Konu:Bdp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:3
Birleşim:30
Tarih:28/11/2012


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Barış ve Demokrasi Partisinin özgür, özerk, demokratik üniversitelerin inşa edilmesi amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulması önerisi üzerine lehte söz aldık ve destekliyoruz. Umarım, siz de buna destek vereceksiniz. Özgür, özerk, demokratik üniversite nasıl kurulur, öğrenciler ne gibi sorunlar yaşıyor; bunun yüce Meclis tarafından araştırılması gayet, makul, mantıklı, masum bir talep. Herhâlde buna destek verirsiniz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, üniversiteler, bildiğiniz gibi, öğrencilerin herhangi bir politik, dinî baskı olmadan, özgürce düşündükleri, düşüncelerini açıkladıkları evrensel bilim kentini ifade eder. İnsanlık tarihine baktığınızda, gerek İslam tarihinde Endülüs Dönemi'nde gerekse Avrupa tarihinde aydınlanma üniversiteler sayesinde başlamıştı. Yine, Antik Yunan Dönemi'nde üniversiteler özellikle toplum üzerindeki dinî baskıdan uzak, bilimi esas alan, özgür düşünceyi esas alan mekânlar olmuştur.

Dolayısıyla, bugün de ülkemizde yaşanan sorun, üniversitede yaşanan sorun bununla ilgilidir. Öğrenciler, öğretmenler örneğin "Füze kalkanı değil; demokratik üniversite, demokratik lise istiyoruz." diyorlar, bunlar hakkında dava açılıyor, altı yıl hapis cezası veriliyor. Yani, hakikaten hayret ediyorum. Ya, bunlar bizim çocuklarımız yani hepimizin çocukları. Bir empati yapın yani çocuklarınız üniversite okuyor, genç, delikanlı, yerinde duramayan, fikrini özgürce açıklayan, belki de biraz radikalce açıklayan -gayet de doğaldır- bu insanları alıyor polis, çeşitli yöntemlerle sorguluyor, hadi bakalım, örgüt üyesi, yok "Bunu yaptın, onu yaptın, yasak yayın bulundurdun. Terör örgütü üyesisin." diyerek içeri atıyor. İki yıldan fazla tutuklu olan 20'nin üzerinde üniversite öğrencisi var değerli arkadaşlar. Yani bunlar bu ülkenin evlatları, bu ülkenin kaynakları; bunlara sahip çıkmalıyız. Empati yapmanızı istiyorum sadece.

Bakın, Sayın Başbakan bir şiir okudu diye dört ay hapiste yattı, o mağduriyetini her ortamda kullandı, ülkeye Başbakan oldu ve hâlen de kullanıyor, değil mi? "Efendim, ben bir şiir okudum, ben fikrimi açıkladım; böyle bir şey olur mu!"

İşte bugün de değerli arkadaşlar, 600'ün üzerindeki öğrencinin, tutuklu öğrencilerin çoğu aynı hâldedir, fikrini açıklamış. Farklı düşünebilir, gayet doğaldır yani öyle de olmalıdır üniversite öğrencisi zaten. Delikanlı, adı üstünde. Yani bırakalım, bu çocuklar başkasına şiddet göstermediği sürece, başkasının özgürlük alanına tecavüz etmediği sürece, bizi şoke eden, bizi rahatsız eden, toplumu rahatsız eden fikirlerini dahi özgürce söyleyebilsinler. Buna destek vermezsek, öğrencilerimizin önündeki bu engelleri kaldırmazsak bu ülkede ne demokrasi gelişir ne insan hakları gelişir ne bilim gelişir. Az önce AKP Grubu adına konuşan arkadaşımız "Biz Esed rejimine karşıyız." falan diyor, "Baskılara, kısıtlamalara karşıyız." diyor ama şimdi en büyük baskı işte üniversitelerde. Yani öğrenci arkadaşlar, Galatasaray Üniversitesinden Cihan Kırmızıgül yirmi iki ay tutuklu kaldı, Ege Üniversitesinden Rauf Düzsöz -isim veriyorum- üç yıl tutuklu kaldı. "Füze kalkanı değil, özgür lise istiyoruz." diyen Gülşah Işıklı (öğrenci), Meral Dönmez (öğretmen) altı yıl ceza aldı.

Ben bir hukukçu olarak gerçekten inanamıyorum. Ha, diyeceksiniz ki: "Efendim, işte, yargı karar verdi." falan filan. Arkadaşlar, yargı bağımsız değil, siz de biliyorsunuz ki yargı bağımsız değil; bir. İki: Yargıyı emniyet manipüle ediyor, polis manipüle ediyor. Savcılık yaptım ben yirmi dört yıl dokuz ay boyunca. Polis savcıya evrakı getirir, "Efendim, bu öğrenciler bunu, bunu, bunu yaptı, konuşmalarını dinledik, komiteden bahsetti?" Sınav komitesinden bahsediyorlar, az önce arkadaşım söyledi, sınav komitesi. Sen "Bu, KCK komitesidir." diye bu öğrenciyi içeri atıyorsun.

Bakın, Türkiye'de tıp fakültesine girmek için -tıp fakültesinde öğretim üyesi olan arkadaşlarımız var, hocalarımız var, yine tıp doktorları var aramızda- bugün ilk bine, ilk 2 bine girmek? Bunlar pırıl pırıl çocuklar, yazık yani. Çoğumuzun çocuğu giremiyor, benim kızım giremedi tıp fakültesine. Ee, şimdi, bu çocuklar, 13 tane tıp öğrencisi, ilk 500'e giren çocuklar şu anda Sincan Cezaevinde tutuklu. Yazık değil mi, bu ülkenin kaynakları değil mi? "Efendim, sen KCK üyesisin." falan filan?

Devlete düşen görev, biraz da bu gençleri bu şekilde cezaevine atarak ıslah etmek değil. Islah etmiyorsunuz zaten, biliyorsunuz. Yani radikal fikirleri olabilir, KCK'nın görüşlerini savunuyor olabilir ama siz bunu oraya attığınız anda, o zaman bunu terörist yaparsınız işte; hele orada birde baskı yaparsanız? Çünkü, vatandaş, vicdan, insan, insan onuru haksızlığa isyan eder. Zaten insan olmak böyle bir şeydir yani "Yeter artık!" dediği zaman insandır. Allah'ın ona verdiği o ben, can, öz, ruh, ne derseniz deyin, o işte haksızlığa baş kaldırmayı emrediyor. Bu öğrenci, dolayısıyla, siz haksızlık yaptığınız anda, adil olmadığınız anda isyan eder, "Yeter." der ve devlete karşı isyanı kendisi açısından meşru görür.

"Devlet" demek, zaten adalet üzerine inşa edilen bir kurumdur yani adil olmayan devletin zaten meşruiyeti yoktur, meşruiyeti tartışılır. Yine, devletin klasik devlet fikrini açıklayan toplum sözleşmesi gereğince de eğer devlet adil değilse insanların ihkakıhakkı meşru olur, bu haklarını geri alıp bu haklarını kullanabilirler.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, "Efendim, bu öneri işte BDP'nin önerisidir, CHP'nin önerisi, MHP'nin önerisi." diye bakmayın lütfen yani bu ciddi bir konu. Üniversitelerimizde nedir sorun? Öğrencilerimiz niye sıkıntı yaşıyor? Bu konudaki Meclis araştırması açılması yönünde verilen önergeyi destekleyelim, bir komisyon kurulsun. İçimizde çok değerli üniversite çalışanı öğretim üyeleri, akademisyenler var, hukukçular var; bu arkadaşlarımız araştırsınlar, neler yapılabilir, gençliğimizi nasıl kazanabiliriz? Size göre birileri bu öğrencileri alıp terör örgütlerine katıyorsa bile, eğer böyle düşünüyorsanız bile bunu nasıl önleyebiliriz, bunu bir araştıralım yani nerede problem var, öğrenci niye oraya gidiyor?

Diyorsunuz ya "İşte efendim, kandırılıp çıkarılıyor dağa falan, oraya." Ee, niye kandırılıyor? Yani sen devlet olarak bu adamı kandıramıyorsun da bir terör örgütü niye kandırıyor? Nerede problem var? Bu konuların araştırılması için sizin de destek vermeniz gerekir diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, "Bu evlatlar bizim, bu çocuklar bizim." diyorum. Sözümü daha fazla uzatmadan Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)