine inmiş, umurunuzda değil.

Gelin, hep birlikte hukukumuzu darbe müktesebatından arındıralım, yargıya olan güveni ve demokrasiyi yeniden tesis edelim diyoruz; yanaşmıyorsunuz. Demokrasi, adalet, hukuk herkese lazım. Ne demişti Özdemir Asaf, hatırlayalım: "İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama olmaz olsun."

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)