Konu:Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:53
Tarih:14/02/2019


Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ RIDVAN TURAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle işaret etmek istediğim bir mevzu var, o da şu: Halkların Demokratik Partisinin güçlü ve etkin olduğu illerde âdeta adı konulmamış bir sıkıyönetim uygulaması söz konusu. Bugün Mersin Valiliğinin partimize gönderdiği bir valilik kararında, Halkların Demokratik Partisinin üç gün süreyle ilde basın açıklaması, bildiri dağıtımı, yürüyüş, stant açma, kapalı ve açık mekân toplantılarının tümünün yasaklandığını öğrenmiş olduk. Öncelikle Valilik mevkisi şunu bilmeli ki anayasal haklar, valinin iki dudağı arasından çıkacak kararlardan çok daha öncedir ve demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağımız noktasında da ısrarcı olacağımızı herkesin bilmesi gerekir.

43'üncü maddeye ruhunu veren mantık şu, deniyor ki: 2020'ye kadar 100 milyar dolarlık bir enerji yatırımı söz konusu olacak ve bunun büyük bir kısmını özel sektör yapacak. Yatırım, iletim, dağıtım tesisi eğer ormanlık alana denk gelirse bu özel sektör firmaları bunun için çok fazla para ödemek zorunda kalıyorlar, bunu da vatandaşın cebine yansıtmak zorunda kalıyorlar; biz bu firmalardan ormanları tahrip etmeleri, ormanları yok etmeleri karşısında verecekleri paranın yüzde 50'sini alalım ve altmış gün içerisinde de bunu karara bağlayalım, ruhsatlarını verelim, gönderelim.

Değerli arkadaşlar, öncelikle 100 milyar dolarlık yatırım mevzusu tamamen afaki bir konudur, bilimsel yol ve yöntemlere dayanan bir hesaplama biçimi değildir. Ayrıca elektrik açısından bakıldığında ihtiyacın fazlası söz konusudur ancak tabii ki özellikle enerji nakil hatlarının rehabilite edilmemesi sebebiyle o hatlarda azımsanamaz ölçüde bir kaybın olduğuna işaret etmek gerekiyor.

İktidar, sermayenin eline bir çift zar vermiş, karşısına da vatandaşı oturtturmuş; bu bir çift zarın her tarafı 6, sermaye ne atarsa atsın düşeş gelecek biçimde zarlar ayarlanmış. Yani örneğin, neden yüzde 50 vatandaşa yansıtılacak, vatandaşın cebine bunun yansıtılmasını engelleyecek herhangi bir laf yok bunun içerisinde. Ama sermayenin ormanları tahrip etme fiyatının yüzde 50 azaltılmasına ilişkin bir tedbir var. Yani kadife eldivenle sermayeyle el sıkışan iktidar demir yumruğunu vatandaşa gösteriyor ki bu kabul edilebilir bir şey değil. Ayrıyeten yüzde 50 bir iskonto karşılığında elektrik fiyatlarının ucuzlayacağını öngören kimse var mı? Kişisel olarak böyle kimsenin olacağını tahmin etmiyorum, böyle bir durum yok. Aslında madde esasen ormanların tahrip edilmesine cevaz veriyor, bir padişah fermanı gibi ormanların katledileceğini ve bunun da rayiç bedelinin önceki döneme göre daha da fazla düşürüleceğini söylüyor.

Değerli arkadaşlar, Sinop'ta 650 bin ağaç kesildi. Üçüncü köprü yapılırken milyonları aştığını biliyoruz ağaç katliamının. Aslında yok edilen şey hepimizin ortak geleceği, çoluğumuzun çocuğumuzun ortak geleceği. Kaz Dağları 10'dan fazla yapımı planlanan ve birkaçı yapım safhasına geçmiş olan termik santraller sebebiyle ciddi bir tahribatla karşı karşıya. Biliyorsunuz iktidarın bir "4 milyar ağaç diktik." şehir efsanesi var, biz komisyonda bunu sorduk, "Ya, bu 4 milyar ağaç nerede kardeşim, hani diktiniz de biz mi görmedik?" Meğerse orman bölgelerinde bu bebek çamlar yok mu, şöyle poşetlerde minik minik, onlar sayılıyormuş, onlar 4 milyar ağaç içerisinde mütalaa ediliyormuş.

Neoliberal kapitalizm ne yazık ki AKP eliyle emeği nasıl meta hâline dönüştürmüş ve bunu neoliberal muhafazakar bir anlayışla en son noktasına kadar sömürebiliyorsa ortak değerlerimizi, derelerimizi, ormanlarımızı, göllerimizi de aynı biçimde bir dönüşüme, bir tür metalaşmaya dâhil etmiş durumda.

İnsan merkezli doğa tasarımı artık iflas etti, dünyanın merkezinde insan yok. İnsanla beraber bütün habitat var. Dolayısıyla insan merkezli, enerji eksenli bir bakış açısıyla çoluğumuza çocuğumuza gelecek kuramayacağımızı hepimizin çok iyi ve yakından bilmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

RIDVAN TURAN (Devamla) - Tamamlıyorum.

Kapitalizm, genel bunalımını artık öncekinden farklı olarak ekolojik bunalımla beraber gösteriyor yani önceki bunalımlarda bu düzeyde bir ekolojik krizle karşı karşıya değildik. Artık ciddi bir ekolojik kriz ve aynı zamanda gıda kriziyle karşı karşıyayız ve arkadaşlar, böyle bir nokta son noktaya vardığında enerjinin yenilip içilemeyecek bir şey olduğunu hep beraber göreceğiz. Umarım ki enerjideki temel sorun olan kayıpları ortadan kaldırarak daha demokratik ve ekolojik sistemi tahrip etmeyen bir enerji politikasına yönelerek ve özellikle ortak varlıklarımız olan ormanları, gölleri, akarsuları, dereleri, sahilleri tahrip etmeden bunu hayata geçirirsek gelecek bizim açımızdan anlamlı olabilir. Ama bu gidişatla ne yazık ki kendi ekolojik yıkımımızı ve sonumuzu hazırlıyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)