Konu:Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:47
Tarih:17/01/2019


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce 15 Ocak 2019 Salı akşamı başlayıp Çarşamba devam eden, Mersin'i etkisi altına alan fırtına ve yağıştan dolayı zarar gören Mersin halkına, hemşehrilerime geçmiş olsun diyorum. Umarım gerek Meclis gerek iktidar gerekli özeni gösterir, Mersin'i afet bölgesi olarak ilan eder çünkü binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı.

Değerli milletvekilleri, bugün Gelir Vergisi Kanunu'yla ilgili konuşacaktım ama dün Millî Eğitim Bakanlığında çok ilginç bir olay gerçekleşti. Bu trajikomik olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Olayı "Mektepli Gazete" adlı millî eğitimle ilgili, eğitimle ilgili haber yapan internet sitesinden aldık, araştırdık, gerçekten dehşete düştük. Vatandaşın biri çıkar, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç'e bir dilekçe verir. Kendisini de -burası çok önemli- Anayasa Demokratik Hukuk Konseyinin Yüksek İstişare Konsey Başkanı olarak tanıtır; şekilli bir STK. Dilekçede 20 Ocak 2019'dan 31 Ocak 2023'e kadar Millî Eğitim Bakanlığının il, ilçelerdeki salonlarının derneğe tahsis edilmesini talep eder. Peki bunu niye istiyor? Üç sebep ortaya koyuyor. Bir, gençleri gittikçe yaygınlaşan uyuşturucu batağından kurtarmak, bilinçlendirmek; güzel. İki, kadına olan şiddetin yaygınlığını azaltmak, gençleri bilinçlendirmek. Üç -tırnak içinde söylüyorum, bana ait değil, en önemli gelen sebep bu- "Sayın demokrasi kahramanı, 15 Temmuz kurtuluş savaşı başkomutanı, yiğit lider Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan"ın on yedi yıllık icraatlarını bu salonlarda çocuklara anlatacakmış. Tabii, Bakan Yardımcısı, Recep Tayyip Erdoğan ismini görünce hiçbir şey araştırmadan izni veriyor. Önce Genel Müdüre yazı yazıyor. Bakın yazı burada, İsmet Çolak, Genel Müdür. İncelemeden bu yazıyı alıyor, tüm il Millî Eğitim müdürlüklerine yollanıyor. Millî Eğitim müdürlükleri il, ilçeye yolluyor ve Bursa EĞİTİM-İŞ Başkanı diyor ki: "Bu adam kim, bu dernek kim, bir bakalım." Ne Bakan Yardımcısı akıl etmiş ne genel müdür akıl etmiş ne Millî Eğitim müdür yardımcıları, müdürleri akıl etmiş. Ne çıkıyor ortaya? Mehmet Sarıaslan, teminatsız, ipoteksiz, kefilsiz kredi dağıtan, devlet ilişkilerini kullanan bir adam. Peki, böyle bir STK var mı? Asla yok. Bakın, bu kişi belediye başkanlarıyla da görüşüyor, herhâlde onlara da kredi sağlıyor. Bu kişi AK PARTİ'li bakanlarla da görüşüyor. Mesela, Ataşehir Belediye başkan adayınızla görüşmüş.

Şimdi, devlette gelinen nokta bu. Maalesef devlet bu durumda. Neden bu durumdayız, neden liyakat yok, neden etik yok, neden disiplin yok, neden hiyerarşi yok? Çünkü bu ülkeyi bakanlar yönetmiyor. Sarayın akrabaları bakan yardımcısı olmuş, onlar bakanları yönetiyor. Eğer ki bir devlette etik yoksa, liyakat yoksa, disiplin yoksa, bir tek isim her şeyi yapmaya yetiyorsa bu devlet bu hâle gelir.

Bu dernek bir terör örgütü olabilirdi, çocukları orada toplayıp o çocukları öldürebilirdi, terör propagandası yapabilirdi. Neden araştırılmıyor? Çağdaş bir devlette, onurlu idarecilerin olduğu bir ülkede bu bakan istifa eder; hadi istifa etmedi, olayı araştırır, o bakan yardımcısını görevden alır, tüm Millî Eğitim müdürlerine bunun hesabını sorar. Ama ben bunu göremiyorum. Bu ülkede tek bir isim her şeyi yapmaya yetiyor.

Bakın, bu kişi, kredi pazarlayan AK PARTİ'nin taşeronlarından birisi. Bunu EĞİTİM-İŞ'in Başkanı tesadüfen çözüyor. Ya göremediklerimiz, ya duyamadıklarımız, ya bilmediklerimiz. Bu, Millî Eğitim Bakanı, o kadar üzücü ki. Bu bakanlar içerisinde kendisinden bir parça belki ümidimiz vardı, "İyi şeyler yapar." diyorduk; yazık, o da basiretsiz çıktı, o da yönetemiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başarır, tamamlayın sözlerinizi.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bence, bu ülkeyi yönetenler hatalarından dolayı artık hesap vermeli, hesap vermek zorunda. Sizin hatalarınız yüzünden bu ülkenin insanları, gençleri, çocukları zarar görmemeli. Olay net, bakın evraklarla açıklıyorum. Biz çocuklarımızı, bu nesli, evlatlarımızı kime teslim ediyoruz, kimin elinde? Ne olduğu belli olmayan insanlar geliyor, yazıyı alıyor, salonlara gelecek, gençlere konuşma yapacak. Bence, lütfen, bu olayı araştırın; Bakana bu olayın hesabını sorun, en azından bu yazıyı yazan Bakan Yardımcısını görevden aldırın.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Başarır.