Konu:Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:47
Tarih:17/01/2019


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; 39 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yerel seçimler yaklaşırken, iktidar partisi olarak tabii ki seçimlerde uğrayacağınız yenilgiyi bertaraf edebilmek için sürekli getirdiğiniz torba kanunlar aracılığıyla seçim yatırımı yapmaya ve yenilgileri önlemeye çalışıyorsunuz. Bunu yaparken de her alanda olduğu gibi, Anayasa ve İç Tüzük'ü çiğneyerek, yangından mal kaçırır gibi kanun yapmaya çalışıyorsunuz, alelacele kanunlar çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bir taraftan patır patır torba kanun teklifleri komisyona geliyor. 71 maddelik kanun teklifi Komisyondan çıkıp Genel Kurula geliyor, ondan sonra arkasından başka bir torba teklif, işte bu 17 maddelik torba teklif Komisyona geliyor. İç Tüzük'e aykırı bir şekilde, hemen ertesi gün görüşülmek üzere Komisyon toplanıyor. Bu tekliflerin içinde yeri geliyor -özellikle dün bitirdiğimiz 71 maddelik teklifte- 40-50 farklı kanunda yapılan değişikliklerle, muhalefetin incelemesine fırsat bile vermeden, bu kanun tekliflerinin tartışılmasını, görüşülmesini ve buradan geçirilmesini istiyorsunuz. Yani öyle bir hâle geldi ki artık, ittifak ortağınız MHP de dâhil olmak üzere, muhalefet partisinin birçok milletvekili olarak sizlere bu konuda, bu işin suyunun çıktığı, cılkının çıktığı şeklinde eleştiriler yapıyoruz. Ama Sayın Bekaroğlu'nun da buradan, bu kürsüden biraz önce söylediği gibi -"Bıktık artık." dedi- ben yedi aylık yeni bir vekilim, ben yedi ayda bıktım. Özellikle 2'nci, 3'üncü, 5'inci döneminde olan milletvekilleri, siz hâlâ bıkmadınız mı; ben hayret ediyorum. Bu yanlıştan ne zaman, nasıl döneceğiz, onu da merak ediyorum. Kısaca, her getirdiğiniz torbayla yasamayı oy avcılığı ekonomisine de hizmet eder hâle getirdiniz. Her torbaya biz EYT mağdurlarını, 3600 ek gösterge bekleyen öğretmenleri, polisleri, din görevlilerini, sağlık çalışanlarını koyalım diyoruz ama bir türlü o torbaya bunlar girmiyorlar. Evet, bunlar yok ama gelen torbada birtakım vergi muafiyetleri, indirimler, istisnalar oluyor, vatandaşın lehine şeyler getiriliyor uygulamalarda ama -"ama"sı var- bizde bir laf vardır "Bir işi babanın hayrına yapmıyorsun, senin de çıkarın vardır." diye.

Şöyle bir genel ekonomik duruma göz atacak olursak, bir taraftan kaşıkla verilen aflar, muafiyetler ve istisnalar, diğer taraftan kepçeyle alınan vergiler var. Asgari ücrete yüzde 26 zam yapıp yüzde 23,73'e yükselttiğiniz vergi, harç ve cezalarla bunu çalışanlardan fazlasıyla geri alıyorsunuz. İşsizlik ciddi bir sorun hâline geldi. Son açıklanan zorlama işsizlik rakamlarında işsizlik oranı 11,6 ve işsiz sayısı 4 milyona ulaşmış durumda. Tarım dışı işsizlik yüzde 13,6. 15-24 yaş arası genç işsizlik ise yüzde 22,3 yani neredeyse gençlerimizin yarısı işsiz duruma gelmiş durumda. İşsizlik Fonu'nda biriken 120 milyar TL civarında bir para vardı, onu da başka alanlarda kullanıyorsunuz. Vatandaşın kredi kartı borcu 103 milyar olmuş. Eskiden borcu borçla kapatmak eleştirilirdi ama ne hikmetse öyle bir hâle geldik ki bugün kamu bankaları kart borçlarını yapılandırma yarışına girdi yani borcu borçla kapatmak şimdi devlet eliyle gerçekleştirilmeye başlandı çünkü vatandaş perişan, bütçe delik, borçlarını ödeyemiyor, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor, ekonomi dönemiyor.

Devlet vatandaştan fena; 72,6 milyar lira olan bütçe açığımız, 117 milyar lira tefecilere ödenecek faiz borcu, 500 milyar dolar sınırına yaklaşmış dış borcumuz var. Böyle bir tabloda siz torba torba getirdiğiniz düzenlemelerden medet umar ama hâlâ yapısal çözümleri uygulamaz hâldesiniz. Dünyanın enflasyonu en yüksek ilk 10 ülkesi arasına soktuğunuz ülkemizde ekonominin iyi olduğunu söylemeyi nasıl kendinize kabul ettirebiliyorsunuz buna da hayret ediyorum doğrusu.

Biraz da kanun teklifindeki maddelere kısaca değinmek istiyorum. Örneğin madde 1'de -hani biraz önce dedik ya içinde iyi şeyler de çıkıyor vatandaşın lehine falan- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nda bir düzenlemeye gidiliyor. Bu düzenlemeyle, başta ev hanımları olmak üzere, oturdukları evlerde imal ettikleri -ben özetliyorum gerekçeyi- havlu, örtü, dantel, turistik eşya, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri iş yeri açmaksızın satanlara, esnaf muaflığından faydalanan vatandaşlara yeni bir vergi muafiyeti getiriliyor.

Öncelikle, biraz önce soru-cevap bölümünde de tartışıldı, Komisyon Başkanımız da cevap verdi; şimdi, bu gerekçede tanımlanan "başta ev hanımları olmak üzere" tanımı üzerinde duruldu. Gerçekten böyle bir cinsiyetçi yaklaşımı kullandıkları için ben, bu teklifi buraya getiren başta Cemal Öztürk olmak üzere Uğur Aydemir, İsmail Güneş vekillerimizi daha dikkatli olmaya davet etmek istiyorum. Yani kınıyorum demek istemiyorum, daha dikkatli olmaya davet etmek istiyorum ama eğer bu dikkat yapılmazsa bunun üzerinde durulmazsa biz bunu tabii ki daha fazla kınamaya devam edeceğiz.

Bu vatandaşlarımız gelir vergisinden muaf imal ettikleri ürünleri elektronik ortam üzerinde satamıyorlardı daha önce, şimdi bunları satabilsinler diye bir muafiyet getirildi. Bununla ilgili de yıllık asgari ücretin brüt tutarı, işte 30 bin TL gibi... Bu da tartışıldı biraz önce ve Komisyonda da tartışıldı "Neden daha yüksek olmasın?" diye. Evet, neden olmasın? Bu rakam tekrar değerlendirilebilir. İşsizliğin çok yüksek olduğu bir dönemde vatandaşlara yeni bir imkân sağlıyor. Bu nedenle, biz buna vatandaşın hayrına diyebiliriz ama şunu da eklemek istiyorum: Bunun hesabı yapılmamış, ne yararlanacak kişilerin sayısı belli yani ne kadar gelir elde edecekleri belli, brüt asgari ücret sınırlamasının nasıl yapılacağı da net belli değil.

Aslında, kanun teklifinin tamamına baktığımızda, üzerinde çok da doğru, çok da iyi analiz yapılmadığını, gerekçelendirilmediğini, etki analizlerinin yapılmadığını görüyoruz. Aslında, yapılması gereken, iş gücü piyasasında kadın istihdamını teşvik etmek, nitelikli kadın istihdamını artırmak, kadın girişimciliği fırsatlarını güçlendirmektir. Umarım, bu düzenleme bu yönde çalışmalarla desteklenir.

Yine çok önemli bir madde, 7'nci maddeyle, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na eklenmesi teklif edilen yeni bir geçici maddeyle Rize İyidere, Bitlis'in Ahlat ilçesinde belirlenen alanlar ile İzmir Çandarlı Limanı ve Rize İyidere liman bölgeleri yapılaşmaya açılıyor. Geçici maddeyle, belirtilen yerlerde kamu kuruluşlarının ihtiyaçları olduğu söyleniyor, bu ihtiyaçlara yönelik, kıyıda yapı ve yapılaşmaya dair sınırlayıcı hükümleri kaldırıyoruz yani Kıyı Kanunu'nu deliyoruz arkadaşlar.

Bu görüşülmeden çok kısa bir süre önce, bir iki gün önce, Sayın Cumhurbaşkanı "Denizlerimizin kenarlarını, orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Şu para var ya, nelere muktedir; şu kapitalizm... Doğa şöyle olmuş, böyle olmuş, umurunda değil..." Hayret ediyorum gerçekten, helal olsun diyorum. Konuşan sanki muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, öyle sanırsınız dinlediğinizde.

Yani karalar aslında sizlere yetmedi; kamu kurumları dinlenme tesisleri, Cumhurbaşkanı sarayları için denizler, göller, kıyılar kanundan muaf olacak ve doldurulacak. "Limanlar" deniliyor, "üniversiteler" deniliyor; limanlar ve üniversiteler çatısı altına sığınılarak kıyılar talan edilecek. Saraykolik bir anlayışla Türkiye'yi yönetiyorsunuz artık ve donatıyorsunuz, kıyıları katlediyorsunuz. Özellikle Ahlat eski bir başkent, tarihî bir şehir, orada da bir Cumhurbaşkanı sarayı yapılacak. Bu düzenleme Ahlat'ın betonlaşmasına, kıyı ve doğa talanına yol açacak bir maddedir. İşte, bu madde de ne vatandaşın hayrına ne de memleketin; sarayın, yandaşın, iktidarın hayrına bir madde.

UEFA'yla ilgili bir madde var, 6'ncı madde; biraz önce tartışıldı. Bu konuda da şunu söylemek istiyorum: Özellikle Sayın Komisyon Başkanımız bir yorum yaptı "Almanya, Fransa gibi değiliz, kompleksli olmayalım." diye, bu tartışılırken. Özellikle UEFA Kupası, Süper Kupa ve 2022'de yapılacak Şampiyonlar Ligi final maçlarını oynayacak futbol kulüplerine ve organizasyonda görevli şirketlere KDV istisnasıyla ilgili "Almanya vesair ülkelerle karşılaştırmayalım." Ben bununla ilgili sadece şunu söyleyeceğim: Evet, karşılaştırmayalım da on altı yıldır bu ülkede kim iktidar? Hani uçmuştu bu ülke, hani lider ülkeydi, hani güçlü devlettik. Ne yaptınız on altı yıldır? Neden biz bu ülkelerin seviyesine yaklaşamadık da şimdi vergi imtiyazları sağlıyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayan Sayın Emecan.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu ülkenin bu vergiye ihtiyacı yok mu? Neden bu istisnaları sağlıyoruz? Bunun cevabını da duymak istiyoruz açıkçası yani böyle "Karşılaştırmayın." demek yerine.

Burada sık sık tekrarlanan bir cümle var "Halkımız bizi seçiyor ki her şey yolunda. Göreceksiniz, halkımız yine bizi seçecek." gibi. Değerli milletvekilleri, evet, belki bu gerçekleri siz halkla paylaşmıyorsunuz, anlatmıyorsunuz, halka bizim söylediklerimizin ulaşmasının önünü tıkıyorsunuz. 100 metre yarışa 90 metre avantajla giriyorsunuz ancak şunu da söylemek istiyorum: 90 metre önde başladığınız yarışın kalan 10 metresinde, 31 Martta tökezleyeceksiniz eğer böyle giderseniz. Ve sürekli yoksullaşan halk, işsiz genç, şiddet gören, katledilen kadın, eğitilemeyen çocuk, kepenk kapatan esnaf, geçinemeyen emekli ve üretemeyen çiftçi size 10 metreyi tamamlatmayacak ve bu ülke bir nebze de olsa nefes alacak ve 31 Mart-1 Nisan AKP iktidarından kurtuluşun başlangıcı olacaktır.

Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Emecan.