Konu:Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:51
Tarih:12/02/2019


Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BURAK ERBAY (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İktidara geldiği günden beri ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmalayan, bu kaynakları uluslararası şirketlere ve yandaşlarına peşkeş çeken AKP, on altı yıldır olduğu gibi yine "yerli" ve "millî" söylemlerinin arkasına saklanmaktadır. Bu yağmanın en açık göstergesi Maden Kanunu'nun on altı yılda 14 kez değiştirilmesidir. Kanun teklifinin gerekçesinde çevre üzerinde olumsuz etkilerin en aza indirilmesinin hedeflendiği yazılmış ama gelin görün ki çevreyi koruyacağını söyleyen bu kanun teklifi termik santrallerin, baca gazı arıtma, rehabilitasyon, kül depolama alanları gibi çevre yatırımlarının tamamlanması için verilen süreyi 2021 yılına kadar ertelemektedir.

Değerli milletvekilleri, şu bir gerçek ki: Her madenin çıkarılması için birçok farklı kimyasal kullanılmakta ve bu kimyasallar doğamızı, çevremizi, denizlerimizi, havamızı kirletmekle kalmamakta, tüm içme suyu kaynaklarımıza büyük zararlar vermektedir. Ülkemizde birçok bölgede Devlet Su İşleri ve Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından su havzaları tespit edilmiş olmasına rağmen bu alanlarda maden işletmesine izin verildiği görülmektedir. Maden araması sırasında kullanılan kimyasallar içme suyu kaynaklarına karışarak insan hayatını çok ciddi şekilde etkilemektedir. Plansız maden aramaları turizm bölgelerimize, narenciye bahçelerine, zeytinliklere ve tarım alanlarımıza da zarar vermektedir.

"Bu yasa hazırlanırken maden alanlarının açılmasından etkilenmesi muhtemel olan turizm sektör temsilcilerinden, Devlet Su İşlerinden, büyükşehir belediyelerinin su kanal daire başkanlıklarından görüş aldınız mı?" diye sormak gerekiyor ama yasa teklifine baktığımızda, kimseden görüş almadan, AKP'nin yine kendi başına bir kanun teklifi hazırladığını görmekteyiz.

Değerli vekiller, Muğla Yatağan Gökgedik köyünde, cam ve seramik sanayisinde ham madde olarak kullanılan feldspat madeninin çıkarılması için kullanılan kimyasallar sonucunda köylüler sağlıklarını, hayvanlarını, sularını ve tek geçim kaynağı olan beş yüz altı yüz yıllık fıstık ağaçlarını kaybetmeye başladı. Uzun vadeli ve bütüncül planlamanın yapılmaması ve Muğla'da maden sahalarının her geçen gün verilen ruhsat sınırlarının dışına çıkması nedeniyle köyler bulunduğu yerden taşınmakta, insanlar yıllardır yaşadığı topraklarını terk etmek zorunda bırakılmaktadır. Şu ana kadar birçok köy yerinden edildi ve bu plansızlık devam ederse birçok köy daha yerinden edilecektir. Bu durum bölgenin sosyolojik, kültürel ve ekonomik yapısını da bozacaktır.

Yapılan bir araştırmaya göre Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Santrallerinden otuz yıl boyunca toplam 28 bin kilogram cıvanın havaya salındığı tespit edilmiştir. Bu 3 santral doğaya her yıl toplamda 1.100 kilogram cıva salmaya devam etmektedir. Bu cıvanın dörtte 1'i deniz suyuna, diğer dörtte 1'i de tarım arazilerine ve ormanlara karışmaktadır. Yatağan Deştin havzasında verilen maden ruhsatı Deştin su havzasındaki su kaynaklarının kirlenmesine sebep olmuştur.

Değerli milletvekilleri, birçoğunuz eşiniz, çocuğunuz ve torunlarınızla birlikte tatil için Muğla'ya gelmişsinizdir. İşte, tatile geldiğinizde, maalesef her geçen gün daha da kirlenen bu havayı soluyorsunuz, civanın karıştığı bu denizde yüzüyorsunuz. Madenlerin doğamıza, denizlerimize, sularımıza, toprağımıza verdiği zarar ortadadır. Bu yüzden bu hayati konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi bir zorunluluk ve çocuklarımıza karşı bir görevdir.

Değerli milletvekilleri, akılcı ve bilimsel bir politika izleyerek çevreye ve doğaya zarar vermeden madenlerimizi işletmeli ve madenleri mamul hâline getirerek, ülkemize katma değer sağlayarak projeleri hayata geçirmek için Meclis olarak gerekli çalışmaları yapmalıyız. Bizim Meclis Genel Kurul çalışmalarımızı yakından izleyen ve duyarsız kalmayarak bir imza kampanyası başlatan 5 ilden 8 çevre derneği ve çevre platformunun çağrı metnini okuyarak konuşmamı sonlandırmak istiyorum.

"Madde 45, ömrünü doldurmuş en az 10 termik santrale iki yıl daha baca gazı filtresi olmadan veya limitlere uymadan çalışma izni verecek. Madde 45'in kabul edilmesi, yılda 1.100 erken ölüm, 800 kronik bronşit vakası ve 1.500 hastaneye yatışın yanı sıra, her gün 170 çocukta astım demektir. Temiz hava solumak bir haktır, iki yıl daha beklemez. Mecliste bulunan siyasi parti grup başkan vekilleri ve diğer milletvekillerinden, Zonguldak Çatalağzı, Çanakkale Çan..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

BURAK ERBAY (Devamla) - "...Kütahya Seyitömer ve Tunçbilek, Manisa Soma, Muğla Yatağan, Kahramanmaraş Elbistan, Sivas Kangal, Şırnak ve Karabük'te bulunan bu kirli santrallerin iki yıl daha havayı kirletmesine izin verecek madde 45'i reddetmelerini istiyoruz."

Biz milletvekillerine bu çağrıyı TEMA Zonguldak Temsilciliği, Yaşanabilir Zonguldak Platformu, Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu, Muğla Çevre Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Turgutlu Çevre Platformu, Salihli Çevre Derneği yapmaktadır. Gelin bu çağrıya sessiz ve tepkisiz kalmayalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)