Konu:Vergi Kanunları İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:45
Tarih:15/01/2019


Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 37 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 40'ıncı maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Biraz sonra anlatacaklarıma, emeklilikte yaşa takılanların hak mücadelesinin Parlamento çatısı altında çözülmesine "boş işler" diyen Değerli Grup Başkan Vekili Cahit Özkan bunlara da boş sözler diyebilir ama biz milleti temsil ediyoruz; boş işlerle değil, milletin bizden istedikleriyle mücadele etmek zorundayız.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda AK PARTİ Genel Başkanı yeni bir lügat oluşturdu ve bu yeni lügate göre de toplumu avutmaya, uyutmaya çalışıyor. Hani zamma "fiyat ayarlaması" "fiyat güncellemesi" deniyor ya, artık özelleştirmeye de "işletme hakkının devri" diyoruz. AK PARTİ'nin Genel Başkanı ne dedi? "Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesi söz konusu değildir, işletme hakkını devrediyoruz." dedi.

Şimdi, sizlere 4046 sayılı Kanun Özelleştirme Yasası'nın 18'inci maddesindeki özelleştirme yöntemlerini aynı kanun maddesinden okuyarak ifade etmek istiyorum, kanun maddesi diyor ki: "Özelleştirme programına alınan kuruluşlar aşağıda belirtilen yöntemlerden birinin veya birkaçının birlikte uygulanması suretiyle özelleştirilir." Nedir bunlar? Bir; satış, iki; kiralama, üç; işletme hakkının verilmesi. Ne diyordu AK PARTİ'nin Genel Başkanı? "Biz özelleştirmiyoruz, işletme hakkını devrediyoruz." Yani bal gibi, millî savunma sanayimizin en önemli fabrikalarından birini uçan sarayın diyeti olarak Katar Emirine yirmi beş yıllığına peşkeş çekip özelleştiriyorsunuz.

Sadece bu mu son günlerde yapılan değişiklikler, sadece bu mu saraydaki değişiklik? Elbette ki hayır. Son zamanlarda birdenbire bir doğa, bir çevre sevgisi belirdi AK PARTİ Genel Başkanının dilinde ama az önce ifade ettiğim gibi, sadece dilinde. Ne diyordu AK PARTİ Genel Başkanı geçtiğimiz hafta? "Denizlerimizin kenarlarını, ormanlık alanları betona çevirme gayretinde olanlar var. Şu para var ya nelere muktedir, şu kapitalizm nelere muktedir. Doğa şöyle olmuş böyle olmuş, hiç umurunda değil. Orman falan kesiliyor, götürülüyor." Ne hikmetse aynı gün Parlamentoya Van Gölü'nün çevresini dolduracak ve kışlık, yazlık, uçan saraylar yetmediği gibi, bir de Ahlat'ta 1.071 metrekarelik bir saray inşaatı için Van Gölü'nün çevresini maalesef yapılaşmaya açmaya ilişkin bir kanun teklifini Plan ve Bütçe Komisyonuna getirdiler. Teklif ne içeriyor? Tıpkı Okluk Koyu'ndaki doğa talanı, Okluk Koyu'ndaki kıyı talanı gibi Van Gölü kenarlarının da talan edilmesini içeren bir teklif önümüzdeki günlerde bu Parlamento çatısı altında... Hani "Kıyılar talan ediliyor." diyor ya, işte kıyıları niçin talan etmek istediklerini bir kez daha ortaya koyacağız.

AK PARTİ'nin Genel Başkanının sözlerinin üzerinden daha üç gün bile geçmeden, az önce bahsettiğim Tank Palet Fabrikasının satışını, özelleştirmesini verdikleri BMC firmasına ait bir fabrikanın temel atma törenini gerçekleştirdiler. Bu temel atma töreni nerede oldu biliyor musunuz? Acarlar Gölü ve Longoz Ormanlarının bulunduğu alanda, mahkeme tarafından iki defa iptal edilmiş olmasına rağmen, o güzelim ormanlık alanın talan edileceği bölgede bir temel atma töreni gerçekleştirildi. Sadece Van Gölü mü? Longoz ormanları mı? Elbette değil. Şu elimde gördüğünüz Ataköy Sahili'nin 2008 yılındaki görünümü. Gördüğünüz gibi her taraf ormanlık ve yemyeşil, diğeri Ataköy Sahili'nin 2018'deki hâli. Hani kıyıları talan eden kapitalizm vardı ya, işte bu kıyılar, mahkeme kararlarına ve Cumhuriyet Halk Partisinin Bakırköy Belediyesinin defalarca mühürlemiş olmasına rağmen -işte 2008-2018- talan edilmiş durumda, işte kıyılarımızı talan eden anlayış. (CHP sıralarından alkışlar) Yetti mi? Elbette ki yetmedi. Burası zafer çığlıkları attıkları İstanbul Havalimanı'nın önceki hâli. Burada ilk ÇED raporunda 70 göl ve göletin bulunduğu yazıyordu, ikinci ÇED raporunda bu göl ve ormanların tamamı kâğıt üzerinde birdenbire yok sayıldı. Şimdi tekrar gösteriyorum; burası havalimanının kurulduğu yer, bugün o ormanlık alanın geldiği hâl.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Biçer Karaca.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Kim talan ediyor kıyıları, hep birlikte görüyoruz.

Burası bir ada "Demokrasi adası yapacağız." dediler. Demokrasi adası yapmak için imara açtılar. İşte o demokrasi adası bugün beton adası olmuş durumda.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Rezalet, rezalet!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Kim yapmış bunları ya?

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Burası Bodrum. Burada yangın çıktı "Asla yapılaşmaya açmayacağız." dediler. Ancak bugün geldiği nokta, evet burası artık bir orman ama oteller, betonlar ormanı. Burası türkülere mal olmuş Bodrum Aspat, şimdiki hâli bu. Ama sarayın "kapitalizm" dediğine eğer "dur" diyemezsek Aspat Koyu da bu hâle gelecek. Ben şimdi sizlere soruyorum: Ormanları talan eden kapitalizm mi yoksa saraydaki mi, sarayın yandaşları mı yoksa saraydaki beşli çete mi?

Değerli milletvekilleri, ben tüm bunları öncelikle sizlerin, ardından da milletimizin takdirine sunuyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Biçer Karaca.