Konu:İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın 42 Sıra Sayılı Kanun Teklifi'nin Tümü Üzerinde Hdp Grubu Adına Yaptığı Konuşmasındaki Bazı İfadelerine İlişkin Açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:19/02/2019


İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın 42 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; çok ağır ithamlarla dolu bir konuşma. Tabii, bunların içerisinde en önemsediğim mesele, secde etme meselesi. Biz kimseye secde etmiyoruz, siz ediyorsanız bilemiyorum, siz başkalarının sözünden çıkamıyorsanız bilemiyorum ama biz, arkadaşlarımız sadece Allah'a secde ediyoruz, kimseye secde eden durumda değiliz. O sebeple, bunu şiddetle kınayarak reddediyoruz. "Reise secde etme" ifadesinin bizim için inanılmaz bir ağırlığı var. Hiç kimseye secde etmiyoruz, zaten Sayın Cumhurbaşkanımız bu lafı duyduğu anda kendisi de şiddetle reddeder yani bu nasıl bir ifadedir?

Biz burada bir kanun düzenlemesi yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken hukuk içerisinde olanlarla ilgili olarak... Hukuk bir mücadele -tek tek inşa edilerek- yani bir adalet mücadelesi. Bu konuya dair FETÖ'nün bu ülkeye verdiği zararı hep beraber defaatle burada konuştuk.

Şimdi, ben temel bir çelişki görüyorum: Bir taraftan, buradan doğan bir mağduriyet anlatılıyor, bir taraftan da o ekiplerle beraber yola devam edilmeye çalışılıyor. Eğer hukukla alakalı bir iyileşme yapacaksak bunu hep beraber yapacağız, beraber yapmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Zengin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Nereden vardınız bu kanıya?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Hakikatin gücünden bahsediyorsunuz. Bu ülkede hakikat niye sadece sizin tekelinizde, anlayamıyorum. Çoğulculuk dediğiniz şeyde, evet, tartışacağız ama günün sonunda bir karar verirken daha fazla sayısı olanın dediği oluyor, bütün demokrasilerde böyle eğer doğrudan, bire bir demokrasiniz yoksa, temsilî demokrasiniz varsa, bu. Demokrasiyle, bu yöntemle kazanmış olmayı nasıl haksız addedersiniz, bunu anlamakta zorlanıyorum.

Hakikat -sizi bilmiyorum ama- bizim, her birimizin bir arayışı, hayatın kendisi bir hakikat arayışı. Bir cümleyi Shakespeare'den söylediğinizde daha kıymetli olmuyor, kendi hayatlarımız zaten buna şahit diye düşünüyorum.

Nihayetinde de biz hayatımız boyunca, siyaset yaparken de hiç kimseye, hiçbir hocaya, hiçbir şahsa asla ve kata secde etmedik ve etmeyeceğiz. Lütfen, bu kelimeleri kullanırken dönüp kendinize bir sorun; hangi kararları nerede alıyorsunuz, nasıl uyguluyorsunuz, dönüp lütfen kendinize bir sorun.

Günün sonunda verdiğiniz örnekle -ben de böyle pek çok örnek anlatabilirim, geçmişte yaşanmış olan pek çok şey anlatabilirim ama- bu vakalar üzerinden yola çıkarak Türk yargısını yerin dibine batırmaya da hiç kimsenin hakkı yok. Bu ülkede işini gayet iyi yapmaya çalışan hâkimler, savcılar, yargıçlar, icrada avukatlar, her yerde pek çok yargı personeli var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bir cümleyle bitirmek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun toparlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bu manada baktığımızda toptancı bir yaklaşımla insanları böyle katletmeyi, hukuku katletmeyi de şiddetle kınıyoruz ve reddediyoruz.

Teşekkür ederim.