Konu:Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:46
Tarih:16/01/2019


Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde, Devlet Demiryollarıyla ilgili. Bütçe konuşmamda, AKP'nin başlangıçla belirtmiş olduğu, yola çıktıkları "3Y"yi "5Y" olarak tanımlamıştım. Bu "2Y" neydi? Biri yalandı, diğeri talandı. Talanın da en çok iki kurumda olduğunu söylemiştim, biri Enerji Bakanlığında diğeri de Ulaştırma Bakanlığında; işte bir ayağı da TCDD'de.

TCDD 2013 yılında serbestleştirildi, özelleştirmeyi kaldırdınız, serbestleştirdiniz. Amaç neydi burada? Aynen Devlet Hava Meydanlarında olduğu gibi altyapı hizmeti vermesi TCDD'nin ve üstyapı dediğimiz, işte birden fazla şirketin bu altyapıyı kullanarak uçağı uçurduğu gibi çeşitli özel şirketlerin Devlet Demiryollarının altyapısını kullanarak bir rekabet ortamının oluşturulmasıydı. Ama ne yaptınız? Devlet Hava Meydanları gibi değil, bir de TCDD'nin kendisine bağladınız bu taşımacılık şirketini. Böylece taşımacılık şirketini bir rekabet ortamından çıkardınız. Bu kanunda yapılması gereken değişiklikler aslında bu. Aynen Devlet Hava Meydanlarında olduğu gibi, TCDD taşımacılığının da serbest kalarak ayrı bir genel müdürlük, ayrı bir kurum olması gerekiyor yani TCDD'ye bağlı olmaması gerekiyor, bunun en kısa zamanda bu şekilde dönüştürülmesi gerekiyor.

Şimdi, geçen haftaki grup toplantısında Sayın Genel Başkanımız bir ihaleden bahsetti. Bu ihale, Diyarbakır-Mardin hattındaki 53,8 kilometrelik demir yolu hattıydı. Bu hat "iltisak hattı" diye geçiyor. İltisak hattı ne demek? Fabrikalara, organize sanayi bölgelerine, depolara çekilen, yük taşımacılığı için kullanılan bir hat. Buraya kadar normal. Yalnız, ihale yapıldığında ihaleye giren şirketlerden en düşük teklif 380 milyon olmasına rağmen, bir bakıyorsunuz 489 milyonla -milletin anasına küfreden, hani bütün kamu ihalelerini alan- Cengiz İnşaata veriliyor ihale. Yani, diyebilirsiniz ki...

Burada Bakana soru soruluyor, bir soru önergesi veriliyor. Soru önergesine Bakanın cevabı da şu oluyor: "Fiyat dışı unsurlarla yapılan değerlendirmeler..." "Nedir bu fiyat dışı unsurlar?" dediğimizde kimse cevap vermiyor.

Bakın, ben size fiyat dışı unsurları anlatayım: Hikâye aslında 2011 yılında başlıyor. 2012 yılında Mehmet Cengiz'in Eti Bakırı ile Turgay Ciner'in Park Holdingi gidiyorlar bir şirket kuruyorlar. Bu şirket bir enerji yatırım şirketi ve Mazı Dağı'ndaki Etibank Fosfat Tesislerini satın alıyorlar, hikâye buradan başlıyor. Daha sonra, o Park Holding bütün hisselerini Cengiz'e devrediyor ve Cengiz oradaki fosfat tesislerini işletmeye başlıyor.

Hemen yanında 950 dönümlük bir arazi var. Bu arazi, Özelleştirme İdaresi tarafından, ADÜAŞ dediğimiz Ankara Doğal Elektrik Üretim Şirketine devrediliyor. Bu da devletin kurumu -daha önce de bahsetmiştim- otoparkçılık yapıyor aslında bu kurum, bu özelleştirilenleri bir paket hâlinde satıyor. Önce bir ihale açıyor, diyor ki: "Hopa Termik Santralini, artı, İnebolu Limanı'nı biz bir paket yapıyoruz ve satacağız." Tamam, okey ve 5 şirket dosya alıyor. 5 şirket dosya aldıktan sonra 1 tek kişi teklif vermiyor; Cengiz İnşaat Eti Bakırı teklif vermiyor -4'ü teklif veriyor- ve ihale iptal ediliyor. Tam bir hafta sonra bu paket değiştiriliyor. Yani, Hopa Termik Santrali, İnebolu Limanı, yanına Ortaköy'de 900 metrekarelik bir arazi ekliyorlar, yanına Eyüp'te 6 bin metrekarelik bir arazi ekliyorlar ve yanına Mazı Dağı'ndaki 950 dönüm araziyi ekliyorlar, bir paketle çıkıyorlar ve ilk ihaleye girmeyen Cengiz İnşaat bir hafta sonra bu ihaleyi alıyor ve Mazı Dağı dâhil olmak üzere bu paketteki bütün tesisleri alıyor. Süreç devam ediyor ve daha sonra Danıştay 13. Dairesi tarafından bu ihale iptal ediliyor. Tamam, ihale iptal ediliyor. Zannedersiniz ki ihale iptal edildi; Hopa Termik Santrali, İnebolu Limanı, diğer araziler tekrar devlete geçti. Hayır, geçmiyor. Yeni bir ihale yapılmaksızın üç kalemi, İnebolu Limanı'nı, Eyüp'teki araziyi bir de Ortaköy'deki araziyi devlete bırakıyorlar, Hopa Termik Santrali'ni ve Mazı Dağı'ndaki 950 dönüm araziyi Cengiz'e bırakıyorlar ve hâlen Cengiz'in kullanımında, mülkiyetinde, şu anda bu bozulmuş değil. Yerinden öğrendim, siz de öğrenebilirsiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Kim o Cengiz, Cengiz Ünder mi!

HAYDAR AKAR (Devamla) - Şimdi, baktığınız zaman sevgili arkadaşlar, niye "yalan" ve "yağma" dediğimi burada çok rahatlıkla görebilirsiniz. Cengiz İnşaat bunu aldıktan sonra ne lazım ona? Oradaki ham maddeyi işleyecek veya sevk edecek tesisler lazım. Oradaki fosfat tesislerinde yüz yıl Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak kadar, gübre ihtiyacının yarısını karşılayacak kadar fosfat mevcut ve bunun nakliyesinin yapılması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayın Sayın Akar.

Buyurun.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Tam burada serbestleştirme yasası devreye giriyor aslında. Biraz evvel söyledim, iltisak hattı neydi? OSB'ler, fabrikalar, madenler kendilerine özel demir yolu yaptırabilirler, artık bu imkân tanınmış. Hayır efendim, burada Cengiz var. Cengiz oraya 400 milyon harcayıp bu hattı yapmaz. Kime yaptıracak? Devlete yaptıracak yani sacayağını tamamlıyor. Önce limanı alıyor, araziyi alıyor, hemen peşinden özelleştirmeden oradaki fosfat madenini alıyor ve hattını da oraya yapıyor ve devletten para alarak yapıyor, 489 milyon liraya yapıyor.

Arkadaşlar, sizden ricam ya, hiç mi merak etmiyorsunuz bu konuları? Bu Türkiye'de bu Cengiz'den başka, bu milletin anasına küfreden şirketten başka şirket yok mu? Niye her ihalenin altından, özellikle Devlet Demiryolları ve Karayolları ihalelerinin altından Cengiz çıkıyor arkadaşlar? Hiç mi merak etmiyorsunuz, hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bakın söylüyorum, açın bunu okuyun, Sayıştay raporlarına bakın, hikâyesine bakın. Çok basit aslında Cengiz için bu 489 milyon, milyar dolarlık ihalelerin yanında. Hiç mi rahatsız olmuyorsunuz bu işten?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Sizden ricam... Bu hepimizin malı, geleceğimiz. Bu bütçede Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan herkesin hakkı var, bir tek Cengiz'in hakkı yok veya "beşli çete" dediğimiz şirketlerin hakkı yok bunda, Türkiye'de yaşayan herkesin bunda hakkı var. Bizim vergilerimizle, çocuklarımızın geleceği karartılarak bu işler yapılıyor. Vicdan sahibiysek, inanıyorsak bu işlere bir gün de bir el atın ya, lütfen, rica ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Atmazlar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Ne zaman yapacağız biz bunu, ne zaman söyleyeceğiz? Dilimizde tüy bitti söylemekten ama asla bir arkadaşımız çıkıp da burada "Doğru söylüyorsunuz." ya da "Şuna bir el atalım." demiyor.

Bir bakın şuna, bir bakın diyor, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.