Konu:25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’ne İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:29
Tarih:27/11/2012


25 KASIM KADINA KARŞI ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNܒNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla şahsım adına gündem dışı söz almış bulunuyorum ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekillerim, kadın, örf ve âdetlerimize göre yuvanın asıl sahibidir. Kadın, ailenin, aile ise toplumun temel direğidir. Kadın, insanlık âleminin yarısını teşkil eden, sadece bedeni değil, ruhuyla, duyarlılığıyla, merhametiyle ve aklıyla dünyayı dönüştürendir. Ülke nüfusumuzun yüzde 50'sinden fazlasını oluşturan kadınlar ulusal gücümüzdür. Kadına yönelik şiddet geçmişten geleceğe kronikleşen evrensel boyutlarda bir yaraya dönüşmüştür. Şiddet, ayrım yapmaz, tüm kadınları etkiler. Şiddetin karşısında duracak küresel vicdan Suriye, Arakan, Somali ve Filistin başta olmak üzere dünyanın her yerinde ağlayan bütün mazlum kadınlar, bütün mazlum anneler, bütün mazlum çocuklar için de yükselmelidir. Çünkü kadının maruz kaldığı şiddetin milleti olmadığı gibi dili, dini, ırkı ve mezhebi de yoktur. Hiçbir kültür, hiçbir gelenek ve hiçbir örf, hiçbir din kadına zulmü önermemekte ve mazur göstermemektedir ve sonuçta Rabb'im bizi yani insanları yeryüzünün halifesi olarak kılarken, bunu ayetlerinde açıkça ifade ederken cinsiyet ayrımı yapmamıştır. Biz, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, kadınların hiçbir değerinin olmadığı bir dönemde yetişip tek bir defa eşine ya da çocuğuna el kaldırmamış bir Peygamberin ümmetiyiz.

Değerli milletvekilleri, kadın hakları ihlallerinin önlenmesi yönündeki çalışmaların odağına nasıl ki kadına yönelik şiddeti koyuyorsak toplumdaki şiddetin kökünde de, özünde de aile içi şiddeti aramalıyız. Aile ve şiddet yan yana gelmemesi gereken iki kelimedir. İnsanlar en sevdiği arkadaşına şiddet uygulamazken, evinde çocuğuna, karısına maalesef şiddeti uygun görür. Bu, sadece çocuğunu ya da eşini kendi malı gibi görmenin bir sonucudur. Kadın ve çocukların, en çok güvende olmaları gereken yerde yani kendi evlerinde, en çok sevgi ve saygı bekledikleri eşleri, ağabeyleri, babaları tarafından şiddete uğramalarının verdiği zarar maalesef çok yıkıcıdır. Zira, bu durum sürekli tekrarlanmakta ve maalesef kişide öğrenilmiş çaresizlik oluşturmaktadır.

Unutmayalım ki cinsiyete dayalı şiddet, bir avuç psikopat erkeğin şiddet eylemi değil, maalesef, öğrenilmiş bir koddur. Bize düşen bu kodu değiştirmek, şiddetin çözüm olmadığını göstermektir. Kimse içindeki şiddeti ifade etmek için sokaktan geçen adamı dövmeyi düşünmez, çünkü bunun mutlaka bir yaptırımı vardır. Ev içindeki şiddetin de mutlaka, hukuksal yaptırımı gibi toplumsal yaptırımı da olmalıdır. Devlet, sosyal devlet ilkesi gereği aileyi korumak zorundadır.

Hükûmetimiz, şiddetten arındırılmış ailelerin sağlıklı toplumlar ifade ettiğinin farkında olarak, şiddetle mücadele kararlılığını gösterecek pek çok çalışma yapmıştır. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'u çıkarmış vaziyetteyiz. Bu yasa ile her kadın ve aile bireyi şiddete karşı devlet koruması altında bulunuyor ve sadece cezai yaptırımları değil, önleyici ve koruyucu tedbirleri beraberinde getiriyor.

Şiddeti önleme ve izleme merkezlerini kurduk. Ayrıca, tüm kamu kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanmasını, şiddete uğrayan kadına maddi yardım ve kreş yardımını sağladık.

Türkiye, CEDAW Sözleşmesi'ne 1985 yılında taraf oldu. CEDAW Komitesi 2010 yılında yaptığı oturumda, başörtüsüne karşı yasağın bir kadın hakkı ihlali ve insan hakkı ihlali olduğunu ifade etti ve kadına karşı bu şiddetin de ortadan kaldırılmasını Türkiye'den talep etti.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamı sonlandırırken, şiddete maruz kalan tüm kadınlarımızın, bu şiddete tanık olan çocuklarımızın ve dahası, şiddeti uygulayanların yüreklerinde açılan yaralara Azeri Şair Ramiz Rövşen'in bir şiiriyle seslenmek isterim:

"Kişiler bir olmuyor atam balası,

Korkağı var, yiğidi var.

Ama her kişinin öldükten sonra

Kabri üstünde ağlamağa

Bir kara paltarlı güzel bir kadına ihtiyacı var.

Sen ölende kim olacak gözlerini bağlayan?

Gardaşın mı olacak, ağabeyin mi olacak?

Bu dünyada belki sana en çok ağlayan

Senin ağlattığın kadın olacak." diyor.

"Kadına karşı şiddete hep beraber hayır!" diyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çalık.