Konu:Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in 42 Sıra Sayılı Kanun Teklifi'nin Tümü Üzerinde Chp Grubu Adına Yaptığı Konuşma İle Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül'ün Şahıslar Adına Yaptığı Konuşmasındaki Bazı İfadelerine İlişkin Açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:19/02/2019


Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in 42 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşma ile Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül'ün şahıslar adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; tabii, torba cevap olmuyor Sayın Başkan yani cevap dediğiniz şey, takıldığınız bir mevzu var, kafanız canlı, ruhunuz canlı... Üzerinden bir sürü zaman geçti. Şimdi söylesem yeniden bir tartışma açılacak, belki de bu yüzden, bu tartışmayı sonlandırmak için böyle yaptınız, bilmiyorum ama bence Meclisin doğası torba cevaba müsait değil. Yani burada biz canlı canlı iki laf konuşalım karşılıklı ve anlaşalım. Yani sadece kayda geçsin diye bir şey söylemeyi ben buradaki arkadaşlarıma da bir saygısızlık olarak addediyorum. O yüzden, şu anın ilham ettiği şeyleri söyleyeceğim, diğerlerini yeri geldiğinde artık tekrar ifade ederim diye düşünüyorum.

Bununla ilgili olarak, şu 70 puan meselesini, puanın 70'e gelmesini ben çok anlamlı buluyorum. Aslında dönüp baktığımız zaman, 70 barajını getiren de AK PARTİ, 2007 yılında gelmiş durumda. 1983 yılına, ilk sınavların yapıldığı dönemlere bakıyoruz, hiçbir sınırlama yok, 50 de yok, 60 da yok, 70 de yok. 2007'de 70 puanı getiren AK PARTİ. Daha sonrasında, 15 Temmuzun öncesinde -arkadaşlarımız söyledi, İshak Bey ifade ettiler- bu sınavlara girenlerde -maalesef diyeceğim- mülakata çağrılması gereken sayıda muvaffak olan öğrenci yok, mezun arkadaş yok. Böyle bakıldığı zaman, hakikaten...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Toparlayacağım hızlıca.

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - 2013 yılına bakıyoruz, 600 kişi alınacak, 1.800 kişinin davet edilmesi lazım, 517 kişi ancak bu barajı geçebilmiş. 1.500 kişi alınacak, 4.500 kişinin çağrılması lazım, 2.050 kişi ancak bu puanı alabilmiş ve aslında 15 Temmuzdan evvel gündeme gelmiş bir mevzu ama 15 Temmuzun hemen sonrasında da yaklaşık 4 bin hâkim ve savcının ihraç edilmesi sebebiyle -maalesef diyeceğim- 50 puana çekildi. Yani, doğrusu, ben hiçbir zaman 50 puanı içime sindiremedim, arkadaşlarım da öyle -defaatle, şartlar bunu getirdiği için- ve şu anda da 70 puana gelmesi çok anlamlı. Kaldı ki, Sayın Alpay Antmen de ifade etmişlerdi, yani dünyanın gelişmiş hukuk sistemlerinde özellikle avukatlık yaptıktan sonra hâkimlik mesleğine geçmek çok anlamlı. Şimdi, beş yıl avukatlık yapan avukatlarımızın hâkimlik yapması önemli. Hayatları boyunca hiç avukatlık yapmayan insanların kolay bir şekilde hâkim ve savcı olmaları mesleğin icrasında başka problemleri beraberinde getiriyor. En azından, her ikisinin de aynı anda var olmasının Türk hukuk sistemi için bir anlamı olduğu kanaatindeyim.

Yani çok şey var belki söylenebilecek, ben de cevap olarak çok şey söyleyebilirim ama son bir şeyle bağlayacağım. Arkadaşlarımın pek çoğu ifade etti, biz de aynı kanaatteyiz: Siyaset yargıya müdahil olmasın. Amenna, biz de aynı kanaatteyiz, zaten müdahil de olmuyoruz. Burada yazılmış bazı şeyler var, Türkiye'de insanların yüzde 50'sinin oyunu almış bir siyasi aklın hayatta insanlara değmemiş olması mümkün değil, mesele siyasi fikirlerimize rağmen adil olabilmek, bu olmalı. Hiç siyasete temas etmeyen insan olduğuna inanmıyorum ben, siyasi fikirlerimize rağmen adil olmayı başarmamız lazım, ben şahsen bunu önemsiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Son bir cümle...

BAŞKAN - Toparlayın.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Diğer taraftan da bu ülkede maalesef yargı siyasete çok ama çok müdahil oldu. Önümüzde bunun bir sürü örneği var, 367 krizi böyle, bugün geldiğimiz yere gelirken yargının bütün bu müdahaleleriyle bizler bu noktaya geldik. Yargının yetmediği yerde bu ülkeye darbe yapıldı. Zaten eğer biz -bu HSYK'yle alakalı yaptığımız çalışmalar- FETÖ'yle alakalı hâkim ve savcılarla ilgili meseleyi halletmemiş olsaydık, onlar yargı üzerinden operasyonlarını tamamlayabilselerdi darbeye gerek kalmayacaktı. Biz bu mücadeleyi yaparken pek çok arkadaşımız sadece karşıtlık anlamında karşı cenahta durmayı tercih ettiler. Yani bazı meselelerde, Türkiye'nin geleceğine dair bazı meselelerde, yargı gibi, emniyet gibi hepimizi etkileyen, geleceğimizi çok yakından etkileyen meselelerde siyasi fikirlerimize rağmen ortak bir noktada buluşmak temennisiyle teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)