Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:49
Tarih:06/02/2019


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli izleyiciler; ben de sözlerime hepinizin çok iyi bildiği, kimilerinin Kızılderililere, kimilerinin Afrika halklarına atfettiği bir sözle başlamak istiyorum: "Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık."

Şimdi, bu gerçeklikten hareketle Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen bu grup önerisinde Yusufeli ilçesinin yerinin değiştirilmesi kararı üzerine görüşlerimizi ifade edeceğim. Arkadaşımız bir kısmından bahsetti, Yusufeli nüfusu sürekli azalan bir ilçe. 1990 yılında nüfusu 35 bin civarındayken 2015 yılında 20.917 olarak sayılmış. Beraberinde, yine -bu yapılacak barajın altında- tarım alanlarının oldukça az olduğu bir ilçe olan Yusufeli'nin zaten yüz ölçümünün yüzde 5'i kadar tarım alanı var ve bu alanlar da yine yapılacak barajın altında kalacak.

Şimdi, bu çerçeveden hareketle baktığımız zaman yani kentlerin yerini değiştirebilirsiniz, binaların yerine çok çok daha güzel binalar yapabilirsiniz. Diğer başka şeylerde, bina örnekleri olarak İstanbul'da gökdelenleri yapıp da övündüğünüz zaman gibi yine övünebilirsiniz ama her coğrafyanın insanıyla beraber binalarının da coğrafyasının da taşının, toprağının da bir hafızası vardır arkadaşlar. Siz bu hafızaya rağmen iş yapmaya kalktığınız zaman âdeta Avatar filmindeki hayat ağacının verdiği refleks gibi doğanın size refleks verdiğini görürsünüz. Ne olur? "Otoyol yaptık." dersiniz, "Karadeniz Otoyolu'nu yaptık." dersiniz ama sürekli heyelanlarla karşılaşırsınız, sürekli yolun trafiğe kapandığını veya çok sayıda insanın, evin sular altında kaldığını görürsünüz. Brezilya'da görüldü; maden ocakları açılmıştı, o çamur kümeleri kentlerin üzerine yürüdü, 350 civarında insan yaşamını yitirdi. Niye? Çünkü Amazon dünyanın soluk alıp verdiği yerdi. Siz doğaya rağmen iş yaparsanız doğa size cevabını veriyor.

Şimdi bir kenti geçmişiyle birlikte sular altında bırakacaksınız; Hasankeyf'te olduğu gibi, Halfeti'de olduğu gibi. Bizler bu öyküleri çok iyi biliriz. O anlamda tarihimizi, insanlığımızı, bizi canlı canlı olarak gömecek bu tür politikalardan kaçınmalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - İzninizle Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Vekil.

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Ve şunu hatırlatayım: Eğer bir yerde doğa katlediliyorsa bilin ki orada insanlar ve insanlık katlediliyordur. Doğa bizden bağımsız değil, biz bu doğadan bağımsız değiliz, böyle görmek lazım.

Şimdi şu ifadeyi tekrar etmek istiyorum: "Devlet kimdir? Devlet biziz. Ben halkım. Ben bu toprakların hamuruyla yoğrulmuşum. Ben halkım, devlet bizim sayemizde devlettir." demişti Havva Ana Cerattepe'de, değil mi arkadaşlar. O Cerattepe'nin de patronları vardı, oradaki maden şirketinin. Hani millete böyle sinkaflı sözler de sarf etmekten hiç de imtina etmeyen birileriydi ama oralar, o doğa onlara peşkeş çekilmişti.

Yine aynı şekilde sevgili Bülent Şık kalktı, bir rapor yayınladı üç yıldır devletin arşivlerinde olan ve o arşivler açılmadığı için, halk bilgilendirilmediği için ve gerekli tedbirler alınmadığı için kanser oranlarının nasıl arttığına işaret ediyordu, âdeta devletin gizli kayıtları gibi kalkıldı, on iki yıl gibi bir ceza verildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Çok özür diliyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayın...

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Cezayı alması gerekenler acaba oradaki o önlemleri almayanlar mıydı, yoksa Bülent Şık mıydı? Benim vicdanımca şüphesiz ki o önlemleri almayanlardır.

Arkadaşlar, insanlık aşırı üretiyor, gereksiz yere tüketiyor. Bundan kaçınmak lazım. Parayı ve gücü çok sevmemek lazım ama doğayı ve insanı sevmek gerekiyor. Borcumuza sadık olmalıyız. Doğaya olan borcumuza sadık olmalıyız yoksa bugün Antalya'daki yaşanan hortum felaketi gibi daha önce hiç alışık olmadığımız felaketleri görürüz.

Ve ben son olarak şunu söylemek istiyorum: Burası bir Parlamento, yasama ve denetleme organı ama aynı zamanda da her Parlamento bir vicdan mahkemesidir, bizler de onun yargıçlarıyız. Rolümüzü ve sorumluluğumuzu iyi ve doğru bilelim.

Sağlıkla kalın arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)